Usta Öğreticiler Feryat Ediyor / Neslihan Akgün
77969 | | | 12-09-2008

Diğer Yazarlar

Yedi yıldan beri okullarımızda kadrosuz usta öğretici olarak çalışmaktayım. Bu süreden beri ek ders ücreti karşılığında çalışmaktayım. Almış olduğumuz ücret sadece ev kiramızı karşılamaya yetmektedir. Aldığımız ücretten daha önemlisi de, iş güvencemizin olmayışıdır.


Diğer branşlardan, KPSS’yi kazanamayan meslektaşlarımız şüphesiz başka işlerde çalışarak geleceklerine bir yön vermeye çalışacaklardır. Ancak bizler bu mesleğe fiilen çalışarak devam ettiğimiz için başka bir işte çalışmayı da düşünememekteyiz. Gelecekte ne olacağımız belli değildir. Bir yıl sonra hangi okulda görev yapacağımız, hatta dönem ortasında kadrolu öğretmen gelirse ne olacağımız, nereye gideceğimiz belli olmadan görev yapmaktayız. Bu belirsizlik bizleri endişeye sevk etmektedir. Bu nedenle de iş verimimizin azalmasının yanı sıra, her geçen yıl mesleğimizden uzaklaşarak yeni iş arayışlarına girmeye başladık. Halbuki bizler eğitimimizi bu alanda yaptık ve bu alanda çalışmak istemekteyiz.

 

Yapmış olduğumuz müracaatlarda, bize şu gerekçe sunulmaktadır: “Öğretmen olabilmeniz için öncelikle KPSS sınavını kazanmanız gerekmektedir, devletimizin kadro olanakları mezun olan tüm öğretmenleri atamaya yeterli değildir.”

 

Bizler elbette bu gerekçeyi anlıyor ve anlayışla karşılıyoruz. Ne var ki okul öncesi öğretmenliği atamalarında yaşanan sorun diğer tüm branşlardan farklı bir anlayışla yapılmaktadır.

 

Şöyle ki; son 6-7 yılda, okul öncesinde okullaşma oranı yüzde 10.2’den yüzde 18’e yükselmiş, öğrenci sayısında yüzde 258, öğretmen sayısında yüzde 180 artış olmuştur. Halbuki kadrolu öğretmen alımı bu artışlar dikkate alındığında komik denilecek düzeydedir. Bakanlığımız 2005 yılında 10.500 okul öncesi öğretmeni alımı yapmış, bunun sadece 500’ü kadroludur. Kalanı usta öğreticidir. 2006 yılında 16.042 öğretmen atamasından sadece 392’si kadrolu, 650’si sözleşmeli, kalan 15.000’i ise kadrosuz usta öğreticidir. Bu oranlara baktığımızda kadrolu öğretmen alımı 2006 yılında sadece yüzde 2.44 dür. MEB’in öğretmen ihtiyacının karşılanmasında bu komik oranda kadrolu öğretmen alımı, sadece okul öncesi öğretmenliğinde mevcuttur.

 

Bakanlığımız, okul öncesi eğitimde asıl öğretmen ihtiyacını kadrosuz usta öğreticilerle karşılamaktadır. Okul öncesi eğitimi teslim ettiği kadrosuz usta öğreticilerin hali de yukarıda özetlediğimiz haliyle içler acısı durumdadır.

 

Biz bu meslekte kadrolu öğretmenlerle aynı sürede çalışmamıza rağmen sigorta primlerimiz de tam olarak yatmamaktadır. Zaten yaz, yarıyıl ve resmi tatillerde de hiç yatmamaktadır.


Bunların yanısıra, usta öğretici olarak çalıştırılmamızda hukuki dayanaklar da mevcut değildir.


657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/A-4/B-4/C-4/D maddelerinde belirtilen istihdam şekillerinden hiçbirine tabii değiliz. Her ne kadar “1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47. maddesine dayanılarak hazırlanan 20.10.2000 tarih ve 24206 sayılı resmi gazetede yayımlanan usta öğreticilerin çalıştırılması” hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre çalıştırıldığımız iddia edilse de; yasa ve yönetmeliğin incelenmesinden anlaşılacağı gibi, orada yapılan “usta öğretici” tanımı bizlere uymamaktadır. Şöyle ki; yasa ve yönetmelikte “usta öğretici” kurs, seminer vb görevlerde geçici olarak görev yapan kişidir. Halbuki biz sürekli ve asli bir görev olan öğretmenlik hizmetini yapmaktayız.

 

7 yıldan beri çalışmama rağmen, kadro ilerlememde, terfilerimde, atama ve yer değiştirme usullerinde, çalışma süreme bağlı ücret artışında, ödül ve diğer özlük haklarımın tamamında hiçbir değişiklik olmadığı gibi bu konuda yasal düzenleme yapılmadığı sürece de olmayacaktır. Usta öğretici olarak bizler lisans-önlisans ve lise mezunları olarak görev yapmaktayız. Ancak farklı eğitim düzeylerinde olmamıza rağmen haklarımız açısından hiçbir farklılık mevcut değildir. Bu hususlar dikkate alındığında, 657 sayılı yasanın kariyer ve liyakat esaslarına açıkça aykırılık teşkil ettiği görülecektir.

 

Birlikte çalıştığımız ve aynı işi yaptığımız kadrolu ve sözleşmeli meslektaşlarımızın faydalandıkları özlük ve sosyal hakların hiçbirinden yararlanmamaktayız. Yukarıda bahsettiğim özlük haklarımızın yanı sıra, sosyal haklardan da yoksun bir şekilde çalışmaktayız. Örneğin yardım sandıkları, öğretmenevi üyeliği, indirimli seyahat kartı hakkı vb. hiçbir sosyal hak bize tanınmamıştır. Bu durum da dikkate alındığında, genel yasaların yanısıra Anayasa’nın 55. maddesinin “Devlet çalışanların yaptığı işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal haklardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” hükmüne de aykırılık teşkil ettiği aşikardır.


Ben, Anadolu Üniversitesi AÖF Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü’nü 2001 yılında kazanarak 2005 yılında mezun oldum. Bakanlığımızın üniversite ile yapmış olduğu 25.01.2000 tarihli protokol gereğince, 2. yılın sonunda kadrolu usta öğretici, lisans düzeyinde mezun olduktan sonra da öğretmenlikte öncelikli olarak atanma hakkım vardı. Ancak 2. yılın sonunda kadrolu usta öğreticilik hakkım verilmediği gibi, mezun olduktan sonra da hiçbir önceliğimiz olmadı.
Bu koşullarda görev yapan 20.000’in üzerindeki kadrosuz usta öğretici artık toplumun kanayan bir sorunu olmuştur. Yetkililerden sesimize kulak vermelerini bekliyoruz.

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top