Deli Gömleği / Mahmut Kaya
78489 | | | 07-04-2010

Diğer Yazarlar

 “İzmler, idrakimize giydirilmiş deli  gömlekleridir” demiş Cemil Meriç. Karl Marks da ideolojileri hâkim sınıfların egemenliklerini meşrulaştırma aracı olarak kabul etmiştir. Birçoğunun bu toprakların öz dinamikleri ile ilişkisi bulunmayan bu at gözlükleri, yıllarca toplumumuzu geri bıraktırdı. Kardeşi, kardeşe kırdırdı. Toplumsal, ekonomik ve ahlaki anlamda ciddi kayıplara yol açtı.

Fransız devrimi ile tüm dünyayı adeta bir bulaşıcı hastalık gibi saran Ulusçuluk, Osmanlı bakiyesinden kalan çoğulcu toplum yapımıza da maalesef bulaştı. Ve asırlarca birlikte yaşayan halklar birbirinden koptu/kopartıldı, birbirine düşman haline getirildi. Bu duruma hem içimizdeki hem dışarıdaki aktörler sebep oldular.

Şimdilerde Anadolu topraklarında kalan toplulukların yeniden kardeşlik bağlarını güçlendirmek üzere iyi-kötü bir çaba başlatılmış. Kardeşler arasındaki yapay uygulamalara son verilmek isteniyor, silahlar sussun; diller, yürekler konuşsun isteniyor. Lakin tam da bu noktada işin içine ideolojik hesaplar giriyor. Varlığını kan, gözyaşı, rant ve güç üzerine kuranlar, var olmanın hesabı ile insani duyarlılıklarını bir kenara itiyorlar. Yıllarca Osmanlı hayali kuranlar bir anda ulusçu kesiliyorlar, imparatorluğun dil, din, ırk çoğulculuğunu unutarak. Sosyal Demokratlık titrini kimseye kaptırmayanlar bir anda faşist rollere bürünüyorlar, demokrasinin tahammül, hoşgörü ve uzlaşı kültürü olduğunu unutarak.

Girişteki yargıya dönersek acaba tutum ve duruşlarımızla deli gömleğini ne için giyiyoruz ve  bizi birbirimizden ayrıştıran, bölen savunduğumuz ideolojiler hangi egemen sınıfların, kimlerin çıkarlarına hizmet ediyor. Dünyadaki gelişmiş ülkeler bırakın kendi halkı arasındaki psikolojik duvarları kaldırmayı komşu ülkelerle bile her türlü sınırları kaldırıp toplumsal ve ekonomik entegrasyon peşindeler. O halde bu ülke halkının insanca yaşama standartlarını engelleyen herkes birlik ve beraberliğimize kast ediyor. Bu bağlamda halkın refah ve özgürlüğünü esas alan uygulamaları savunan, hayata geçiren herkes de halk dostudur,  yaptığı iş takdire şayandır.

Haklarımıza ve özgürlüklerimize vurulmuş prangalardan bizi kurtaracak her adımı, yapanın kimliğine bakmadan desteklemekte fayda var. Biliyoruz ki tahakküm, sadece zalimlerin, zorbaların amacına hizmet eder. Öyleyse hiç kimse bu ülkede mağdur olan kesimlere verilecek haklar konusunda sara nöbetleri geçirmesin. Özellikle de eli kalem tutan aydın, yazar diye geçinen insanların buna daha çok dikkat etmesi gerekir. Bir toplumsal yara tedavi edilirken birilerinin bundan hastalanıyorum demesinin ne kadar abes olduğu aşikârdır.

Topluma bulaşmış tüm hastalıkların tedavisi bütün toplumun lehinedir. Olayları değerlendirirken zihnimize geçirilmiş ideolojilerin bizleri ne taraflara sürüklediğini de dikkate almak gerekir. Artık sürü mantığından kurtulup kendimize dönme zamanıdır. Başkasının aklı ile hareket etiğimizde bundan kimler ne tür faydalar elde ediyor durup düşünmekte yarar var. Birileri bizim çatışmalarımızdan kendilerine makamlar ve roller devşirmekte, güç ve iktidar sahibi olmaktadır.

Bunu önlemenin yolu ancak daha çok özgürlük, daha çok barış ve  daha çok muhabbetle mümkündür. Çünkü kin, nefret, düşmanlık, kavga her zaman için ayrıştırıcıdır. Sevgi, dostluk ve muhabbet de her zaman için birleyicidir, birleştiricidir. O halde hepimizin faydası için muhabbet fedaisi olmanın vaktidir. Gerisi laf-ü güzaftır.

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top