Anadolu Liselerinde Yabancı Dil Eğitiminin Hazin Sonu / Erol Ermiş
78350 | | | 03-06-2011

Diğer Yazarlar

2005 yılına kadar ülkemizde sınırlı sayıda Anadolu Lisesi vardı ve Anadolu Lisesi öğrencileri parmakla gösterilirdi. Örneğin, 10 milyonu aşkın nüfusa sahip İstanbul’da 30 küsur Anadolu Lisesi vardı ve bu okulların, o zamanlar Türkiye’de üniversite sayısı ve kontenjanlar az olmasına rağmen, üniversiteyi kazandırma oranları % 70’in altına düşmezdi.

2005-2006 eğitim-öğretim yılından itibaren süper liseler kaldırıldı, liseler üç yıldan dört yıla çıkarıldı, süper liselerin çoğu kademeli olarak Anadolu Lisesine dönüştürüldü, Anadolu Liselerinin haftalık ders saati sayısı 37’den 35’e düşürüldü ve sınırlı sayıda Anadolu Lisesi hariç Anadolu Liselerinin hazırlık sınıfları kaldırılarak, lise birinci sınıflara haftada on saat yabancı dil dersi konuldu.

2010-2011 yılından itibarense genel liselerin Anadolu Lisesine ya da meslek lisesine dönüştürülmesi kararı alınarak birkaç yıl içinde genel liselerin kapatılması benimsendi. Anadolu Liselerinde 37’ye çıkarılan haftalık ders saati tekrar 35 beş saate düşürüldü. Bu arada lise birinci sınıflarda haftada on saat okutulan birinci yabancı dil dersi altı saate düşürüldü, lise ikiden itibaren okutulan ikinci yabancı dil dersi de birinci sınıftan itibaren okutulmaya başlandı.

Vaktiyle Anadolu Liselerinde yabancı dil çok iyi öğretildiği gibi bazı Anadolu Liselerinde belli dersler yabancı dille okutulurdu. Anadolu Liselerinin de esas gayesi öğrencilerin yabancı dili lisede öğrenmelerini ve iyi üniversiteleri kazanmasını sağlamaktı. Hazırlık sınıflarının kaldırılmasıyla başlayıp ders saatlerinin azaltılmasıyla devam eden süreçte Anadolu Liselerinin kalitesi düştü ve genel liselerin Anadolu Lisesine dönüştürülmesi kararıyla da bu okulların çoğu maalesef sıradanlaştı. Süreç tamamlandığında esasen Anadolu Liselerinin genel liseye dönüştürülmüş olduğunu acı bir hakikat olarak göreceğiz.

Anadolu Liselerinin yabancı dili iyi öğretme yanında başka bir fonksiyonu daha vardı: Zeki ama fakir Anadolu çocukları iyi bir lisede okumakla kalmıyor, iyi derecede yabancı dil öğreniyor ve en iyi üniversiteleri kazanıyorlardı. Fakir ama zeki Anadolu çocukları ancak bu okullar vasıtasıyla özel okullara giden zengin öğrencilerle rekabet edebiliyordu. Bir nevi Anadolu Liseleri fakirlere, eğitimde fırsat eşitliği sunuyordu.

Lise birde haftada on saat okutulan birinci yabancı dil dersinin altı saate düşürülmesiyle beraber Anadolu Liseleri yabancı dilin öğrenildiği alternatif okullar olmaktan çıktı ve bu okullara gelmesi gereken öğrencilerin hatırı sayılır bir kısmı, hem de daha kalbur üstü öğrencileri,  albenili burs imkânlarının da tesiriyle özel okullara kaydı ve Anadolu Liselerinin taban puanları dramatik bir şekilde düştü. Bu durumun trajik sonuçlarını bütün çıplaklığıyla görmek için maalesef dört yıl beklememiz gerekecek.

Hakikat bundan ibaret olunca insan şu soruları sormadan geçemiyor: 1. Özel okullara rağbeti artırmak için bu yola başvurmak şart mıdır?  2. Özel okulculuğu teşvik etmek çok mu gereklidir?            3. Devlet kendi eliyle kendi okullarını başarısız duruma düşürmek zorunda mıdır?  4. Bütün bu işler olurken bunda özel okul lobisinin etkisi var mıdır?  5. Daha da ileri giderek diyorum ki,  gelinen noktayla bunu yapanlar ve yaptıranlar arasında ne tür bir ilişki vardır?

Eğitime duyarlı bir yurttaş ve sorumlu bir sendikacı olarak bakanlığa çağrıda bulunuyorum: Gelin bu kötü gidişe son verin. Bunun için:

1. Hazırlık sınıfı olan Anadolu Lisesi sayısını artırın.        

2. Lise birde haftada altı saate düşürülen yabancı dil dersini tekrar on saate çıkarın.

3. Haftalık ders saati sayısını eskisi gibi otuz yediye çıkartın.

4. Dostlar alışverişte görsün diye lise birden itibaren okutulmaya başlanan ikinci yabancı dil dersini tekrar lise ikiden itibaren okutun. 

5. Genel Liseleri Anadolu Lisesine dönüştürme yerine daha uzun sürece yayarak bu okulların bir kısmını süper liseye dönüştürün. 

5. Öğrencileri mesleki eğitime yönlendirmenin başka yolları da var, biraz da buna kafa yorun. 

6. İthal yabancı dil öğretmeni yerine kendi öğretmenlerimizi yurt dışına göndererek yabancı dili pratik olarak öğrenmelerini/öğretmelerini sağlayın.

7. Defalarca tercih hakkı vererek hem okul yöneticilerini,  hem de veli ve öğrencileri boş yere yorarak okulların taban puanını ısrarla düşürmeye çalışmayın.          

8. Sınıfta kalan öğrencinin puanını, taban yaparak nakil yoluyla okulların kalitesine darbe vurmayın. 

9. Bazı kişilerin çocuklarına Anadolu Lisesi yolunu açmak için oldu-bittiye getirerek bir-iki günlük tercih hakkı verme uygulamasını bir daha tekrarlamayın.

10. Çok tercih hakkı vermenin kontenjan boşluğunu gidermeye yaramadığını artık anlayın.

11. Bütün bu önerilere uymak suretiyle yabancı dil öğretmenlerini BT öğretmenleri gibi norm kadro fazlası durumuna düşmekten kurtarın.

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top