Sahi ‘Eşit İşe Eşit Ücret’te Muhalefet Nerede? / Neşet Taner
80086 | | | 18-01-2012

Diğer Yazarlar

Sendikamızın kurulduğu günden bu yana her platformda dillendirdiği bir isteği vardı. Kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğini, adaletsizliğini gidermek, çalışma barışını sağlamak için, çalışanlarımızın mutluluğunu, refahını ve motivasyonunu yükseltmek için eşit işe eşit ücret diyorduk.

Eğitimciler Birliği Sendikası olarak bazı kimseler tarafından bu kavramın ne olduğu dahi bilinmezken, biz sendikacılığımızın daha ilk gününden itibaren söylem ve istemimizden olan “eşit işe eşit ücret” talebimizi nihayet gündeme aldırdık. Her ne kadar sendikamızın teklifinin, isteklerimizin çok gerisinde, yetersiz, sakat ve sıkıntılı olsa da, KHK ile uygulamaya geçti. Hükümet, en azından eşit işe eşit ücret noktasında cılız da olsa, bir adım attı. Eksik kalan kazanımları da inşallah toplu sözleşme masasında söke söke alacağımıza inanıyoruz. Bu konuda sendikamıza güvenimiz sonsuzdur.

Genel Başkanımız Sayın Ahmet Gündoğdu, “Söz konusu ek ödemeleri ya alacağız ya alacağız, yoksa alanlar bizi bekliyor” iradesini baştan beri ortaya koymuştur. Genel Başkanımızın bu cümlelerinden çıkaracağımız mesaj, “Bizim tekliflerimize ‘hayır’ diyecek olursa, varsın hükümet düşünsün”dür.

Ama gel gör ki, kızılca kıyametin koptuğunu, özellikle sayısal olarak kamu alanında en fazla çalışana sahip olan öğretmenler arasında büyük rahatsızlıklara yol açtığını, adeta infiale neden olduğunu, milli eğitim çalışanları arasında çalışma barışını bozduğunu bilmeyen, duymayan kalmadı. Bu uygulamadan yararlanamayan öğretmen, öğretim elemanları, imam ve polis camiasında ciddi bir rahatsızlık var.

Sendika olarak Türkiye genelinde basın açıklamaları ve eylemler yaptık; kalemler kırdık, iade-i itibar istedik, Milli Eğitim Bakanı’nı istifaya çağırdık. Taş ses verdi ama hükümetten ses gelmedi. Bu yetmezmiş gibi muhalefetten de hiç ses çıkmadı. Dönüp de “Ne oluyor” bile demediler. Oysa 2,5 milyon memura ve ailelerine mesaj vermek adına bulunmaz bir fırsattı. Ama onlar da sükut ederek çalışanları sükut-u hayale uğrattılar. Maalesef hala ses yok, hala tık yok! Anlayamadığım nokta şu: Sahi bu muhalefet ne iş yapar?

Silivri’yi yol eden ana muhalefet, eğitim camiasını yok hükmünde saydı.

Ülkemizdeki yaygın kanaat, zaten Meclis’te dirayetli bir muhalefetin olmadığıdır. Ana muhalefet ve muhalefet partileri de dâhil. Biz çalışanlar ise bu son uygulamalarla bir kez daha gördük ki, hakikaten muhalefet partileri ya yok ya da çok yetersiz.

Bu nasıl muhalefet ki, eşit işe eşit ücret taksimatı, özellikle çalışma barışını olumsuz yönde etkileyip eğitimcilerin moral ve motivasyonunu bozarken, Milli Eğitim Bakanı’nın sözleri eğitimcilerin kalbine bir ok gibi saplanırken, hiç tepki vermez.

İktidarın yanlışlarına adeta çanak tutarcasına bir tavır sergileyen muhalefet, yapılan bu yanlış uygulamalara ortak olmuştur.

Bu ülkede değil de sanki muz cumhuriyetinde muhalefet yapıyormuş gibi kendilerince oluşturdukları bir dünyada halkından habersizcesine binmişler bir alamete…

Belki işin ciddiyetinin farkında değiller. Hem hükümet hem de muhalefet olayın ne kadar vahim olduğunu anlamak için herhangi bir okulun öğretmenler odasına girip öğretmenlerin bir çayını içsinler yeter.

Hükümet, kendi mantığına göre bir uygulama yapmıştır. Ama kimseyi memnun edememiştir. Özellikle de öğretmen ve öğretim elemanlarının tepkisi çok daha fazladır. Biz sendika olarak olabilecek her türlü demokratik tavrımızı ortaya koyuyoruz, koymaya da devam edeceğiz.

Peki, bu ülkede siyasi muhalefet yok mu?

Sanki “kel başa şimşir tarak” dercesine “böyle hükümete böyle muhalefet” tavrı sergiliyor.

Neyi bekliyor, niçin bekliyor anlayabilmiş değilim.

Gol atmak için bir şut çekmesi yeter, tabi gücü yeterse…

Bu söylediklerim, Meclis TV’de aynen ve de naklen yayınlanıyor. Seyrederken saç-baş yolasım geldi.

Konu eşit işe eşit ücret. Tartışmalara bakıyorum. Ana muhalefetin gündemi baştan sona TOKİ. Biraz da muhtarların görevlerinden bahsetti. BDP sözcüsünün dünyası zaten ayrı. Onların dünyasında zaten böyle bir şey yok. MHP sözcüsü, eşit işe eşit ücret noktasında şöyle bir etrafında dolandı ve o da gitti TOKİ’ye takıldı.

İnanıyorum ki, Romen Diyojen yaşasaydı, elindeki lamba ile Meclis’te muhalefeti arardı. Sahi eşit işe eşit ücrette muhalefet partileri nerede? 
Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top