Yancının Sefaleti, Dış Kapının Mandalı/ Emrullah Aydın
78539 | | | 01-07-2012

Diğer Yazarlar

13 Haziran’da yazdığımız ‘’Masanın Yancısı’’ yazımızda;

“Dört kişi bir masaya oturup okey oynamaya başladığında sonradan gelen beşinci kişi yan tarafa bir sandalye atar. Oyunu oynayanlar bu adamın da yiyip içtiğinin hesabını ödemek zorundadır. Eğer mevsim kış ise en fazla 1-2 çay, oralet içebilirler, yaz için ise en fazla 1 soda veya 1 açık ayran hakları vardır. Öyle kola içeyim, bir karışık tost patlatayım diyen yancı nefretle karşılanır, kınanır...

Güncel internet sözlüklerinde yancı, ‘kahvelerimizde, kankasına yan tarafta oturanın eli hakkında bilgi vermek suretiyle masanın tadını kaçırmakla görevli kişi...’ olarak tanımlanır.

Oyunda hile yapılmasına yardımcı olur. Hesabı kabartma dışında, oturan dörtlüye hiç bir faydası olmayan, çift taraflı çalışan soğuk savaş dönemi ajanı misali menfaati doğrultusunda tüyo veren kişidir. Oyuna müdahale eden, masanın etrafında turlayan, seni taş çalmaya zorlayan, çekişmeli bir oyunun başından sonuna kadar her seferinde herkese teker teker ‘kalk, bir kere de ben oynayayım’ diyen kişidir.

Tam taş atacakken kaşlarını kaldırır, tereddüde düşürür. Tam taş alacakken dize vurur, yerden taş çektirir. Boğazı gıcıklanmış gibi ehm öhm yaparak korku filmi tedirginliği yaratır. En sonunda attığınız taşa yan taraf okeyi vurur. Bırakmaz ki adam gibi oyununuzu oynayasınız, sevimsizin tekidir. Herkes çay içerken, o kola söyler.

Bu adamlar asla oyun oynama riskini göze alacak adamlar değildir, beleşe çay içmenin üstatlarıdır.

Son zamanlarda bir de, ‘Ben masada oturmadım ama bakın oyun şöyle oynandı. Sonuç olarak da ben kazandım. O halde ben de masada oturmuş ve oynamış sayılırım’ diyerek, biz diyelim kahvehane, kahvehane, siz deyin kanal, kanal dolaşıp, masada oturmadan yancı olarak nasıl kazandıklarını anlatan yancılar türedi.

Ödediğin çay, kola paralarına mı yanarsın yoksa yancının şişinerek anlattığı sanal efsanelere mi ya da yancıların hala itibar görüyor olmasına mı?

Dedik ya, yancı bu, katlanacağız, çaresiz” demiştik. Ama yanılmışız.

Bugün gelen haberlere göre bürocularla, ulaştırmacılar masalarında yancının oyunlarına karışmasına daha fazla tahammül edememişler ve oyunu izleyen habercilerle birlikte yancının kafasına ıskata indirerek, kafasındaki 7 dikişin yanına 3 dikiş daha attırmışlar.

Kafasındaki dikiş sayısı 10’a çıkan ve masalardan ebed müddet kovulan yancının bu duruma içerleyerek protesto için alyansını yere fırlattığı, çaycının kalemini kırdığı ve survıvor yarışmasına başvurup şansını burada denemeye karar verdiği öğrenildi. Artık yancı olarak bile oturacağı bir masası kalmayan yancının masadan kovulan diğer yancı arkadaşlarını da yanına alıp belediye nikah sarayı önünde bekleyerek yeni evlenen çiftlere, “Nikah şahidiniz olalım mı” şeklinde önerilerde bulunduğu, hiç olmazsa bu şekilde bir masada oturup imza atarak prestijini kurtarmaya çalıştığı; yancının durumuna üzülen evli çiftlerin de, “Yazık… Garibim masada oturup bir imza atsın bari” diyerek nikah şahidi olmalarına izin verdikleri öğrenildi.

Bu arada öğretmenlere olan borcu 31 bine çıkan ve bu yüzden bunalıma girdiği öğrenilen yancının bu hale düşmesinde son dönemde, “Komşular, bakın kahvehane yanıyor, millet mahalleyi boşaltıyor. Siz de mahalleyi boşaltın, buraya gelin” diyerek kandırmaya çalıştığı mahallelinin kızgınlığının da etkili olduğu söyleniyor. Yalancı çoban misali artık mahallelinin güvenmediği yancının diğer yancı arkadaşlarına hitaben, “Arkadaş, her mevsim aynı elbise giyinilmez. Dolayısıyla aynı ilkelere dört mevsim sadık olmak da anlamsız. Her mevsime bir ceket, kel başa şimşir tarak, nabza göre şerbet vermek, dağı görüp tavşan, suyu görüp balık olmak” şeklindeki politikamızı değiştirmemiz lazım galiba. Baksanıza tüm masalardan bu yüzden kovulduk” dediği öğrenildi.

Yancının, asıl oyunculardan “Sen masadan kalk, biraz da ben oynayayım” şeklindeki kendisi hiç risk almadan rol kapma yarışı, yancının sefaleti ile sonuçlandı.

Dedik ya, yancı bu.

Pardon! Artık yancı da değil, dış kapının mandalı… 

Önceki Yazılar
81- YÖNVER’mek Yetmez, Gönül Vermek de Gerekir / İdris Şekerci / Diğer Yazarlar
82- Sahi ‘Eşit İşe Eşit Ücret’te Muhalefet Nerede? / Neşet Taner / Diğer Yazarlar
83- Sendikacılığa Yeni Bir Misyon ve Vizyon Yükleyen Fikir Adamı Mehmet Akif İnan / Melih Durmaz / Diğer Yazarlar
84- Canlı Manzaralar Ruhlu Bedenler Olmalıyız / Etem Atlı / Diğer Yazarlar
85- ‘Eşit İşe Eşit Ücret’ Bunun Neresinde? Nebi Gül / Diğer Yazarlar
86- Anadolu Liselerinde Yabancı Dil Eğitiminin Hazin Sonu / Erol Ermiş / Diğer Yazarlar
87- Bataklıkta Çırpınmak, Daha Derinlere Batırır / Erol Battal / Diğer Yazarlar
88- Rotasyon Rutinleşiyor / Erol Ermiş / Diğer Yazarlar
89- Müdürler Rotasyonu Referandumu Ne Kadar Etkiledi? / Emrullah Aydın / Diğer Yazarlar
90- Üniformalı Eğitimi Savunanlar Haklı mı? / Ali Yalçın / Diğer Yazarlar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top