Dünkü Hasımlar Şimdi Hısım Oldu / Yunus Özdemir
78001 | | | 00-00-0000

Diğer Yazarlar

Yeni eğitim sisteminin hayata geçmesinin üzerinden yaklaşık iki ay geçti. Bakanlığın sistemle ilgili işçilik hatası dışında ciddi bir sorun yaşanmadı. Bazı illegal örgütlerin yaygaraları ve STK diye geçinen legal uzantılarının tepkileri, amaçlarına ulaşmalarına yetmedi. Çünkü yeni eğitim sistemi, milletimizin beklentisi ve isteği doğrultusunda tasarlanan, Kur’an-ı Kerim, Peygamber Efendimizin hayatı ve din eğitimi dersinin verilmesi gibi güzellikleri içinde barındıran bir sistemdi. Yüzyıla yakın bir zamandır Anadolu insanı bu sisteme hasretti. Sendika olarak, Anadolu insanının sesi olmak adına yeni eğitim sisteminin bize faturası ne olursa olsun göğüslemeye, değerlerimiz adına her türlü riski almaya hazırdık. Ama bu sistemi sabote etmeye çalışanlar emellerine ulaşamadı. Bazı sözde sendikalar şeytanın değirmenine su taşıdıysa da başarılı olamadı. Bu sendikaların bir kısmı direkt karşı iken, birisi de tabanın olası tepkisi nedeniyle dolaylı olarak başka hususları bahane ederek karşı çıktı. Yeni sistemin güzelliklerinin tümüne karşı çıkmayı bir iman meselesi yapanları anlamak mümkündü.

Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin oluşturduğu terör ve enkaza hiçbir eleştiri getirilmemişken; imam hatip ve meslek liselerine tarihi darbe vurulmuşken, onlarca olumsuzluğuna rağmen kesintisiz sisteme köhne sistem ifadesi kullanamayanlar, 4+4+4 yeni eğitim sistemine ‘sınıf öğretmeni fazlalığı oluşacak, o yüzden biz karşıyız’ derken, gelinen nokta itibarıyla 8 bine yakın sınıf öğretmeni ihtiyacı varken, “Biz de istiyoruz ama” cümlelerini kenara bırakıp dillerinin altındaki baklayı sonunda çıkardılar.

Geçmiş yıllarda, KESK eski Başkanı Sami Evren içindeki kini kusmuştu. O değerlerimize hakaret etmeye kalkışınca gerekli cevabı almıştı. Son dönemde malum sendika genel başkanı da yeni sisteme neden karşı çıktıkları belli olan çevreler gibi “köhne sistem” demeye başladı. Nihayet boyalar akmaya başladı.

Şu cümlelerini birlikte okuyalım: “Köhne sistemin meydana getireceği zararları, sadece bu yılla sınırlı olacak, diye düşünenler, büyük bir yanılgı içindedir. Önümüzdeki yıllarda da benzeri problemleri yaşamaya devam edeceğiz. Sistemin öğretmenlere ve eğitim öğretimimize maliyeti çok ağır olacaktır.

31.10.2012 tarihinde yaptıkları açıklamada, “Köhne sistem, gerçekten can yakan bir sistem haline gelmiştir”, “Köhne sistemin getirdiği sıkıntıların, önümüzdeki yıllarda da etkilerini yaşamaya devam edeceğiz” diyorlar.

Peki, ‘köhne sistemden’, ‘eğitim öğretimimize maliyeti çok ağır olur’ sözünden ne kastediliyor. Türk Dil Kurumu sözlüğünde köhne, ‘İçinde yaşanılan zamana göre geride kalmış, eskimiş, çağ dışı’ şeklinde anlamlandırılmış. Ergenekonculara ev sahipliği yapanlardan, Anadolu insanının değerleri ile savaşmayı görev bilen ve halkın çanına ot tıkamaya yeltenenlerle saf tutanlardan doğrusu başka bir şey de beklenmezdi.

Bu millet, köhne zihniyet deyip bir daha kendine gelmeyecek şekilde tepetaklak gidenleri gördü. ‘Köhne sistem’in, 4+4+4 şeklinde yan yana toplanan rakamlar olmadığını aklı başında olan her eğitimci bilir. Bu aymazlığı gösterenlere söylenecekleri biliyorum ama neyse.

Yürekli iseler sözlerini dolandırmadan, erkekçe, sistemi uygulamaya koymaya çalışırken beceriksizlik ve acemilik yapanların işçilik hataları üzerinden muhalefetini ara satırlara yedirerek değil, 28 Şubat’ın tortularının kaldırılmasına karşıyız desinler. Bunu tabi ki söyleyemezler. Çünkü kapağın tencereye uymayacağını çok iyi biliyorlar. ‘Vatan, Millet, Sakarya’ kamuflajı kaybolursa, tabandaki sağduyulu üyelerin zılgıtını yemek mukadder olur.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, yeni sistemin yasalaşması sonrası işçilik hatalarından ve önerilerimizi zamanında uygulamamasından kaynaklanan sıkıntılar herkesin malumu. Eylül ayına kadar ‘ben bilirim’ anlayışıyla hareket eden Bakanlık, rötarlı da olsa dediğimiz noktaya yaklaşınca sorunların önemli bir kısmı çözüldü. Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışan Bakanlık umarım yaşadıklarından ders çıkarmıştır.

18. Milli Eğitim Şurası’nda yeni eğitim sistemi ile ilgili önerge verilirken ve bazı odakların pedagojik değil ideolojik itirazları olurken, hiçbir öneri getirmeyen fikir fukaraları, şuranın gündemini takip edebilecek kapasitelerinin olmadığını itiraf etmek yerine gecikmeli uyanmayı cazgırlıkla kapatmaya çalıştılar ne yazık ki. Yeni eğitim sistemi yasalaşma sürecine girince de karınları gürültü yapmaya başladı.

Her sistem değişikliği beraberinde bazı sorunlar getirebilir. Bunu aşmak basiret sahibi yöneticilerin maharetiyle alakalıdır. Basiret ve maharet eksikliği olanları uyarmak sendikaların görevidir. Hayatta hiçbir şey çözümsüz değildir. Felaket tellallığı yapmanın lüzumu yok. Ama birileri emellerine ulaşamamanın verdiği rahatsızlıkla kaşınıp duruyor. Malum sendikalar kendileri söylediler, kendileri oynadılar. Kendileri ve kendilerine benzeyenler inandı. Yalanları ile şimdi baş başa kaldılar. Kimse de onların çıkardıkları sesi ciddiye almadı.

Yeni sistemin onlara da faydası oldu. Küskünleri barıştırdı. Yıllardır idrak edilen bayramlar küskünleri barıştıramamıştı. Son yıllarda aynı sesleri çıkarmalarından dolayı yeterince bir birlerine yaklaştıkları belliydi. Buzların tamamen erimesine bayramlar vesile olamadı ama yeni eğitim sistemi ilaç gibi yetişti Elhamdülillah. Dünkü hasımlar şimdi hısım oldu. Ne mutlu…

Kankalar, bayram geçti ama Bayramınız Kutlu, dostluğunuz daim olsun. 

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top