Filistin Meselesi ve İsrail’in Gazze Saldırısı / Hasan Hüseyin Güneş
79382 | | | 00-00-0000

Diğer Yazarlar

 

Günümüzde mukaddes Kudüs ve Filistin sorunu, İslam dünyasının aslî meselesi haline gelmiştir. Dünya kamuoyunun siyasî ve ekonomik seçkinlerine sırtını dayayan siyonist İsrail rejimi, post modern hilelerle, tüm insanlığa bu mazlumlara yapılanları haklı göstermeye yönelik bir portre çiziyor.

İsrail’in, kutsal saydığı tahrif edilmiş metinlerinde geçen ‘Bulut Sütunu’ adıyla başlattığı saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Yıllardır Ortadoğu’da insanlığı, huzur ve refahı bombalayan İsrail’e, yaptığı katliamın cezası politik ve ekonomik yaptırımlarla Müslümanlar tarafından kesilmelidir. Ortadoğu ve ABD’nin şımarık çocuğu İsrail’in bu tavrına son vermesini sağlayacak adımlar hızla atılmalıdır. Sadece Müslümanlar değil, Hıristiyanlar hatta siyonizm karşıtı Yahudiler, Filistin davasını haksız ilan etmeye ve direnişi kırmaya yönelik bu komplolara karşı uyanık olmalıdır.

Anlaşılan o ki, Filistin’in BM’ye “üye olmayan gözlemci devlet” statüsü başvurusunun görüşüleceği tarihin, yani 29 Kasım’ın yaklaşması İsrail’i çileden çıkarmaktadır. En temel hak olan yaşama hakkını hiçe sayan, masum Filistin halkının can güvenliğini tehdit eden, uluslararası hukuku görmezden gelen İsrail’in, terörü desteklemek dâhil her taşın altından çıkması, kendi oksijenini tüketmesinden başka bir şey değildir.

Önceleri Filistin Müslümanların bir ayıbıydı. İslam âlemi, Müslüman kardeşlerine reva görülen zulmü kınamaktan öte gitmeyen tutumlarıyla siyonistlerin yaptıklarına çanak tutmaktan öte bir tavır sergileyemediler.

Ülkemizde sivil örgütler Filistin davasına yönelik yoğun ve kararlı bir kamusallık oluşturmayı hedeflemeli ve bu kamusal direnişi uluslararası platforma taşımayı başarabilmelidir. Bu kamusallığın şu bağlamda oluşturulmasını teklif ediyorum: Filistin halkının referandumla kendi kaderini belirlemesini öneriyorum.

Filistin halkı da diğer halklar gibi kendi kaderini belirleme hakkına sahip olması gerekirken, kukla rejimlerle yönetilmekte, kukla olmayı kabullenmeyenler ise Gazze’de katliama uğratılmaktadır. Ülkelerinin yönetim biçimini ve yöneticilerini seçmesi gerekenler, Müslüman, Hıristiyan ve göçmen yabancı haricindeki Yahudilerdir. Filistinli bu üç milletin barış ve huzur dolu yaşamına tarih tanıklık etmektedir. Nitekim Filistin’in asıl Yahudileri ve Seferad Yahudileri de siyonist rejimin faaliyetlerini kınamakta ve Filistin’de beraberce huzur içinde yaşanabileceğini savunmaktadır. Filistin’in gelecekteki nizamını belirlemesi gerektiğine karar verecek olanlar genel ve düzenli bir referandumla ülkenin içinde ve mülteci kamplarında yaşayan Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlardan müteşekkil Filistin topraklarının asıl evladı olmalıdır. Referandumla belirlenecek Filistin devleti ve yönetiminin, bu topraklara sonradan göç eden yabancı Yahudilerin durumuna karar vermesi yine onların seçimiyle olmalıdır. Ülkemizde bu minvalde Filistin davasına kamusal destek sağlanmalıdır. Referandum önerisiyle hareket edildiği takdirde, adil ve mantıklı bir şekilde uluslararası kamuoyunun meseleye çözüm bulunması yönünde katkısı alınabilecektir.

Bu vesile ile bütün sivil toplum kuruluşlarını, uluslararası kuruluşları, BM’yi ve Türkiye’yi bu katliama sessiz kalmamaya davet ediyor; saldırılarda hayatını kaybeden Filistinlilere Allah’tan rahmet diliyor; çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın ayrımı yapmadan masum Filistinlileri katleden İsrail’i lanetliyorum. 

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top