Fedakârlık Ne Yana Düşer Anne! / Safiye ÖZDEMİR
79849 | | | 14-05-2014

Diğer Yazarlar

Güçlü bir toplum, ancak temeli sağlam bir aile yapısıyla mümkündür. Böylesi bir aile yapısı ise, kadının liderliğiyle birlikte aileyi anlamlı kılma konusundaki emsalsiz becerisine muhtaçtır. Bu yönüyle kadınları, daha özel bir ifadeyle anneleri, ailenin temel direği ve toplumun da geleceği olarak nitelendirmek isabetli olacaktır.

 

Hepimizin ilk ve yaşadığımız sürece her zaman öğretmenidir annelerimiz. Gerçekten de sadece dünyaya gelme değil, dünyada tutunma öğrenimi açısından da her insanın ilk refikidir annelerimiz. Onlar, yaşadığımız sürece öğretmenliğimizi yapmaktan yorulmayan varlıklardır. Dilimizi, değerlerimizi bizlere öğretmekle kalmayıp hayatı boyunca örnek olan ve rehberlik eden sadık yol arkadaşlarımızdır.

 

Şunu çok iyi biliyoruz ki, annelik sevgidir, aşktır, emektir, hiçbir karşılık beklemeksizin vermektir. Anne samimidir, annelik fıtrîdir. Annelik cömertliktir, merhametli olmaktır. Onda gösteriş ve riya bulunmaz. Koşulsuz sevgidir annenin evladına beslediği sevgi ve evrenseldir. Hz. Havva’dan bugüne, dünyanın tüm anneleri evlatlarını en saf, en kalbî, en samimi ve karşılıksız duygularla besleyip büyüttüler.

 

Bizler çalışma hayatının içindeyiz. Çalışma hayatı kendine özgü zorluklar içeren bir alandır. Hele çalışan kadın olduğunda, o kadın bir de anne olduğunda zorluklar daha da artıyor. Çünkü siz amirseniz maiyetinizdekileri idare etmekle, memursanız amirinizin verdiği görevi yerine getirmekle mükellefsiniz. Ancak çalışan anne iseniz bunlara ilaveten evde sizden yemek bekleyen çocuklarınızın ve eşinizin de ihtiyaçlarını karşılamak zorundasınız. Sabah erken saatlerde servisle veya toplu taşıma araçlarıyla yola çıkmak, gün boyu yoğun iş temposu içerisinde sağa sola koşuşturmak, akşam olup çoğu kez yorgun argın bir şekilde kendimizi eve atmak, çalışan kadınlar olarak her birimizin her gün karşı karşıya olduğu olağan bir durumdur. Ancak anneyseniz, eve geldim üstelik de yorgunum deyip yatma veya bir kenara çekilme lüksünüz yoktur. Elbette hiçbir annenin işi kolay değildir. Ancak hakkı teslim etmek gerekir ki, çalışan anneler için durum normalden daha zordur. Çalışan anneler her zaman eşine, çocuklarına ve personeli olduğu kuruma yönelik çok yönlü mesai yapmak durumundadır. Tam da bundan dolayı, anne hakkı birçok hakkın üzerindedir. Bu durumun en veciz ifadesi, Peygamberimizin dilinden bütün annelere müjdelenen ‘Cennet annelerin ayaklarının altındadır’ hadisidir. Bunların yanında, görünmeyen mesailerimiz var. Her birimiz inançlı ve sosyal sorumluluk sahibi insanlarız. Birçoğumuzun katıldığı sosyal yardım faaliyetlerimiz, merhamet ve infak dünyamız var. Mısır’daki, Suriye’deki annelerin acıları bizim acılarımız. Biz bir erkeğin belki de sadece görev olarak yaptığı şeyleri bir dünya, bir yaşayış, bir irade, bir sevgi, bir aşk olarak hayatımızın her alanına yayıyoruz.

 

Annelik sıfatını, annelerin hakkını, anne-çocuk ilişkisini ya da annelerin hatırlanmasını ve mutlu edilmesini tek bir güne indirgemek doğru değildir. Törensel olarak Anneler Günü, dostlar alışverişte görsün, âdet yerini bulsun misali kutlanıp geçiştirilebilir. Ancak Anneler Günü vesilesiyle, anne-çocuk ilişkisi bağlamında hatırlanması gereken bazı önemli toplumsal gerçeklerin ve sorunların altını çizmek, özellikle son dönemde gündemde olan konular nedeniyle elzem hâle gelmiştir.

 

Çocuk tacizleri ve cinayetleri toplumda ne yazık ki artış kaydetmeye başlamıştır. Bu tür eylemlerin hem faili hem mağduru noktasında toplumun ortak sorumluluğu ve ortak hassasiyeti artık harekete geçmelidir. Bu noktadaki liderlik şüphesiz kadınlar/anneler tarafından üstlenilmelidir. Kul hakkına, mülkiyete, bedene saygı duyma, kendini tehlikeden koruma, yabancılarla iletişime geçmeme gibi konularda annelerin çocuklarına vereceği eğitim son derece önemlidir. Konuya yönelik alınacak kanuni tedbirlerden ziyade şiddet eğilimini önleme yolunda anneler/kadınlar sorumluluk üstlenmelidir. Toplumda artma eğilimi gösteren bu kabul edilemez şiddeti, kadının annelik gücüyle önleyebiliriz.

 

Üzülerek belirtmeliyim ki, toplumumuzda çocuk gelinler gerçeği ve dolayısıyla çocuk anneler sorunu gerek hukukî gerekse sosyolojik boyutuyla ele alınması gereken bir konudur. Türkiye’de evlenme yaşı artıyor. Üniversite ve uzmanlaşma sürecinden sonra evlenen genç kızlarımız geç yaşta anne oluyor. Bu durum anne-çocuk ilişkisinde kuşak farkı ve çatışmasına neden olabiliyor. Birçok anne veya anne adayı, annelik olgusunun kendisine yüklediği sorumluluklardan habersizdir. Sabrın ve emeğin timsali olan annelerimiz ne yazık ki evlatlarının, kendilerinin sahip oldukları en büyük nimet ve zenginlik olduğu gerçeğinden habersiz davranabilmektedir.

 

Çocukları ile ilgilenmeyi kendisi için öncelik olarak görmeyen anneler var. Bu kişiler kendi zevk ve alışkanlıklarını çocuklarının hayati ihtiyaçlarından öncelikli görmektedir. Dijital platformlarda, sanal âlemlerde yapay ilişkiler içerisinde neredeyse kendini kaybetmiş olan bazı anneler çocuklarının kaybolmasına da neden olmaktadır.

 

Şiddet, namus davaları, ekonomik kaygılar, boşanma isteği vb. nedenlerle son dönemlerde kadın cinayetleri medyada sıkça yer almaktadır. Çocuklarının gözleri önünde birçok anne yakınları tarafından hunharca katledilmektedir.

 

Hızlı kentleşme ve modernleşmeye bağlı olarak evlenen gençler, anne babalarıyla birlikte değil, onlardan ayrı bir hayat sürdürmeyi tercih ediyorlar. Kendi düzenini oluşturan bu gençler, aile bağlarının zayıflaması üzerine daha sonra anne babalarının ihtiyacı olsa bile onları yanlarında istemiyor. Bu bağlamda yaşlı bakım evleri son dönemlerde ortaya çıkan toplumsal bir gerçektir.

Eğitim-Bir-Sen Kadınlar Komisyonu olarak bizler, millî ve manevi değerlerimize, örf ve âdetlerimize sahip çıkıp bunları yaşatmakla gurur duyan bir anlayışın temsilcileriyiz. Bu nedenle, aile, anne ve kadın hakları, çocukların eğitimi ve korunması, evlilik birliği vb. konularda sorumluluk almayı hem bu ülkenin hem de medeniyet davamızın paydaşı olmaktan dolayı önemli görüyoruz.

 

Kadınların, annelerin, genç kızların hayallerinin gerçeğe dönüştüğü, vizyonlarının misyona evrildiği, misyonlarının bütün insanlığa, ailelere ve çocuklara; düne, bugüne ve geleceğe dair umut aşıladığı bir dünya oluşturması dileğiyle bütün kadınlarımızın Anneler Günü’nü canı gönülden kutluyoruz. 

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top