İslamofobiciler \ Cahit Suci
78476 | | | 23-12-2014

Diğer Yazarlar

Antalya’da yapılan ve beş gün süren 19. Milli Eğitim Şûrası’nda Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri, Öğretmen Niteliklerinin Artırılması, Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Artırılması ve Okul Güvenliği olmak üzere dört ana başlık görüşülerek çok sayıda tavsiye kararı alındı. Özellikle medya, söz konusu kararları görmezden gelerek sadece Osmanlı Türkçesi dersinin İmam-Hatip ve Sosyal Bilimler Liselerinde zorunlu, diğer liselerde ise seçmeli ders olarak okutulmasının peşine takıldı ve kamuoyunu gereksiz bir tartışmanın içerisine çekti.

 

Ülkemizde tarihine, kültürüne, değerlerine, inancına yabancılaşmış ne yazık ki bir güruh var. Bunlar habbeyi kubbe yaparak vaveylayı koparma noktasında çok mahirler. Şûra sonucunda alınan 179 karar sanki yokmuş gibi, sadece bir karar alınmış ve bu karar da Türkiye’yi bir felakete sürükleyecekmiş gibi koro oluşturup atış pistine koştular.

 

Osmanlıca ki, böyle bir dil yok. Yani İngilizce, Almanca, Fransızca gibi bir dil değil Osmanlıca. Yabancı bir dil değil. Doğru kullanımıyla Osmanlı Türkçesi, yani Türkçe. Bir cihan devletinde kullanılan ve birçok dilden beslenen zengin bir dil, bizim dilimiz.

 

İslam ya da İslam ile irtibatlı her mevzu, bahis konusu olduğunda islamofobiciler kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçiyorlar. Doğrudan İslam’a saldırma yürekliliğini gösteremediklerinden bu ve benzeri bahanelerin arkasına sığınıyorlar.

 

Açık konuşmak gerekirse, 1928’de harf devrimiyle kendimizi de devirdik. Bir gecede okuma yazmayı sıfırladık. Dinimizi ve bağımsızlığımızı tehlikeye attık. Çünkü bu şekilde çok keskin harf değişikliği bir milletin dinini ve bağımsızlığını yok eder. Osmanlı Türkçesi dersinin zorunlu ya da seçmeli olarak okutulması bir zenginliktir. Cihan Devletinin yazılı kaynaklarına doğrudan teması sağlayacak bu durum kendimize özgüveni de sağlayacaktır aynı zamanda.

 

Geçmişiyle bağlarını koparan Türkiye, yerli İsalamofobiciler istemese de, yeni Türkiye yolunda geçmişiyle köprü kurarak yeniden bir dünya devleti olma yolunda adımlarını atıyor.

 

Neyse, bu mevzuyu bırakıp şûrada alınan diğer bazı kararlara bir bakalım. İlkokullarda haftalık ders saatinin 30 saate indirilmesinin tavsiye kararları içerisinde yer alması son derece önemli bir karardır. Hatta ilkokullarda haftalık ders saati 30’un altına çekilmeli. İlkokulda sabah saatlerinde matematik, fen bilgisi, sosyal bilgiler gibi akademik dersler verilmeli, öğleden sonra ise sadece sosyal faaliyetler yer almalıdır. Bu öğleden sonraki faaliyetler geniş bir yelpaze içerisinde sanat, spor, kültür etkinlikleri şeklinde olmalıdır. Çocukların kabiliyetlerini ortaya çıkaracak bu çalışma aynı zamanda çocuklara okullarını sevdirecektir. Ve çocuklarımız okullarına, severek, isteyerek gideceklerdir. Okullar onlar için hayat olacaktır. Okullar hayat olsun dediğimiz şey de böylece daha bir anlam kazanacaktır. Ve hatta haftalık ders saati sayısı ilkokullarla da sınırlı tutulmamalı, ortaokullarda olacak şekilde genişletilmelidir.

 

Okul öncesi ve ilkokulda kullanılan eğitim aracı metinlerinde kendi kültürümüze ait literatüre, yani masal, hikâye, şiir, fabl’a yer verilmesi de muhakkak ki tavsiye kararı olarak kalmamalıdır. Unutmamak gerekir ki, çocukken yengelerimizden, ninelerimizden, annelerimizden dinlediğimiz o masallar bugün hayallerimizin bir yerinde besin kaynağımız olarak yerlerini korumaktalar.

Öğretmen Niteliklerinin Artırılması başlığı altında da önemli tavsiye kararları alınmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:

 

YGS/LYS sıralamasında başarılı olan ve öğretmenlik mesleğini ilk üçte tercih eden öğrenciler teşvik edilmelidir. Lisans öğrenimleri sürecinde akademik başarılarını sürdürmeleri kaydıyla burs ve barınma desteği sağlanmalıdır.

 

Öğretmenlik mesleğine akademik/sosyal/psikolojik açıdan uygun olmayan öğrencilere diğer fakülte ve bölümlere yatay ve dikey geçiş imkânları sunulmalıdır.

 

Başta eğitim fakülteleri olmak üzere tüm öğretim kademelerine yönelik öğretmen yetiştiren yükseköğretim programlarında, mesleki yeterliğe ilişkin dersler dışında, ‘müfredat dışı etkinlikler’ olarak tanımlanabilecek sanat, spor, müzik ve kültür temalı, etkinlik merkezli seçmeli genel kültür dersleri konulmalı ve eğitsel kol ve kulüp faaliyetleri işlevsel hale getirilmelidir. Böyle öğretmen adaylarının okullara ve öğrencilerine taşıyabilecekleri entelektüel birikimleri arttırılmalıdır.

 

Öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak, her dört yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmelidir.

 

Öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak öğretmenlerin ek ders ücretleri artırılmalıdır.

 

Öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesi, sınav dışında; lisansüstü eğitim, yer aldığı bilimsel, sosyal, ulusal ve uluslararası projeler, katıldığı mesleki gelişim programları, öz ve akran değerlendirmesi, OTMG, öğrenci-veli geri bildirimleri vb. çoklu değerlendirme sistemi ile değerlendirilmelidir.

 

Her mesleğin olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin de toplumsal itibarının artırılmasında stratejik önem taşıyan öğretmenlik mesleği etik kodları ve meslek standartları ivedilikle oluşturulmalı ve ilgili taraflarla paylaşılmalıdır.

 

Öğretmenlik mesleğine ilişkin farklı mevzuatları birleştiren ve öğretmenlik mesleğinin uzmanlık statüsünü geliştirecek bir ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ çıkarılmalıdır.

 

İlahiyat fakültesi mezunları, alan değişikliği yapmaksızın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi ile İmam hatip meslek dersleri alanındaki derslere girebilmelidir.

 

Evet, daha birçok karar alındı 19. Milli Eğitim Şûrası’nda. Bu kararları da görün. Bu ülkeye bir katkınız olacaksa, kendinizi Batı karşısında ezik hissetmekten kurtarmanız gerekir evvela ey yerli islamofobiciler!  

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top