Arka bahçeli sendikacıların erime kaygıları, beyhude beklentileri
77295 | | | 06-05-2015

İdris ŞEKERCİ

Emek, bizim dünyamızda “alın teri kurumadan hakkını vermek” bağlamında kutsaldır. Sendikalar emeğin hakkını aramak ve çalışanların hak ve menfaatlerini korumak adına faaliyet ortaya koyan örgütlerdir. 4688 sayılı Kanun gereği kamu çalışanlarını işverene karşı temsil etmek, toplu sözleşme masasında mali, sosyal ve özlük anlamında taleplerini hükümete ve dolayısıyla Kamu İşveren Heyeti’ne sunmak, yetkili sendika ve konfederasyon marifetiyle yapılır. Hangi sendikanın çalışanları temsil edeceği 15 Mayıs’ta yapılan sendikalı personel tespit toplantıları ile belirlenir.

 

Şimdi tüm bu açıklamaları niye yaptığımızı merak edenler olabilir elbet. Kavga zemininde rekabet yerine, rekabet zemininde hizmet misyonuyla sendikal mücadele veren teşkilatımızın hiçbir mensubu şu ana kadar bu çizgiye mugayir bir tutum ve tavır ortaya koymadı. 15 Mayıs mutabakatları üzerinden yetki almak suretiyle üyesinin ve ülkesinin sorunlarına çözüm üreten bizim için bir başka tarih üzerinden hesaplaşma düşüncemiz hiç olmadı. Ancak diğer sendikaların, hem sağından hem de solundan bir başka tarih üzerinden bizimle hesaplaşma arayışına girmeleri, çalışandan ümitlerini kestiklerini göstermektedir.

 

Bugünlerde sendikal mücadelemizi ve kazanımlarımızı anlatmak için yoğun bir şekilde yaptığımız okul ziyaretleri, öğretmenler odasında gerçekleştirdiğimiz sohbetler, bizim bazı güncel gerçekleri anlamamıza vesile oldu; iri sendikaların hiç birinin 15 Mayıs üzerinden cümle kurma kaygıları ya da ufukları yok. Bir okul ziyaretinde bazı sendika üyelerinin konuyu sendikal düzlemden çıkarıp bilinçaltını ele veren bir edayla 7 Haziran’ı bize tehditkâr bir dille milat göstermeye çalışması ne kadar çok arka bahçe sendikacılığına teşne olduklarını ortaya koyuyordu. Gerçi biz bu âşık-maşuk ilişkisini 28 Şubat günlerinden iyi biliriz.

 

4688 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde, o dönemin iktidarının güdümünde kimlerin bir gecede yüzlerce üye yaptığı günleri utmadık. Emekli olmuş ve hatta vefat etmiş çalışanların bile üye sayılarak, yetki alan sendikaları da unutmadık.

Görev süresi uzatılmadığı için kendinden başka herkesi kusurlu ve yönetsel zaafları üzerine kendini sigaya çekmek yerine herkese çamur atan, suçlu arayan, rövanşist duygularla yanıp tutuşan anlayışın, “ben olursam muteber, ben olmazsam bu dünya nereye gider” mantığıyla eğitime verebileceği hiçbir şey yoktur.

 

Dünün bakanlarının çantasında kimin hesabına üyelik formu taşıdığını, başkanlarını belirleyip ırgat sayısını artırmak için ne gibi ideolojik atamalarda bulunduğunu gayet net hatırlıyoruz. Arka bahçeliği sindiremediği için genel kurulda irade ortaya koyan başkanı olduğu konfederasyon tarafından tart edilen Genel Başkanı hiç kimse unutmadı. 28 Şubat’ta vesayetin ırgatlığına soyunan -sözüm ona- sivil toplum kuruluşlarının halka sırıtarak kimlere ev sahipliği yaptığını bu millet iyi bilir. 

 

Beyler! 7 Haziran üzerinden arka bahçe sendikacılığı yapacağınıza, 15 Mayıs’a ramak kalan şu günleri değerlendirin de rekabetin tadını çıkaralım. Hatırlatmakta yarar var: Yetkili sendikanın belirlendiği tarih 7 Haziran değil, 15 Mayıs’tır. Ama siz diyorsanız, biz Bahçeli’ğe razıyız; o vakit geçmiş olsun, zira 7 Haziran da kurtaramayacak sizi… 

 

Önceki Yazılar
21- Stajyerlikte usta-çırak yöntemi, doğru adım / Talat YAVUZ
22- Bir kısım nakademisyen imzası nasıl okunmalı? / İdris ŞEKERCİ
23- Diplomalarını ihanet belgesine dönüştürenler bulundukları makamda işgalcidir / Doç. Dr. Hasan FURKAN
24- Kudüs / Talat YAVUZ
25- Vatanını canından aziz bilen vatan şairi / Ahmet AYDINSOY
26- Gördün mü o yetimi itip kakanı! / İdris ŞEKERCİ
27- Büyük medeniyet yolculuğunda eğitimin ve eğitimcinin rolü / Ahmet AYDINSOY
28- Yılkı sendikacıları / Celal Demirci
29- Algı, olgu, kurgu düzleminde toplu sözleşme / Celal Demirci
30- Toplu sözleşme başlarken / Talat YAVUZ
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top