Algı, olgu, kurgu düzleminde toplu sözleşme
79822 | | | 02-09-2015

Celal Demirci

2. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde algı operasyonlarına girişerek olguyu algıya mahkum edip, sözü edepten sıyırarak manipülasyon aracına dönüştürmek suretiyle ‘memuru satış kurgusu’ hazırlayan bazı sözde sendikalar Memur-Sen’e itibar suikastı düzenlemişlerdi.


2014 yılında sahayı mayınlayanlar, pazarlayacak başka bir şeyleri kalmadığından 3. Dönem Toplu Sözleşmesi’nde de, tıpkı 2014 yılında yaptıkları gibi, manipülatif algı operasyonlarıyla kamu çalışanlarına ‘memuru sattılar’ dejavusu yaşatıp kamusal bilincin ırzına geçme pahasına şapkadan fil çıkarma operasyonlarına giriştiler.


Bu yapılar yetkili oldukları dönemlerde de her toplumsal gerilimde önce refleksif tepkiler vererek esastan, usûlden itirazları yükseltip daha sonra hakim güce öykünme tarzını yol belleyip şehvetli teslimiyete varan istikrarlı davranışlarıyla bizleri hiç şaşırtmamışlardı.


Bütün bunlar olurken kutsal mefhumların gölgesinde özgürlük ve demokrasi adına en vahşi cinayetleri işleyenler “cenaze törenlerinde devrim, banka soygunlarında sosyal adalet, Gezi parkurlarında iktidar” aramaya devam ediyorlar.

 

Domınıque Lapıerre ve Larry Collins'in ortak eseri ''Yasımı Tutacaksın'' romanının boğa güreşçisi kahramanı Manuel Benitez El Cordobes'in ilk boğa güreşi müsabakasına çıkarken kız kardeşi Angelita'ya, ''Ağlama Angelita; bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın” dediği gibi, toplu sözleşme masasının angajman kurallarını değiştiren Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı Ali Yalçın da adeta, ‘ya öğretmene nöbet ücretini verirsiniz ya da yasımı tutarsınız’ dercesine ayağa kalkıp masayı terkediyor ve bu tavrıyla da ödeme kalemlerine yeni bir kalem açarak ilk defa nöbet ücretini öğretmen camiasına kazandırıyordu.

 

Memur-Sen’in yeni başkanı ilk toplu sözleşmesinde isyan gömleğini kuşanıp Kamu İşveren Heyet Başkanı’na “teklifinizi yenileyin de gelin'' diyerek masayı terk ederken, diğer yandan masanın ucuna tutunarak koltuğunda çakılı kalanların şüpheli paket gibi içinden ne çıkacağı belli olmayan teklifleri ellerinde patlıyordu.


Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı’nın masayı terk edişi ile bir anda misafir konumunda kalan diğer konfederasyon temsilcileri isteseler de istemeseler de masadan kalkacaklardı çaresiz...


Çünkü adları misafire çıkmıştı bir kere...


Kalkacaklardı o masadan, isteseler de istemeseler de...


2016-2017 yılı toplu sözleşmelerinde kelimenin tam anlamıyla algının sefaletini yaşayarak olgunun gerçeğinin çölüne çarpan operasyon sendikaları ve onların lider kadroları bu defa adsızlar mezarlığında kendi kuyularını kazmış oldular. 

 

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top