Seçimimiz Kumpasları Bozmalı
76852 | | | 30-10-2015

Ramazan ÇAKIRCI

İnsan seçim yapan bir varlıktır. Yönümüz, menzilimiz, geleceğimiz, bir ölçüde kaderimiz yaptığımız seçimlerle doğrudan ilişkilidir. Seçme iradesi insana sorumluluk yükler. İyiyi de kötüyü de kendi irademizle, kendi ellerimizle seçeriz. Yel ekenin fırtına biçmesi misali karanlığı seçenin aydınlığı beklemesi saçmadır. Kolaylığı seçenin duçar olduğu zorluklardan şikâyet etmesi anlamsızdır. Fenalığı tercih edenin iyilik beklemesi, iyilik bulması imkânsızdır. Düşmanlığı seçenin dostluktan, savaşı seçenin barıştan nasibi olmaz. Bu diyalektik işleyiş, hayatın ve varlığın oluş yasası gereğidir. İşleyişin bireysel veya toplumsal düzlemi sonucu değiştirmez. İnsan seçtiğine katlanmak zorundadır.

 

Hayat seçimdir, seçimlerle sürer. Hayatın her aşamasında farklı seçimler yaparız. Gündelik seçimlerimizde olduğu gibi, asıl olan hayat yolumuzu, dünya görüşümüzü, varlığımızın anlamını, ana istikametini seçerken gösterdiğimiz irade ve kararlılık önemlidir. Bu çerçevede insan ya imanı ya da küfrü; ya izzeti ya da zilleti; ya nuru ya da zulmeti seçer.

 

 İrfan ve medeniyet değerlerimizi sahiplenerek özümüze dönme çabamız bir seçimin sonucudur. Milli iradeye saygı, özgürlüklerden yana, vesayet rejimlerine karşı, mazlumlardan yana gösterdiğimiz tutum bir seçimin sonucudur. Biz genel anlamda, bütün gündelik kaygıları, politik hesapları bir kenara bırakarak özgürlüğün, onurun ve medeniyet değerlerinin yanında tarafımızı belirlemiş durumdayız. Tabi ki bu seçimlerimizin nimetleri olduğu gibi külfetleri de olur, olacaktır

 

Son yıllarda Türkiye’de tarihsel, kültürel dinamiklerine yaslanarak bulunduğu bölgeye ve bütün yeryüzü mazlumlarına umut olacak bir bilinç, bir duyarlık inşa etmeyi başardık. Oluşan duyarlılığı bu yıl gittiğimiz Makedonya’da, Arnavutluk’ta Kosova’da ve en son gittiğimiz Malezya’da çok daha fazla fark ettik. Bu duyarlıkla sürdürülen dış siyaset, millet olarak göstermemiz gereken asil duruşa uygun bir duyarlılıktır. Sonra içeride başarılan her demokratik ve ekonomik kalkınma hamlesi biz kamu çalışanlarına ve her bir vatandaşa güç ve itibar kazandırdı. İçimizdeki iyileşmenin bütünleşerek dışımıza yansıması, etki coğrafyamızın genişliği sebebiyledir. Merkezinde Türkiye olan gönül coğrafyamızla sağlanan bütünleşme, kimi karanlık odakların kirli oyununu bozdu ve bozmaya devam edecektir. Bundan önce olduğu gibi bizi yok ederek var olma hesapları yapanların bundan sonrada oyunlarını boşa çıkarmalıyız. Dün ihanet çeteleri gezide, 17-25 Aralıkta ve 6-8 Ekimde ayrı ayrı görüntü vererek farklı kollardan saldırı yaparken bugün, ihanet şebekeleri en kutsal değerlerimize ve geleceğimize topyekûn ve aynı safta yer alarak pervasızca saldırılar yürütmektedir. Diyarbakır’da 21 ilden 600 STK’nın YETER ARTIK çıkışı, Ankara’da yüzbinlerce kişinin teröre hayır yürüyüşü ihanet şebekelerinin saldırılarına karşı atılan son derece değerli adımlardı. Bunun için kardeşliğimizi, toplumsal barışı, istikrarlı hayatı bölmek, parçalamak isteyenlerin oyunlarını boşa çıkaracak bir siyasi tablo için oylarımızla safları daha da sıklaştırmalıyız.

 

Önümüzdeki seçimde tercihimizi belirlemede önemli olan faktörlerin başında eğitimdeki iyileştirmeler gelir. Türkiye’ye yapılan derin operasyonun en önemli ayağı Milli Eğitimde gerçekleştirilmek istenmiştir. Çökertmek üzere bu hedefi seçenler, yaptıkları ve yapacakları bozgunun son derece bilincindeler. Başörtüsü yasağı, katsayı uygulaması gibi yıldırmalar aslında millet evlatlarını sahanın dışına itme çabasıydı. Daha da önemlisi gencecik kuşakları medeniyet değerlerimizden kopararak, bizim için karanlık bir gelecek tasavvurunu hayata geçirmek istemeleriydi. Bu millet yakın geçmişte iradesini, idareye dönüştürerek içine sokulduğu karanlık tünelden çıkmasını bildi. 4+4+4 eğitim sistemine geçildi. Çocuklarımıza Kur’an-ı Kerim, Siyer-i Nebi ve temel dini bilgiler derslerini seçme hakkı verildi. İmam Hatip ortaokulları açıldı. Katsayı uygulaması, Milli Güvenlik dersi ve öğrenci andı kaldırıldı. Başörtüsü zulmü sona erdi.  Üniversiteler önündeki bariyerler kaldırılarak üniversitelerin normalleşmesi bu dönemin önemli kazanımlarının bir kısmı ve aynı zamanda gelecekte olacak daha güzel şeylerin habercisi niteliğindedir. Seçimimiz zorba anlayışın körpe dimağlara hükmetme çabasının başat kalesi niteliğindeki eğitimin, gerçek anlamda millileşmesi yönündeki hayallerimizin gerçekleşmesini sağlayacak bir seçim olacaktır. Bu nedenle kazanımlarımızın heba olmaması için bu seçimde yer alacağımız saf çok önemlidir.

 

Son olarak Toplu Sözleşme ile başta eğitim çalışanları olmak üzere tüm kamu çalışanlarına önemli kazanımlar elde etmiştir. Hatta genel bir değerlendirme yaptığımızda elde edilen mali ve sosyal haklara dönük kazanımlar tarihi nitelikte olduğu görülecektir.

 

Burada anlayışımızın karakterini ortaya koyan önemli hususlardan biri; biz kazandık ama asla kimse kaybetmedi. Bizim kazanımımız başkasının/ötekinin kaybı temelinde yükselemez. Biz kazanalım da öteki kaybederse kaybetsin duyarsızlığı, dahası körlüğü içinde olmadık, olamayız. Tersine ümmet coğrafyası,  ülke ve millet kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız. Bizim kazanımlarımız demek insanlığın kazanımlarının artması demektir. İnsanlığın kazanımlarını artırmadaki öncülüğümüz illegal yapıların bizden rahatsızlık duyması ve sendika liderlerimizi tehdit etmesi olağandır. Bu seçimde gayemiz daha önce olduğu gibi ümmete, ülkeye ve millete kazandırmak olacaktır. İslam coğrafyasına, ülkemize ve milletimize kazandırmak için tercihimizin yönü daha önce olduğu gibi yine bellidir. Büyük Türkiye ufkuna sırtımızı dönerek kendimize bir yol arayamayız. Bu yol kimseyi huzura, nura, onura götürmez. Kazanımlarımıza imkân veren zeminin heba olmaması, daha da çoğaltacak bir işleyişin sürmesi için elbette tercihimiz büyük, güçlü, istikrarlı Türkiye’den yana olacaktır.

 

Bu seçimde kaybetmeyi, zararı, düşmeyi, bozgunu, belirsizliği tercih edemeyiz. Böyle bir tercih ancak akıl tutulmasıyla, ruh ve vicdan kararmasıyla mümkün olabilir. İnsani ve İslami meselelerin olduğu bir yerde ve zamanda bütün davalar, bütün hesaplar geriye bırakılır. Sadece biz değil, ters bir açıdan bakacak olursak, önemini çok iyi bildikleri için bu coğrafyayı kendi haline bırakmak istemeyen güçlerde bu seçime bel bağlamış durumdalar. Yaptığımız tercih insana ve millete kumpas kuranları üzecek. Tercihimiz mazlumu mağduru mesrur edecek. Kumpasçılar bilinsinler ki, bu ülkeye kumpas kuranları asla ve asla sevindirmeyeceğiz!  

Önceki Yazılar
1- İyilik örgütlü gücümüzle kazanacak
2- Gelecek sizinle daha iyi olacak
3- Truva atı ya da beşinci kol faaliyetleri
4- Bir halk destanı: 15 Temmuz
5- Gelecek günler daha güzel olacak
6- Türkiye Buluşmamızda yapay sınırları aştık
7- Öze yeni bir yolculuk zamanı
8- Kararlı mücadeleyle güçlü Kazanımlar
9- Yüreğe Düşen Loğ Taşı
10- İLKSAN'da Zorunlu Üyelik Dayatmasına Nokta Koyduk
1 2 3 4 5 6
Top