Malezya izlenimleri ve düşündürdükleri
75959 | | | 11-11-2015

Latif SELVİ

İnsanlık, kitlesel ideallerini, yerel ve küresel hedeflerini örgütlü bir organizasyonla gerçekleştirebilir. Aynı zamanda sorunlarından arınması da yine örgütlü mücadeleyle mümkündür.

Eğitim, çalışma hayatı ve sendikacılık gibi alanlarda çalışma sorumluluğunu idealist duygularla taşımalı; görevimizin bize yüklediği temel sorumluluğu doğru anlamak, anlatmak; sonucu ne olursa olsun kararlı bir dava erinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeliyiz.

Mezkûr temel görevlerimizin kısa çerçevesini çizecek olursak, eğitim hayatından anladığımız, insanlığın beslendiği bilgi kaynağı ve elde ettiği birikimi zihinlerin aydınlatılması yerine kirletilmesinin hatta canavarlaşmasının aracı olmaktan çıkarıp; ulaşılan her bilgi ve imkânı yeryüzünün daha yaşanabilir olması için kullanacak bireylerin yetiştirilmesi olmalıdır.

Bu bilginin kesinlikle vahyin ışığında yeşermesi gerekir. Bunun böyle olmasının gerekliliği, 150 yıldır yaşadıklarımızın hayatımıza kattıklarıyla doğrudan ilgilidir. Materyalistlerin bilginin kaynaklarını ve üretimini tekeline aldığı, inançlara ve geleneğe dair var olanı küçümsediği süreç, bizi böyle bir sonuca götürmüştür. Belki insanlık geçmişin bilgisini de değerlendirerek yeni pek çok şeyi keşfetmiş, yeni şeyler üretmiş, birçok başarıya imza atmış olabilir. Ancak bilgiyi elinde tutanlar; bunu acımasız bir metaya dönüştürmüş ve tekelleştirmiştir. İnsanlığın ortak mirası ve imkânı olması gereken bilgi, tekelci emperyalistlerin elinde başka toplumları köleleştirme, emirlerine ram etme aracı haline gelmiştir.

Sistem evrensel nitelikte faaliyetini sürdürdüğü için bu gidişata eğer dur denemezse, ezilenlerle ezenlerin pozisyonu değişmez, insani olanı başaramayız. Aksi halde bugün olduğu gibi bilgi teknolojisi haksız rekabet alanları oluşturur. Atomun parçalanmasıyla elde edilen bilgi bombaya dönüşür ve soyluların, seçkinlerin Allah’ın bahşettiği dünya nimetlerine hak hukuk gözetmeksizin mutlak sahip olması adına, ötekileştirilmişlerin başına yağar, onların esir toplumlar haline gelmesini temin eder. Hâlbuki bilgi; insanlığın ortak mirası olup, hepimizin aydınlanmasına hizmet etmesi gerekir. Günümüzün asilzadeleri, seçkinleri, küresel sistemin kompetanları, insanları kategorize ederek, sınıflara ayırarak, seçkinci bir yaklaşımla gücü, bilgiyi, serveti elinde tutanlar; aşağı gördüklerini dışlamak, zayıf düşürmek, ezmek anlayışıyla hareket etmiş, insanlığın huzuruna hizmet edecek her ne varsa düşmanlığın malzemesi yapmıştır.

Bu kötü gidişe dur diyecek, barışın, kardeşliğin sözünü eden değil, özüyle bunu gerçekleştirecek birilerinin çıkıp yeter artık demesi gerekir. Bunu söyleyecekler; kendi tekellerini, soylularını, seçkinlerini oluşturma değil, “Ahsen-i Takvim” olarak nitelendirdiğimiz insanın eş değer kıymetini ortaya çıkaracak, bilgiyi ortak mirasımız yapacak bir çalışmayı gerçekleştirmelidir. Bunu ancak insanı Allah’ın yarattığı bir varlık olarak kıymetli gören, ona layık olanın doğuştan gelen bir temel hak olduğunu bilenler gerçekleştirebilir.

Bu sorumluluk, kanaatimce İslam dünyasına düşmektedir. Bunun mücadelesini vermek Müslümanların görevidir. Çünkü henüz Müslümanlar yakın dönemde insanlığa yaşanabilir bir dünya için önemli katkılar vermiş ve ayrıca insanlığı vahyin hakikatleri ile buluşturacak, bilgi kaynaklarına onun ışığında gidecek imkânlara sahiptir.

Eğitim-Bir-Sen, 350 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en büyük sendikadır. Devlet sistemlerini dışarıda bırakırsak, Müslümanların en büyük eğitim örgütlenmesi çalışmasıdır. Mevcut potansiyeli, gücü, örgütlülüğü ile yılgınlık içine düşmüş, yenilmişlik psikolojisiyle materyalistler ve emperyalistler karşısında kendisini aşağılayan bir kitleyi ve birikimi harekete geçirebilir, yeni bir anlayışın kıvılcımını tutuşturabilir.

Sendika olarak dışa yolculuğumuz çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz yurt dışı görüşmeleri; eğitim sendikaları temsilcileriyle görüş alışverişinde bulunmamız, bilgi, birikim ve tecrübe paylaşımımız, yukarıda açıkladığımız hedeflerin gereğidir. Malezya ziyaretimiz bu çerçevede değerlendirilebilir.

Ne yazık ki, dünya eğitim örgütlenmesinin önemli bir ayağını oluşturan eğitim enternasyonal, özel hedeflerinin ne olduğunu bilmeyen üyelerinin omzuna basarak, egemenlerin emperyalist hedeflerine hizmet ediyor. Malezya’da görüştüğümüz üç eğitim örgütlenmesinin tamamı eğitim enternasyonalin üyesi durumundadır. Yalnız sevindirici olan, hâlâ dünyada yaşanan sorunlara benzer yaklaşımlarla bizlerin duyduğu rahatsızlığı ve tepkiyi hissediyor ve duyuyor olmalarıdır.

28 milyonluk nüfusuyla farklı kültürleri bünyesinde barındıran bu ülke, bölgesinde öncü ve güven adası olmayı başarmıştır. Kıyafet sorunları diye bir tartışma yok. Cami, sosyal hayatın ve eğitimin içindedir. Malezya İslam Üniversitesi başta İslami finans olmak üzere, İslam dünyasına katkılarıyla ayrı bir sayfa açılması gereken bir çalışmadır.

Sonuç olarak, sendika, sivil toplum boyutuyla hedeflerimizi ve o doğrultuda edindiğimiz izlenimleri bir başka yazımıza bırakarak, eğitimle ilgili vardığımız noktada, birlikte eğitim ve eğitim çalışması yapabilme potansiyelini tespit etmiş bulunuyoruz. Birlikte yapabileceğimiz çalışmaları planlayabilmenin temel taşlarını yerleştirdiğimizi düşünüyoruz. Bu durum, hinterlandımızda ve dünyada eğitim hayatıyla ilgili adımları atmada kararlı ve hızlı hareket etmemiz gerektiğini gösteriyor. İnşallah alternatif eğitim ve örgütlenmesinin hayata geçirilmesini başarabiliriz. 

Önceki Yazılar
1- Kudüs zorbaların işgaline teslim edilemez
2- Sisler içinde sınav sistemi aranmaz
3- Helal kazançtan ne anlamalıyız
4- Küresel dünya düzenine niçin katlanmamalıyız
5- 16 Nisan'dan ne bekliyoruz?
6- Müzakere kültürü
7- Balkan tecrübesi ve gelecek paydaşlarımız
8- Duvarları aşmak
9- 1 milyon sevdadır bizimkisi
10- Aranan insan
1
Top