Büyük medeniyet yolculuğunda eğitimin ve eğitimcinin rolü
79285 | | | 14-12-2015

Ahmet AYDINSOY

Geçmişte büyük medeniyet kurmuş devlet ve milletlerin tarihini incelediğimizde, şu gerçeği görüyoruz: Eğitime ve eğitimcilere verdiği değer. Tarihte büyük medeniyete beşiklik eden İstanbul  fethedildiğinde,  ilk icraat, eğitim alanında yapılmıştır ve eğitimcilere çok ciddi yatırımlar yapılarak, beyin gücü İstanbul’a getirilmiştir. Bu sayede İstanbul, dünya tarihinde tüm milletlerin kabul ettiği medeniyet şehri olmuştur. Öyle ki  onu fetheden  Sultan 2. Mehmet Han, unvanını fethettiği bu şehirden almıştır.

Eğitime ve eğitimcilere verilen değer, geleceğe yapılan en büyük yatırımdır. Bu gün ‘Büyük Medeniyet’ kurma hedefine kilitlenen ‘Yeni Türkiye’, birçok alanda gösterdiği başarıyı eğitimde de göstermesi için, ‘Fatih Projesi’ne verdiği değeri, eğitimcilere de vermesi gerekir. Aksi halde, eğitim alanında atılacak her adım güdük kalmaya mahkûmdur.

Öğretmenlik mesleğinin prestiji açısından, ekonomik ve sosyal haklarını elde etmesi, bundan çok daha önemli nokta ise, toplumun eğitimcilere verdiği değer. Şunu herkes bilmelidir ki, bu saygınlığa, verilecek değere, öğretmenin ihtiyacı olduğu için değil, umudumuz, geleceğimiz, gözbebeğimiz olan evlatlarımızın, öğrencilerimizin ihtiyacı olduğu için, öğretmen hak ettiği saygıyı görmelidir. Toplumda bunu gerçekleştiremediğimiz zaman, öğretmenlerin öğrencilerine rol model olma, onlara faydalı olma yolunda istenen verimi elde etmeleri mümkün değildir. Allâme-i cihan olsa öğretmen,  öğrencilerine verebileceği çok bir şey yoktur.

Türkiye’de,  öğretmenin toplum nezdindeki yeri konusunda istenilen düzeyde olup olmadığını birkaç örnekle görmeye çalışalım. En küçük bir problemle karşılaşan veli okul basıp, öğretmen, yönetici tartaklayıp, hakaret ediyor, şiddete başvuruyorsa; devletin kaymakamı, valisi öğrencilerinin önünde, öğretmenin (ne olursa olsun) öğrencilerinin önünde eleştirilmemesi gerektiğini bilmiyorsa, o toplumda eğitim konusunda çok ciddi sorunlar, eksiklikler var demektir. Aslında millet olarak medeniyet köklerimize dönüp baktığımızda, orada muhteşem örnekler bulacağız. O örnekleri bugün yaşattığımız zaman, ‘Büyük Medeniyetimizin’ temelini atmış olacağız.

Göklerin öğrencisi, yeryüzünün öğretmeni olan Peygamberlerin mirasçısı öğretmenler yetiştirdiğimiz zaman, ‘Büyük Medeniyetimizi’ gerçekleştirmiş olacağız. Bu sayede, eğitimde yaşadığımız problemleri hızla çözüme kavuşturmuş olacağız. Bu konuda en kısa zamanda ve derhal atılması gereken adımların başında, eğitimin sorunlarını en ince ayrıntılarına kadar yaşayarak öğrenen öğretmenlerin işbaşına getirilmesi geliyor. Ancak bu sayede alanda yaşanan problemler hızlı bir şekilde çözüme kavuşacaktır. Eğitimde iyi niyetle atılan yanlış adımların önüne geçilecek, zaman kaybına meydan verilmeyecektir. Ancak bu sayede, tüm devlet kurumları arasında, her yönden üvey evlat muamelesi gören kurum okullar olmayacaktır.

Eli öpülesi öğretmenlerin, bir gün değil,  bir ömür baş tacı edildiği güzel günleri birlikte inşa etmek dileği ile... 

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top