Diplomalarını ihanet belgesine dönüştürenler bulundukları makamda işgalcidir
7393 | | | 20-01-2016

Doç. Dr. Hasan FURKAN

 

Ülkemiz otuz yıldır dış destekli bölücü terörün insanî, sosyolojik, psikolojik, iktisadî ve manevî tahribatına maruz kalmakta; birliğini ve huzurunu muhafaza adına büyük bir mücadele vermektedir. Dış odakların güdümündeki bedbaht mahfillere karşı verilen bu mücadele, bugün terörün belini kırmış, siyasi uzantısı partinin gerçek yüzünü ortaya koymuştur.

Bugüne kadar terör örgütünün, şehirlere vesayet çukurları kazarak, halkın geleceğini boğması, barikatlar kurarak insanların yarına dair umutlarını perdelemesi, sosyal huzuru korkuyla manipüle, ticarî hayatı kepenkle tasfiye etmesi, bölge halkının evini barkını terk etmek zorunda kalması tüm bu zulümlerinin bir kısım unvanlı cahil tarafından şirinleştirilerek yansıtma yoluyla devletini suçlaması konuya yeni bir boyut kazandırdı. İslâm’ın mabetlerine, mukaddes Kur’an’ına, ilmî kaynaklarına, müesseselerine saldırma; çirkin afişler tasarlayarak nefreti alenileştirme, insanların hayat hakkına, meskenine tecavüz etme, haysiyetini ve iffetini çiğneme gibi faaliyetleri bazılarının gerçeği görmesini sağlasa da maalesef dış mihraklardan emir ya da ihale alanlar manipülasyon yaparak meşru siyaset ortamını spekülatif alanlara taşımak istemektedir. Terör örgütüne çeşitli sebeplerle destek vermek zorunda kalan bir kısım bölge halkı, devletin bölgedeki gücünü gördükçe boyunduruktan kurtulacak devlet sevgisini milletin ayrılmaz bir parçası olduğunu haykırma imkânı bulacaktır. Bu aşamada operasyonlar halkı koruyarak büyük bir titizlikle ve kararlılıkla yürütülmeli, devlet güçlerinin ve yetkililerinin bölge halkını sahiplendiği, yarına dair umutlarının gerçekçi ve tek kaynağı olduğu mesajı çok net bir şekilde verilmelidir.

Dünyanın hiçbir ülkesinde, onda birine dahi müsaade edilmeyecek teröre yönelik bu faaliyetleri masum arayışlar, demokratik talepler gibi gösterme kurnazlığı milletin irfanına takılıp kalmıştır. Devletin zirvesinin, masum halkın taleplerini karşılama yolunda baldıran zehri içmeye hazır olduğunu deklare ettiği bir zeminde çözüm sürecini mühimmat yığma süreci olarak geçirenler bu mühimmatların başlarında patlamasına razı olmak zorundadırlar. Silahlar bırakılıncaya, teröristler ülke dışına çıkıp sokaklara güven, hanelere huzur gelip; hayat normalleşinceye kadar malum medya hezeyanlarıyla askeri katil, militanı sivil gösteren güdümlü haberlere kimse itibar etmeyecek, her vatandaş operasyonlara desteğini sürdürecektir.

Bu satıhta operasyonların başarı yolunda aşama kaydettiğini gören uluslararası kirli eller kendilerine yeni taşeronlar belirleyerek diplomalarını ihanet belgesi haline getiren, kendi ülkesini uluslararası mahkeme koridorlarıyla tehdit eden hadsiz bir cürümle sınav edilmek istenmiştir. Kürsü militanlığına soyunan bu Kandil neferleri bulundukları makamda işgalci olduklarını resmetmişlerdir. Sade vatandaşı cüz’i bir şüphe hâlinde dahi sîgaya çekebilen hukuk ve bilimin haysiyetini korumakla vazifeli YÖK, bu alenî cürüm karşısında gerekeni yapmalıdır.

Yeni Türkiye’nin destekçisi, terörün lanetçisi; hukukun ve millete verilen sözlerin takipçisiyiz. Hayalimiz, duamız, talebimiz; tam bağımsız yeni ve büyük Türkiye, hür ümmet ve hayat bulmuş insaniyet ve medeniyettir. 

Önceki Yazılar
1- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
2- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
3- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
4- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
5- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
6- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
7- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
8- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
9- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
10- Asker Ocağı, Peygamber Ocağı olmadıkça sorun çözülmez / Ahmet AYDINSOY
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top