Stajyerlikte usta-çırak yöntemi, doğru adım
79201 | | | 17-02-2016

Talat YAVUZ

 

Ülkemizde öğretmen yeterliliği hep tartışılagelmiş ancak yıllar yılı kayda değer hiçbir adım atılamamıştır. “Eğitim fakülteleri iyi öğretmen yetiştirmiyor, bakanlığın hizmet içi eğitimleri verimsiz ve öğretmenler kendini yenilemiyor” tespitleri üzerinden yürüyen kısır çekişmeler ve karşılıklı suçlamalarla yeterince zaman kaybettiğimizi sonunda birileri görmüş olmalı ki, stajyerlik dönemi ile ilgili güzel bir adım atılmış. Umarım bu fikir, doğru uygulayıcılarını bulur ve devamlılığı sağlanır.

Bu uygulama ile atanan otuz bin öğretmen, görev yerlerine hemen gitmeyecek, istedikleri yerde seçecekleri rehber-usta öğretmenle, haftada üç gün çalışarak tecrübe kazanacak. Kalan iki gün idarede veya maarif müfettişleri ile çalışacak. Rehber öğretmenlerin, meslekte on yılı tamamlamış, ulusal ve uluslararası projelerde görev almış, sosyal, kültürel etkinliklere katılım göstermiş, mesleğinde temayüz etmiş öğretmenler arasından seçilecek olması, stajyer öğretmenlerimiz için çok büyük bir şans olacaktır. Okul idarelerinin çalışma şeklini görmelerinin avantaj olacağını ancak maarif müfettişlerimizin katkılarını iyi ayarlamaları gerektiğini şimdiden söylemeliyim. Olumsuz örneklerle mevzuatın sevimsiz girdaplarında eskiye dair anılar, yeni göreve başlayacak öğretmenleri motive etmeyecek, tedirgin edecektir.

Eğitimde başarıyı arıyorsak, yatırımı doğru yere yapmalıyız. Eğitim alanında yapılanları saymaya başlayan bütün yetkililer, şu kadar derslik yapıldı, bu kadar öğretmen atandı, ders kitapları ücretsiz verildi, FATİH Projesi ile şu kadar etkileşimli tahta ve tablet dağıtıldı diye söze başlıyor. Peki, başka ne yapıldı? Başka ne yapılmalıydı? Müfredat ve ders kitapları elden geçirilmeli, öğretmen eğitimine ağırlık verilmelidir. Tespitlerini geç de olsa bugün yapabiliyorsak sonunda doğru yoldayız demektir.

İçi boş projelere ve popüler uygulamalara harcadığımız kaynağı, öğretmen eğitimine harcasaydık, etkileşimli tahtalar, öğretmenler ve öğrenciler için ihtiyaç haline gelecek ve sınıflarda aksesuar görevi görmeyecekti. Sınava dayalı sistemi dönüştürebilseydik, kapattığımız dershaneleri kendi elimizle okulların içinde açmak zorunda kalmayacak, kitap piyasasını bir taraftan yasaklarken diğer taraftan okulların içine taşımayacaktık. Artık kendimizi kandırmaktan vazgeçerek, şu görmezden geldiğimiz bütün gerçekleri görelim, ne olur?

Madem problemi gördük ve sıra dışı uygulamalar yapmaya cesaret edebiliyoruz, bir teklifim olacak. Bir yıllığına ders kitaplarını ücretsiz dağıtmaktan vazgeçelim ve bu kaynakla bütün öğretmenleri, on günlüğüne yurt dışı eğitim gezisine gönderelim. Başarı hikâyelerini yerinde görelim.

Bakanlığın, öğretmen eğitimini kendisi yapmaktan vazgeçerek, teşvik eden bir sisteme geçmesi gerekir. Yönetici atamada, yüksek lisansa ve ikinci üniversiteye verilen puan sayesinde binlerce eğitimcinin yeniden öğrenci olduğu unutulmamalıdır. Üniversitelerin, özel akademilerin vereceği tanımlanmış seminer belgelerine verilecek puan, kariyer ve ek ödeme gibi avantajlarla büyük bir hizmet içi eğitim hamlesi yakalanabilir.

Stajyer öğretmenler için getirilen yeni uygulamanın yerinde ve anlamlı bir çaba olduğunu düşünüyorum. Uygulamada ortaya çıkacak küçük problemler yüzünden vazgeçilmeyerek yerinde iyileştirmelerle ısrarlı olunmalıdır. Böylece eğitim fakültelerinin eksik bıraktığı uygulama tamamlanmış olacaktır.

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top