Bugün için verilen emek geleceğe yönelik basirettir
25688 | | | 13-06-2017

Şükrü KOLUKISA

İnanmış bir adam bir ideali sosyolojinin rahmine düşürdüğünde ilk imtihanı var olma mücadelesi, aldığı ilk pozisyon da cenin hâlidir. İdealin inananları arttıkça gövde gelişir, gövde üstünde uzuvlar işlevselleşir. Bir grubun ideali olan bir çaba alanlara taşabilir ve kitleleri kuşatabilirse artık ideal değil, bir realitedir.

Realiteler ise hayatın en büyük devrimcileridir. Çünkü bilinmeyen veya hesap edilemeyen gerçekler, karşısındakini er ya da geç devirirler. Toplum mühendislikleri iyi planlanmadıkları için değil, gerçeklere aykırı uygulandıkları için hep kaybederler.

Toplumsal yapıları ten gibi kuşatan, rengini verip sarıp sarmalayan şey kimliktir. Bedenimizi nasıl derimiz kuşatıp bir arada tutuyorsa, kurumları da bir arada tutan ‘deri’, acıyla, gözyaşıyla, ödediği bedelle elde ettiği kimliktir. Kurumsal kimlik, tüm zamanlar boyunca tarih karşısında değişmeyen pozisyonun, ödenen bedelin, olaylara vurulan mührün adıdır. Bir kurum için zaman döngüsünde büyümeyi getirecek tek saik kimliği muhafaza edip, zamanın ruhunu okuyarak yenilenebilmek, yenilenirken de tutarlı kalabilmektir. Dünden bugüne yakın tarihimizde kimin dün nerede durup bugün nereye savrulduğuna bakılırsa, bu mevzu daha iyi anlaşılır. Ruhuyla bedeni birbirine eş olup kimliğini kaybetmeyenler eninde sonunda büyüyenlerdir. Hasımları ve hısımları her badirede karılan yeni kâğıtlara göre değişenler ruhu başka adreste gövdesi başka kollarda kalan, kimliğini kayıp ilanlarıyla bile arayıp bulamadığı için kaybedenlerdir.

Uzun yolu menzil bilenler, idealleriyle gerçeklerini birbirine kardeş edebilenlerdir. İdeal, menzile ulaşmanın azmi ve hazzı; gerçekler de, yürünen yolun ayak basılması gereken sağlam arzıdır. İdeallerimiz her zaman realitelerimizin ruhu, realitemiz de artık ideallerimizin vücududur. Vücut büyüdükçe ruh da gelişmiş, refleksler organize olmuş, duruşumuz kavileşmiştir.

Bugün inanmış bir adamın hayata tutunan ideali Türkiye’nin en büyük realitesidir. Kimliği ilk günkü kadar orijinal, çalışmaları ve faaliyetleriyle her alanda sendikacılık adına medar-ı iftihardır. Hasılı cenin hayata tutunmuş, kaos kozmosa dönüşmüş, gövde gönenmiş, artık varlığın imtihanı seyir değiştirmiş, mücadele daha kompleks bir yapıya evrilmiştir. İdeal büyümüş realite olmuş, realite kıymeti ölçüsünde bedel ödemiş kimliğini bulmuş, kimlik ruha kazınmış senfonik bir reflekse dönüşmüştür. Yapılması gerekenler değişmiş ve gelişmiş, dolayısıyla beklentiler artmış, varlığımızın boyutları kendi sınırlarını aşmıştır. Tarihten alınan misyonla güncelin sorunlarına daha nitelikli dokunuşların vakti gelmiştir.

Yeni sorumlukların arifesine geldiğimiz bu durakta kütüğümüzde kayıtlı olan şey; mücadelemizi büyütürken kuruluşumuzda künyemize kazınan gerçekçi tavrımızdır. Sorunların yüzeyine bakıp imaj sendikacılığı yerine gerçek nedenlerine yönelip kökten çözüm arayan tavrımızdır. Bugün bizi çeyrek asırlık mücadelede bugünlere taşıyan şey ise çözüm odaklı düşünme çabası ve istikrarlı sonuçlar elde etme kaygısıdır. Sendikacılığımızı taçlandıran şeyler de var elbette; faaliyetlerimizi sadece çalışma hayatıyla sınırlı tutmadan, toplumsal barışa, ülkenin yaşama iklimine, sosyal, siyasal ve akademik yapısına katkıda bulunabilmemizdir. Çünkü çalışma hayatını kuşatan şartların sağlığı, emeğin değerinin yükselen pazarlığıdır. Üyemize, ülkemize ve milletimize yapılan her hizmet geleceğe yönelmiş bir basirettir. Biz idealleriyle yürüyen, ülkeyi kuşatan realitesiyle büyüleyen, varlığının ve yetkisinin gereğini; hak temelli yaklaşım, insan merkezli kazanım, özgürlük merkezli eylemleriyle sürdüren, dünkü idealin bugün her kurumda hayat bulmuş organik ve demokratik realitesiyiz.

Harcı samimiyet, tuğlası mensubiyet, yükü medeniyet olan çeyrek asırlık mücadelemiz; bugün temsilcilerimizin adanmışlığı, yöneticilerimizin yorulmak bilmeyen çalışma aşkı, atılan yeni imzalarla tescillenmiş, 420 bin 146 sayısı yeni başlangıçlar için eşik olarak belirlenmiştir.

Önceki Yazılar
1- Eğitimde yanlış hareket harakiri demek
2- TEOG'dan sonra geleceğin kodu: Adres mi not mu?
3- Bireysel vefa, kurumsal bekadır
4- Hızlı ve organize kötülük, müzmin ve örgütlü iyilik
5- Tarihe hamasetle değil verasetle talip olmak
6- Davamızdaki samimiyet yetkimizdeki mahiyettir
7- Medya temaşasından tefekkür sinemasına
8- İdeoloji, teoloji ve pedagoji sarmalında imam hatip okulları
9- Ölüm hayata, din dersi ahirete aykırı mı?
10- İdealden imkâna, imkândan ideale
1 2
Top