TEOG'dan sonra geleceğin kodu: Adres mi not mu?
10099 | | | 24-10-2017

Şükrü KOLUKISA

Ülkelerin en temel meselelerinden biri, insan kaynaklarını doğru yönetme ve zamanında doğru yöneltme sorunudur. İnsanların temel eğitimden ortaöğretime, ortaöğretimden yükseköğrenime uzanan kariyer skalasının boğum noktalarında sıkışıp kalmaması, herkesin kapasitesi, kabiliyeti ve mahareti doğrultusunda kendine bir gelecek çizmesi, hem bireysel gelecek hem de toplumsal kazanım açısından büyük önem taşımaktadır.
 

Ülkemizde sosyolojik hareketlilikler yeni ufuklar açtıkça, ailelerin refleksleri değiştikçe, kariyerden beklentiler arttıkça, teknolojik imkânlar geliştikçe öğrencilerimizi ölçme ve değerlendirme biçimleri farklılaşabiliyor, yerleştirme kapasitesine göre taktikler de değişmek zorunda kalabiliyor. Bu minval üzere uzun yıllardır süregelen bir seçme ve yerleştirme serüvenimiz var. Meselenin safahatını özetleyerek tecrübeler ışığında yeni önerilere ihtiyaç var. Bu serüvenin geçmişinde LGS, OKS, SBS ve TEOG gibi, daha nice harfleri değişen ama uğradığı kader değişmeyen, tarihe terk edilmiş bir sürü tecrübe var.
 

Eğitim sisteminden beklentiler değişmediği için ölçme-değerlendirme ve yerleştirmeden de beklentiler değişmiyor. Eğitimin kök sorunlarını çözmediğimiz için, onun sonuç tayin eden, çıktılarını belirleyen konularda değişiklik yapmak da değişim anlamına gelmiyor.
 

Gelecek baskısı tüm ailenin kaygısına dönüşünce toplumsal bir gerilim hasıl oluyor ve toplumdaki bu duygu öyle bir raddeye geliyor ki, bunu yatırım malzemesi gören bazı televizyon kanalları mevzuyu dizi konusu haline dahi getirebiliyor. ‘OKS Anneleri’yle kaygı eşiğini yükseltiyor, gerilimi tırmandıracak trajik hikâyelerle çukur uçurum olabiliyor. Bu boğumlarda ‘kaygı’ katmanında sıkışan ailelerin feryadıyla kaygıyı ortadan kaldırmak elzem olunca, çoklu sınava geçmek makul geliyor. Sınavı yıllara yayarak dağıtmak çözüm olarak görülüyor ve ‘çoklu SBS’ keşfedilerek kaygı bir süre dağıtılmış gibi oluyor. Sonra her sınav kendi içinde ayrı ayrı kaygı sebebine dönüşünce başa dönülüp ‘hiç olmazsa alt sınıfları şimdiden kaygılandırmayalım’ diye sadece son sınıflar için yapılacak ‘SBS’de karar kılınarak eski noktaya geliniyor.
 

Nihayet TEOG, ölçme-değerlendirme boyutuyla tüm tecrübelerin üzerine inşa edilişi, okul içi etkinlik mesabesinde oluşuyla; okul derslerine önem atfeden, telafi imkânı sunmasıyla kaygıyı azaltan taraflarıyla bir süre uygulamada kalıyor. Ancak yukarıda izleğini sunduğumuz döngüsel kaderden o da payını alıyor ve yerleştirme boyutuyla piramidin yukarısı için iyilikler sunan fakat alt tarafta kalan öğrencileri kendi içinde istifleyip değersizliğe sevk eden, okullara imaj sorunu yaşatan yapısıyla tartışmaya açılıyor, bir gecede de nihayet buluyor.
 

Her seferinde sistem diye sunulan, sadece toplumsal hinterlantta biriken cerahati tahliye etmekten başka faydası olmayan değişiklikler sürgit devam ediyor. Her değişim yeni mağdurlar üretiyor, mağduriyetler yeni dönüşümleri tetikliyor.
 

Şimdi yerine konulacak sistemi, hep birlikte tartışarak, olgunlaştırarak toplumsal kabulü yüksek boyutlara eriştirerek bulmamız gerekirken, konu yine dar alanda kısa paslaşmalarla şekillenecek gibi duruyor. Böylece hem demokratik teamüller atıl bırakılıyor hem de konuya katkıda bulunacak birçok kişi ve kurum küstürülmüş oluyor. Aslında elimizdeki veriler belli: Okul notuna dayalı yerleştirme, adrese dayalı yerleştirme, öğrenci portfolyosuna dayalı yerleştirme, merkezi yerleştirme… Bunlardan hangisine ne kadar yaslanacağımızı, kısa ve uzun vadeli nelerin yapılabileceğini eğitimin tüm paydaşlarıyla tartışarak bulabiliriz. Hangisine ne kadar pay ayırarak bir sistem kuracağımızın kodları ise sosyolojide. Toplumsal okumayı dünün tecrübesi, bugünün gerçeği ve geleceğin beklentisi doğrultusunda yorumlayarak, hepsinden beslenen, geleceğe bu nefesle seslenen tutarlı bir sistemi hep birlikte bulabiliriz. 

Önceki Yazılar
1- Uzun yolun sırrını ancak yürüyenler bilebilir
2- Kadim zamandan yeni döneme öğretmenliğin mutasyonu
3- Eğitimde yanlış hareket harakiri demek
4- Bugün için verilen emek geleceğe yönelik basirettir
5- Bireysel vefa, kurumsal bekadır
6- Hızlı ve organize kötülük, müzmin ve örgütlü iyilik
7- Tarihe hamasetle değil verasetle talip olmak
8- Davamızdaki samimiyet yetkimizdeki mahiyettir
9- Medya temaşasından tefekkür sinemasına
10- İdeoloji, teoloji ve pedagoji sarmalında imam hatip okulları
1 2
Top