Seçimimiz daha ideal bir eğitim düzeni içindir
4875 | | | 27-06-2018

Ali YALÇIN

Tarihin, ruhu tükenmekte olan dünyayı taşıyamaz olduğu bir aralıkta yaşıyoruz. İki dünya savaşından sonra kurulan küresel düzen, artık sadece açlık, ölüm, katliamlar, kan ve gözyaşı üretmektedir. Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere, adaletin, barışın tesisi için kurulan uluslararası toplum mekanizmaları ise kuruluş amaçlarının tersine, bu küresel düzene nefes aldıran, onu meşrulaştıran bir işlev görmektedir. Sömürüye dayalı ekonomik ve askeri asimetrik düzenin ürettiği insanlık trajedisinin büyüklüğü ve yaygınlığı, her gün yaşanan katliamları, açlıktan ölümleri olağanlaştırmaktadır.

İnsanlık vicdanı, bu kahredici gidişata uyanık ve sorumlu bir bilinçle tepki vermelidir. Dayandığı kesim dolayısıyla ülkemizin entelektüel birikimini, irfanını temsil eden Eğitim-Bir-Sen, kurulduğu günden bu yana her şeyden önce insani bir sorumlulukla her türlü zulme, sömürüye karşı çıkmıştır.

Emperyal odaklar, korkak, çekingen tutumlarıyla köleliği benimsemiş kitlelerden ne ölçüde memnun iseler; zillet içinde yaşamaktansa izzet içinde ölmeyi bilen onurlu, asil tutumlardan da o ölçüde rahatsız olurlar. Bu asil ve onurlu tutumun son örneğini, katliamların bile durduramadığı inanmışlık ve adanmışlıkla 15 Temmuz’da yaşadık. Türkiye, bu asil duruşu ve direnişiyle zalimlere korku vermekte, mazlumlara umut olmaktadır. Mazlumdan yana, zalime karşı olmak, bizim tarihsel kimliğimizin ve karakterimizin gereği fıtri insani bir seçimdir. Bizim seçimimiz her türlü konjonktürel, aktüel durumları aşacak tarzda inancımızın oluşturduğu değerlerimizin neticesidir. 16 Nisan referandumuyla karar verilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Modeli’ne fiili olarak geçişi sağlayacak seçimde de bu temel tercihimiz doğrultusunda bir tutum aldık. Tercihimiz hep daha çok bilgiden, yatırımdan, kalkınmadan, özgürlüklerden, mazlumlarla dayanışmadan, ümmetle ve ortak değerler zemininde insanlıkla buluşmadan yana olmuştur, olacaktır.

“Dünya beşten büyüktür” diyen Türkiye, bir yandan küresel adaletsizliğe dikkat çekmekte, diğer yandan bölgesinde püskürttüğü tehlikeler ve sahadaki etkisiyle emperyalizme karşı direnerek kazanmanın mümkün olduğu gerçeğini fiilen göstermektedir. Bu mesaj birçok ülkede, daha çok da halklar nezdinde teveccüh görmektedir. Bu teveccühledir ki, bugün emperyalist sömürüye karşı son derece akıllı, inançlı, bilinçli, kararlı bir hareket dalga dalga yayılmaktadır.

Zulümlerle ağırlaşan dünyanın artık yükünü taşıyamayan tarih, kendi akışı yönünde yeni bir hareket kazanmıştır. Suyun akıp yolunu bulması gibi insanlık da tökezlediği zamanların etkisinden sıyrılarak istikametini bulacaktır. Tarihsel sapmalara imkân vermemek için, küresel tehditlere karşı lokal ve yerel sınırları aşan örgütlenmelere gidilmelidir. Emek örgütlenmeleri temsil ettikleri gerçek karşılıkların gücüyle daha etkili olmaktadır. Çünkü emek insanın en somut, en gerçek değeridir.

Çeyrek yüzyılı aşmış sendikal tarihimizin ayrıcalıklı tecrübesini, başta İslam coğrafyası olmak üzere, diğer iklimlerde emek ve özgürlük mücadelesi veren dostlarımızla paylaşmamız, ülkemize ve bütün insanlığa duyduğumuz sorumluluk gereğidir. Doğal olarak onların tecrübelerinden de kendimize dersler, yeni bakış açıları çıkarıyoruz. Nasıl ki, zulmün temel felsefesi değişmiyorsa; adaletin, inancın, özgürlüğün de temel felsefesi değişmiyor. Alın terinin rengi, ırkı, dili olmaz, olmuyor. O nedenle küresel zulme karşı küresel ölçekte iş birliği ile mücadele edilmelidir. Emek örgütlenmeleri arasındaki küresel ilişki ve dayanışma, düne göre daha ümit verici düzlemde cereyan etmektedir. İnandığı değerler istikametinde tavizsiz, yoğun bir çaba içinde olan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in sendikal faaliyetlerde öncü, örnek rolü, kıtalararası bir ilgiyle teveccüh görmektedir.

Milletimizin, kamu görevlilerinin, eğitim çalışanlarının gönlüne bir medeniyet tohumu gibi düştüğümüz ilk kuruluş günlerimizden bu yana kemiyet ve keyfiyet olarak sürekli büyüdük. Birlerden binlere, yüz binlere, konfederasyon olarak milyona ulaştık. Mayıs mutabakatı ile Eğitim-Bir-Sen’in 426 bin 647 üyesi ile Türkiye’nin en büyük sendikası olduğu bir kez daha tescil edilmiştir. Büyümemizin asıl sebebi, milletimizin sahip olduğu değerlerle yoğrulmuş olmamızdır. Elde ettiğimiz başarılar sonucu, bağlı olduğumuz Memur-Sen Konfederasyonu, ilk defa bir memur sendikası olarak ILO’da Türkiye’yi temsil etmiştir. Kuşkusuz şube başkanlarımız ve yönetim kurullarından ilçe temsilcilik yönetimlerine, işyeri temsilcilerimizden bütün üyelerimize kadar inanmış, adanmış dava arkadaşlarımızın fedakâr, disiplinli, ilkeli çabalarıyla oluşan bu iftihar tablosu, bizim sorumluluğumuzu daha da artırmaktadır.

Eğitim-Bir-Sen, kemiyet ve keyfiyet olarak Türkiye’nin realitesidir. Üyelerimizin heyecan ve bilgi donanımlarıyla beraber bizi nitelikli kılan temel özelliğimiz, inanç değerlerimiz ile insanlığın birikimini mezceden temel felsefemizdir. Bu felsefemizin sahaya yansıması olarak, dijital çağın anaforunda kaybolmaya aday olan gençlerimizin, devraldıkları inanç değerlerini, erdemi, ahlakı ve ilmî müktesebatı taşımalarını ve bunları insanlık birikimiyle buluşturmalarını mümkün kılacak çalışmalara ağırlık veriyoruz. Özellikle bugünlerde, bu bir yılın semeresini ödül törenleriyle taçlandırdığımız “Bir Bilenle Bilge Nesil” projesi, 81 ilde başarılı bir şekilde uygulanarak binlerce öğrenciyi kitapla, öğretmenle, bilgiyle, değerlerimizle buluşturdu. Yeni döneme daha hazır, daha nitelikli çalışmaları kazandırmanın heyecanını şimdiden bütün teşkilatımızla yaşıyoruz.

Esasen bizi var ve başarılı kılan, eğitim meselemize bu duyarlılıkla “çözüm odaklı” eleştirel yaklaşımımızdır. Yani biz sadece ‘olmaz’ demiyoruz; akademik hassasiyetle yaptığımız araştırmalarla, hazırladığımız raporlarla, yaptığımız çalıştay ve şûralarla nasıl olacağının yol ve yöntemini de ortaya koyuyoruz. Çünkü bizim sendikacılık anlayışımız, sorumluluğu, paylaşmayı, istişare etmeyi, çözüm yollarını birlikte bulmayı gerekli kılmaktadır. Özellikle bilgi ve insan odaklı olmak mecburiyetinde olan millî eğitim düzeni, bu yöntemle yapılandırılmalı, işlemelidir. Aksi hâlde, paydaşlarla istişare etmeksizin tek taraflı olarak ‘Ben yaptım oldu’ mantığıyla yapılan düzenlemeler, eğitimin doğasına aykırıdır; yarardan çok zarar getirir, sorunları kangrene dönüştürür.

Bu konuya örnek olacak tarzda geçmişte yaşadığımız birçok yanlış uygulama; öğretmenleri, öğrencileri ve aileleri olumsuz etkilemesinin yanında ülkemize ve milletimize gereksiz yere zaman kaybettirmiştir. En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı yetiştirme faaliyetinde, kimsenin, çarpık denecek ölçüde yanlış yapma hakkı olmamalıdır. Son olarak gündeme getirilen Öğretmen Performans Değerlendirme Sistemi, sadece öğretmeni itibarsızlaştırmakla kalmayan, ayrıca onu şiddetin hedefi yapacak bir düzenleme olarak şaşılacak bir örnektir. Nitekim bazıları ölümle sonuçlanan eğitim çalışanlarımıza yönelik saldırılar, eğitimciye değer vermeyen, onu korumasız bırakan anlayıştan cesaret almamış değildir. Psikolojik, pedagojik ve objektif hiçbir ölçüye uygun düşmeyen performans değerlendirme taslağının geri çekilmesi ve şiddete karşı önlem alınması için başlattığımız imza kampanyasında eğitimciler büyük bir katılımla imzasını göndermiş, iradesini göstermiştir. Bu saatten sonra yetkilere düşen görev, imzaların gereğini yapmak, eğitimcilerin iradesine saygı duymaktır.

Bu kapsamda, temel insan haklarına aykırı, aile düzenini ve bütünlüğünü bozucu, öğretmenler arasında bir kast sistemi oluşturan, verimliliği düşüren sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Ayrıca öğretmen istihdamında mülakat sistemi kaldırılmalıdır. Yıllarca emek vererek okumuş ve birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen adaylarının birkaç dakikalık mülakatla elenmesi, adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır. Bakanlık, yeni alımlarda bugünkü tecrübeyi de göz önüne alarak, bu durumu gözden geçirmelidir. Yeni personel alımı, adalet, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre yapılmalıdır.

Bakanlık yöneticileri, huzurlu, istikrarlı, programlı bir düzene ihtiyaç duyan eğitimi yapboz tahtası gibi görmekten vazgeçmelidir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Modeli’ne geçilmesiyle bürokratik labirentler içerisinde kaybolan birçok sorunun çözüleceği bir mekanizma işlemeye başlayacaktır. Yeni dönemde, öncelikle eğitim yönetiminin en önemli sorunlarından olan liyakat ve ehliyet meselesinin bir an önce çözülmesi; adil, insani ve verimli bir kamu personel rejiminin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Ülkemiz, milletimiz ve bütün insanlığın geleceği için eğitim çok önemlidir. Biz seçimimizi bu yönde yaptık. Daha umutlu bir Türkiye’de buluşmayı umarak, önümüzdeki eğitim-öğretim yılı öncesinde eğitim çalışanlarımıza ve öğrencilerimize hayırlı, verimli tatiller diliyorum.

Önceki Yazılar
1- "Eğitim kovayı doldurmak değil, ateşi tutuşturmaktır"
2- Şiddet eğitimi tehdit ve tahdit ediyor
3- Yanlışı göstermek doğruyu görenlerin hakkıdır
4- Bir istiklal ve istikbal meselesi olarak öğretmenlik mesleği
5- Bugün için umut gelecek için müjdeyiz
6- Sıralama ve yerleştirme baskısı altındaki ortaöğretime yerleştirme serüvenimiz
7- Niceliğimizin büyüklüğünü niteliğimizin gücüyle besliyoruz
8- Yabancı dil öğretimi için önce öğretmen
9- Cefayla açılan yolu vefayla yürüyoruz
10- Özel öğretimin hâli ve sorunlarının halli
1 2 3 4 5 6 7
Top