Uzun yolun sırrını ancak yürüyenler bilebilir
2560 | | | 28-06-2018

Şükrü KOLUKISA

Diyalektiği güçlü bir ülkede büyüyebilmek için tutarlı olmak ve sürekli zinde kalmak kaçınılmaz iki kuraldır. Sürekli değişen şartların karşısında konjonktürel olanın tuzağına düşmeden istikameti koruyarak yol alabilmek, yolda savrulmadan hakkın ve hakikatin yanında yer alabilmek ancak inandıkları uğruna uzun yol yürümeye azığı olanların harcıdır.

Kurulduğumuz günlerde kuralı güçlü olanın koyduğu arenada potansiyelimizi korumak, ufka bakarak adım atmak zorundaydık. Yılmadan, yorulmadan isimsiz kahramanlarımızın gönüllü çektiği külfetlerle bezenerek, ardında kof bir mazi değil gerçek bir tarih bırakarak geldiğimiz her mutabakat döneminde bir önceki mutabakatın üstüne mutlaka yeni değerler ekledik. Geçmişten tevarüs ettiğimiz samimiyet iksiriyle bugünkü aidiyet bilincimizi harmanlayarak geçmişi maziye sadık derinlik, bugünü yeniye açık güncellik olarak gördük. Geçmişi bugüne bağlayan, maziyle atiyi mezcedip yarına kapı aralayan anlayışımızla her yıl büyüklüğümüzü tescilledik.

Tarihçesinde çelişkileri olanlar zamanın gergefinden asla çıkamazlar. Diyalektiği güçlü ülkelerde sürekli değişen zeminleri okuyamayanlar kıblesini de koruyamazlar. Kıblesini şaşıranlar mutlaka pozisyon hatası yaparlar ve meşruiyet konusunda yara alırlar. Yanlış yerde duranlar için zaman doğal bir afettir. Tarih kendini yeniden yazma hakkını ancak havını tersine taramayı başarabilenlere verir. 1992’de sendikal tarihin havını tersine taramak, görebilenler için bugünlere varmaktı.

Büyüklükle irilik arasındaki farkı en iyi bilen teşkilatız. Birlerden yüz binlere yürürken, altına imza attığımız sayıların sadece çoğunluğumuzun resmi değil, sorumluluğumuzun adresi olduğunu çok iyi biliyoruz. Sayısal çoğunluk yürüyüşümüzdeki cesamet, çeyrek asırlık müktesebat her an dayandığımız derin bir refakat, niteliğimiz de heybemizdeki azıktır.

Büyük kurumlar, tamamlanmamış eserler gibidir, onların nihayeti yoktur. Kemale ermek için çabalamak en doğru yoldur. Her gün bir imkân, her dönem destansı mücadelenin içinde bir fragmandır. Çeyrek asrı aşan bu yürüyüşümüz, üyesinin sorunlarını mücadele ve müzakereyle aşmanın, ülkesine yapılan her türlü saldırıya karşı milletin mevzisinde sonuna kadar savaşmanın, bunun yanında küresel ölçekte yapılan kuşatmaları da kırmanın çabasıdır. Ezelden sahip olduğumuz nutku, ulaştığımız bugünkü ufukla buluşturmak, sesimizi mazlumların sesine katmak, emeğin değerini tüm dünyaya haykırmak, mücadelemizden mazlumlara da pay ayırmaktır.

Uzun yolların varoluş sırrını, izleyenler değil, sadece yürüyenler bilebilir. Her yol, yolcusuna bir durak, bir meşakkat ve bir murat verir. Durak, nefeslenmek; meşakkat, direnmek ve murada ermek için vardır. Kim tüm varlığı ile neye fit oluyorsa murat orada gizlidir.

Biz, dünden bugüne tarih şuuruyla yeniden mesuliyet alacak, zamanın ruhuna uygun bilinçle yeni diyalektiği okuyacak, bugünkü ödevlerimizi kuşanarak imkânlarımızı misyonlarımız için yeniden seferber edeceğiz.

Önceki Yazılar
1- Kadim zamandan yeni döneme öğretmenliğin mutasyonu
2- Eğitimde yanlış hareket harakiri demek
3- TEOG'dan sonra geleceğin kodu: Adres mi not mu?
4- Bugün için verilen emek geleceğe yönelik basirettir
5- Bireysel vefa, kurumsal bekadır
6- Hızlı ve organize kötülük, müzmin ve örgütlü iyilik
7- Tarihe hamasetle değil verasetle talip olmak
8- Davamızdaki samimiyet yetkimizdeki mahiyettir
9- Medya temaşasından tefekkür sinemasına
10- İdeoloji, teoloji ve pedagoji sarmalında imam hatip okulları
1 2
Top