78065 | | | 11-06-2008

Diğer Yazarlar

Hukukun devlet içindeki yeri hepimize malum edildiği üzere gücün karşısında kişi, kurum ve kuruluşları korumak, onları güçlünün gücünün altında ezdirmemek ve hak(haklı) olanı geçerli kılmaktır. Bu hukuk anlayışı modern ulus devletin ve onla birlikte anılan demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bu hukuk devletini mümkün kılan organlardan biri de bağımsız yargıdır.

Maalesef Şemdinli’de meydana gelen olaylar neticesinde bir iddianame hazırlayan Savcı Ferhat Sarıkaya’nın avukatlık bile yapamayacak şekilde meslekten ihracı ülkemizdeki yargı bağımsızlığına gölge düşürmekle kalmamış demokrasiye ve insan haklarına da ağır bir darbe vurmuştur.

Sarıkaya’nın hazırladığı iddianamenin ne kadar doğru veya ne kadar yanlış iddialar olduğunu mahkeme süreci işlemediği için vakıf olamadık. İddianamenin içeriği de net bir şekilde bilinmediğinden üzerinde tartışmak yanlış olacak; fakat yaşanan süreç ve gelinen nokta itibariyle konuşmak yerinde olacaktır.

Hatırlanacağı üzere Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın hazırladığı iddianame ilginç bir şekilde basına sızınca ortalık karıştı. İddianamede Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın adının da geçmesiyle olay inanılmaz bir boyut kazandı. İşte asıl üzerinde durulması ve irdelenmesi gerekenler bu süreç içerisinde yaşananlar olmalı.

Büyükanıt Paşa bazı gazetelere verdiği özel demeçlerde “Yargılanmaktan gurur duyarım.” demesine rağmen askerden yargı sürecine dâhil olabilmesi için izin çıkmadı.

Akabinde de Savcı Sarıkaya, yargısız infaz denebilecek bir tavır ve “sen kim oluyorsun da bir Orgeneral hakkında soruşturma için iddianame hazırlayabiliyorsun” söylemi edasıyla HSYK tarafından meslekten men ile cezalandırılıyor. Üstelik avukatlık bile yapamayacak şekilde. HSYK, verilebilecek en ağır cezayı seçti; ancak kamuoyu nezdinde Türk adalet sistemi çok ağır bir yara aldı. Sadece adalet değil, hükümet de, muhalefet de, askeriye de, bürokrasi de bu olaydan yara aldı maalesef.

Bunun kadar acı olan bir başka durum ise HSYK’nın kararının itiraz edileceği bir üst yapının da olmamasıdır.

Herhalde bundan sonraki yargılama süreçlerinde savcılar bir soruşturmaya iddianame hazırlarken bu kişinin kim olduğunu bakmak zorunda kalacaklar. Öyle ya önlerinde koskoca bir Ferhat Sarıkaya örneği duruyor. Adamına göre iddianame hazırlanacak. Peki, bu durum bir hukuk devleti anlayışı ile nasıl uzlaşacak. Velev ki uzlaştırdınız. Hangi insan bu hukuk devletine inanacak ve güvenecek.

Biz Eğitimciler Birliği Sendikası olarak bu kararın ve bu sürecin hukuk devleti anlayışına zarar verdiğini düşünüyoruz. Bu karar ve sürecin “hukuk devleti” algısını sırtından bıçakladığına inanıyoruz.

 

                                                               Tahir İNCE

                                                                 Eğitimciler Birliği Sendikası

                                                     İstanbul 1 No’lu Şube Basın Yayın Sekreteri

 

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top