Sivil Toplum ve Sivillik Algısı / Tahir İnce
77870 | | | 11-06-2008

Diğer Yazarlar

            Bu yazımızda Sendikal sivilliğin var edilmesi ve sürdürülebilmesi için üyelerin yapıyı nasıl bir sahiplenişle sahiplenmeleri gerektiği üzerine durmayı tercih ediyorum.

            Kanaatimce sendikal duruşun ve yapının sivilliğinin sağlanmasındaki en önemli faktör müntesiplerin bu sivilliği sağlama konusundaki hassasiyetleridir. Bu hassasiyet ne kadar güçlü ise yapının da o kadar sivil olarak yapılandığından-sivil olarak devam edebileceğinden emin olabiliriz. Aksi bir durum yani müntesiplerin bu hassasiyeti var etme konusundaki tembellikleri (inanmamışlıkları-inancı kaybetmeleri) yapı ne kadar masumane niyetlerle kurulmuş olursa olsun süreç içerisinde yapının sivilliğinin yok olmasıyla sonuçlanacaktır. Öyle ki zaman içerisinde yapı birilerinin şahsi malı olarak algılamaya başlayacağı bir hale bile dönüşebilecektir. Böylesi bir dönüşme sürecinin akabinde yapıya olan güven hem müntesiplerin hem de yapının dışındakilerin zihninde ve gönlünde zaafa uğrayacaktır. Böylesi bir kör döngünün sonucunu tahmin etmek için deha olmaya gerek yok. Yozlaşmayla birlikte yapının ne müntesiplerine ne de millete kazandırabileceği hiçbir şey kalmaz. Olsa olsa sonuçta birkaç kişinin şahsi çıkarlarına hizmet eden bir kulüpçüğe dönüşür.

            Böylesi bir dönüşme sürecinde bizim millet olarak genel tavrımız asıl işlevinden ya da başka bir ifadeyle varlık amacından uzaklaşan yapının bu durumunun sorumluları olarak üst düzey yöneticileri görmek ve bütün olup biten yozlaşmadan müntesibi olarak bizlerin hatasının olmadığını beyan etmek üzeredir. Böylesi bir beyanla bütün sorumluluklardan kurtulduğumuzu varsayarız. Benim bu noktada ki kanaatim asıl sorumluların bu tespiti yaparak kaçan müntesiplerin olduğudur. “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” düsturu burada kendini açığa vuruyor kanaatindeyim.

Bu sivil yapıların yozlaşmasının ya da amaçlarından uzaklaşmalarının ana nedenlerinden biri yapıyı oluşturan ya da oluşması için gerekçe oluşturan ana öğenin (müntesipler-üyelerin) çeşitli mekanizmalar aracılığıyla yapı üzerindeki belirleyiciliğinin ya en baştan veya zaman içerisinde yüzeyselleştirilerek ortadan kaldırılmasıdır. Bir diğer ana sebebin ise kültürel gelenekten kaynaklanan işi başkasına havale etme ve böylece sorumluluktan kurtulma eğilimimizden kaynaklandığını düşünüyorum. Bunlarla ilişikli olmakla birlikte bunların dışında bir diğer sebep ise müntesiplerin (üyelerin) kendi yapıları içinde bireysel olarak sürdürmek zorunda olduklarına inandığımız sivil duruş ve itaatsızlığı yapmaktan kaçınmalarıdır (korkmalarıdır). Bu en sonuncu sebep dolayısıyla yapılar zaman içerisinde kurum yöneticilerinin bireysel tercih ve beklentilerini gerçekleştirme alanlarına dönüşmektedir.

Bu tespitlerin ışığında yapının var oluş amacına hizmet etmesi için her azametli güç karşısında bu nereden gelmiş olursa olsun (gerek yapının içinden gerek yapını dışından) bireyin kendisini yapının asıl var edici unsuru olarak görmesi ve bireysel duruşunun özgünlüğünü (özgürlüğünü) korumasıdır. Bu ancak hesap sorma yeteneğini kazanmak ve inadına bu hakkı korumakla sağlanabilir. Bu hakkın korunabilmesi için bireyin bu hak karşılığında güç odaklarından gelebilecek faturalara hazır olması kaçınılmazdır. Faturaya hazır olmayanların-olamayanların böyle bir hakkı istemeye ve elde etmeye hakkı olduğunu düşünmüyorum.

Özgür olmayan bireylerden oluşan yapıların özgür olmalarını tahayyül etmenin kendini avutmaktan öte bir anlamının olmadığına inanıyorum.

Özgür bireyler özgür yapıların var edicileri ve sürdürücüleri olabilirler ancak.

Saygı ve sevgilerimle

                                                                                                                                    Tahir İNCE

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top