Kim Okul Müdürü Olmak İster? - Ali Yalçın
78466 | | | 12-06-2008

Diğer Yazarlar

   Başlığı görünce insanın hemen ben diyesi geliyor. Çünkü okul müdürü olmanın çok güzel yanları olmalı diye düşünüyoruz.

İsterseniz gözlerinizi kapatıp ve bir tasavvur etmeye çalışın. Bir sürü cıvıl cıvıl öğrencinin müdür amcasısınız. Her sabah öğrenciler sırada ve birbirlerinin ensesine bakıyorlar. Az sonra içeriden şık giyimli mağrur yürüyüşlü biri gelecek ve sırada bekleyen öğrencilere ve öğretmenlere “günaydın” diyecek. Herkes tek bir ağızdan “sağol” diyecek ve mikrofonu eline alan adam tok bir sesle; “Sevgili öğrenciler, veliler ve öğretmen arkadaşlarım…” diye başlayacak nutkuna…

Yeni bir güne öğrenciler olarak, herkes onun ulusa seslenişi ile başlayacak. Ders başladığında okul sessizliğe gömülürken sadece müdürün sıcak odasında, yaslandığı koltuğunun verdiği keyifle, yudumladığı çay veya kahvesini “höpürdetme sesi” işitilecek.

Yardımcı Hizmetli personel işyeri kıyafetlerini giyip temizlik makineleri ile teneffüs arası koridorları silerken; “Müdür Bey görürse beğenmez” diye tatlı bir telaşla daha titiz davranırken, öğrencilerde burada müdür var diye odanın önünden geçerken dillerini gizleyecekler…

Okula gelen veli bekçiden işittiği azar ile müdür odasına dört büklüm girecek ve müdürün rahat olun burası sizlerin yeri sözü ile rahatlarken; edep ve adap içinde kocaman okul müdürüne dönüp; “efendim çocuğun eti senin kemiği benim” diyecek…

Koridorlarda koşuşan çocuklara birisinin; “Müdür geliyooor” diye bağırması ile herkesin süt dökmüş kedi gibi durduğu bir koridordan, göğsü hafif dışarıda, bir eli cebinde diğer elinde kibar tespihle geçtiğini düşünün…

Öğretmenler, birinci sicil amiri olması dolaysıyla müdürden azami derecede çekinirken onun güler yüzle “nasılsınız arkadaşlar” demesini bekleyecekler. Sınıfına ve öğretmenliğine dair birkaç motive edici söz onlara yeterken, o günün çok uğurlu bir gün olacağını akıllarından geçirdiklerini hayal ediniz…

Öğrencilerin kahramanları olan öğretmenlerin ihtilafa düştükleri bir konuda saatlerce tartıştıktan sonra çaresiz kalıp; “arkadaşlar bu konuyu isterseniz bir müdür beye soralım” demelerini düşünün…

 İlçe’ye toplantıya gidiyorum diye çıkan müdür geri dönünceye kadar okulda bir rahatlama olsa da; Müdür Yardımcısı “az sonra müdür bey gelecek” diye hatırlatıp rehaveti bozmaya çalışırken, aynı zamanda herkesi “müdür korkusu” ile terbiye ettiğini düşünün…

Bir düşünsenize; Müdürler bir araya gelip kendi aralarında konuşurken ve hatta bazen el şakası bile yaparken karşıdan bakanların imrenici ve “ne kadar önemli konuları konuşuyorlardır değil mi” diye düşünüşünü bir tasavvur etsenize..!

Mahallede koca koca adamların aralarında çekirdek kabuğunu doldurmayacak konuları konuşurken tartışmaya başlamaları üzerine oradan geçen müdürü işaret ederek “durun arkadaşlar bu konuyu en iyi müdür bey bilir.” Demelerinin ve hakemliğine başvurmak istemelerinin verdiği hazzı bir tatmayı düşünsenize…

Yapılan resmi törenlerde herkes arkalarda bir taraftan ayak parmaklarının üzerine yüklenerek kafasını uzatacak kadar bir yerden zoraki görmeye çalışırken; en ön sıralarda plastik olmayan sandalyelerde renkli gözlüğü ile töreni izleyen adama çocukların “işte şu bizim müdür: Hani siyah gözlüklü, saçları yana taranmış, takım elbiseli, bıyıkları ile oynayan adam” demelerini bir düşünsenize…?

Her kaymakamın vali olmayı arzuladığı gibi, her yardımcının da sizin gibi bir müdür olmayı düşündüğünü aklınıza getirsenize..?

Şahsen kendi adıma konuşuyorum. Hemen müdür olmak geldi içimden. Çünkü ben müdürleri öğrenci olduğumda böyle düşünüyor ve imreniyordum. Benim dünyamda ki müdürler böyleydi.

Peki, bu günkü müdürler nasıl?

 

Şimdiki müdürler müdürlük yapmıyor. Çünkü onların müdürlük yapmaya vakti yok ve onlar bizim bildiğimiz gibi sadece müdür değil.

Onlar aynı zamanda:

 

  • Velilerin üç kuruş para almak için sıraya girdiği ve yumrukladığı okul kapısının içerisinde bulunan ve ulaşılmaya çalışılan, Sosyal Riski Azaltma Projesinin uygulama memurları…
  • Sağlık taramalarında sağlık personelinin doldurması gereken evrakları bile doldurtmakla görevli emir erleri…
  • Nüfus sayımında (TUİK) tarafından gönderilen envanterleri doldurmak ve bütün ailelere çocuklar yoluyla ulaştırmak zorunda olan vaktini boş işlerle harcayan angarya memurları…
  • Onlar, Bakanlıktan veya üst makamlardan gelen bazıları da renkli olan broşür, el ilanı, evrak gibi materyalleri kırtasiyede çoğaltan ve borçlandığı için görünmeden geçmek zorunda olan kırtasiyelerin borçlu müşterileri…
  • Parasız, pulsuz bir şekilde teslim edilen içi boş dört duvarı doldurmak, her şeyi olan eğitim ortamı yapmak, personeli olmadan 4x4 hizmet üretmekle görevli süpermanlar…
  • Bütçesi olmayan ama her türlü gideri olan okullarda, bir sürü paralı adam çalıştırmak, maaşlarını, sigorta primlerini yatırmak, ödemediği zaman kişi borcu çıkarılan işverenler…
  • Zorla bağış alması yasaklanan, eğer alırsa rezil kepaze edilen, görev yeri değiştirilen ve bazen popülizm uğruna görevden alınan, para olmadan iş yapması istenen iflas etmiş işletmenin patronları…
  • Soruşturmalarda birbirlerine muhakkik olarak tayin edilen ve birbirlerine kırdırılan Gladyatörler…
  • Hafta içi geç saatlere kadar okulda kaldıkları yetmiyormuş gibi hafta sonu da okulu açmak zorunda olan, ama bunun karşılığında ayrıca bir ücret almayan (Kurs olan okullar hariç) mesai mefhumundan uzak, aile işi olmayan, yorulmayan, acıkmayan askerler…

  • Mahalledeki fakirin fukaranın ilk adresi, bazen mahallenin muhtarı, hiçbir kuruma derdini anlatamayanların saatlerce meşgul ettiği ve en kolay ulaştığı dert babaları..

  • Okulda hastalanan öğrencinin apar topar odasının önüne getirildiği ve ne yapacaksan yap, diye beklendiği; arabası ambulans olarak daim hazır tutulan 112 acil servis elemanı…

  • Emrinde bir sürü insan çalıştığı halde bir gün bile mazeret izni veremeyecek kadar yetkisiz elemanlar…

  • Veli toplantılarında sınıflara girerek; Cuma Hutbesindeki imamlara taş çıkartan, para nasıl istenir sorusuna en iyi örneği gösteren, zor geldiği halde yüzsüzlüğü eline alan tahsildarlar…

  • Okul Aile Birliği kurarak parayı onlar topluyormuş gibi yapan ve topladığı paraları Aile Birliği Hesabına yatırıp, üst makamdakilere asayiş berkemal diye rapor gönderip vaziyeti kurtaran elemanlar…

  • Okulların zemine yakın camlarına demir korkuluk yapan, bahçesine çevre düzenlemesi, etrafına ihata duvarı yapan, kırılan camları taktıran, boya, badana, tamirat, tadilat velhasıl her türlü işi yapmakla görevli şantiye şefleri…

  • Kermes, tiyatro, çekiliş, fotoğraf çektirtme gibi akla hayale gelmedik bir sürü yöntemle tekeden süt çıkaran (para toplatan)  mucitler…

  • Velhasıl; okullarda eğitim liderliği hariç her şeyi yapmak ve her şeye koşmakla görevli joker elemanlar…

  • Yeni çıkan Ek Ders Yönetmeliği yüzünden 6 saatte derse girme mecburiyeti olan fakat derse girmek bir yana dursun toplantılardan dolayı başını kaşıyamayan, kendi yüzünden boş geçen dersin vicdan azabını yaşamak zorunda bırakılan, istemeden çocuklarının geleceğinden çalan suçlu…

  • Büyükşehir Belediyesinde bilet gişesinde oturan kadrolu işçi eleman kadar maaş ve geliri olmayan ucuz işçiler…

  • Kalabalık sınıflar, imkânsızlıklar, personel yetersizliği, parasız ve pulsuzluk bir yana sınavlarda özel okullarla kıyaslanan ve başarısız olması halinde kurum adına suçlu bulunan ve fatura hesabına kesilen günah keçileri…

 

Vallahi sizi bilmem ama benim okul müdürü olma iştahım kaçtı. İngilizler bir adama beddua edecekleri zaman ona; “Tanrı seni işveren yapsın ve emrine işçiler versin emi?” diye söylerlermiş.

Bende bundan sonra kızdığım öğretmen arkadaşlarıma; “Allah sizi okul müdürü yapsın emi?” diyeceğim.

Allah aşkına haksız mıyım?

 

31/03/2007
Ali YALÇIN

MEMUR-SEN İstanbul İl Sekreteri
EĞİTİM-BİR-SEN Şube Başkanı

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top