Aydın Olması Gereken Hakikat İşçisi:Öğretmen Suat Soydemir - Suat Aydın
77929 | | | 12-06-2008

Diğer Yazarlar

          Tarihin her döneminde toplumsal yaşama  tanıklık eden  ve  ona  ışık tutan  aydın , günümüze kadar farklı kavramlarla izah edilmeye çalışılmıştır.. Aydın kavramı üzerine ortak bir tarif vermek  çok zordur. Çünkü tanımlar birbirine benzemekle beraber, her bir tanım içinde doğup geliştiği kültürün rengini almaktadır. Ayrıca tanımı yapan kişinin bakış açısı ve günlük değişimlerde aydın kavramının farklı tanımlanmasına etki etmektedir.

Aydın tanımının ülkeden ülkeye değişmesinin en önemli sebeplerinden biri de her ülkenin kendine has kültürü ve bu kültür içerisinde kendi aydını oluşturmasıdır. Aydın bulunduğu ülkede kendine yüklenilen misyona göre değerlendirme yapmaya çalışarak evrensel bir tanım ortaya koyma güçlüğünü de muhakkak yaşayacaktır.

“Aydının değişmez misyonlarından biri ve belki de en birincisi içinde yaşadığı toplumsal şartlara ilgisiz kalmamasıdır. Her ülkenin toplumsal yapısı, şartları,ihtiyaçları birbirinden farklı olabileceği için aydının  fonksiyonu da elbette farklı olacaktır.Öncelikle aydının içinde bulunduğu şartlara paralel bir fonksiyon aramak ve bu noktadan bir tanıma gitmek bize ülke özelinde bir kolaylık sağlamakla beraber genel olarak bir sonuç vermez”

Aydın kavramının ülkelerde netleşmemesinin en önemli nedenlerinden bir de, Her ülkenin aydınlarının farklı özellikte olmalarıdır. Ortak bir aydın kavramı olsa dahi, aydınları o kavramın içine hapsedemeyiz. Gelişmiş bir ülkenin aydının bakarak tanım geliştiremeyiz, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülke aydını dışarıda bırakacaktır. Sosyalist bir ülkenin aydınına bakarak yapılacak bir tanım,  kapitalist ülke aydını ile ortak noktada birleşmeyecektir. Ülkelerin sosyal şartları, ekonomik durumları, siyasal düzenleri ve tarihi misyonları birbirinden farklı olduğu için Türkiye’deki aydın ile İngiltere’de ki aydın birbirinden farklı rol ve statüye sahip olacaktır.

İsrail’deki Entelektüel tanımı için Cemil Meriç’in ifadesi bizim konu ile ilgili söylemek istediklerimiz özetler mahiyettedir. “ İsrail’de entelektüel; bilgili, parlak zekâlı, yaratıcı güce sahip, üstelik günlük sorunları da çözebilen kimse. Maşallah… Bu tarife göre , ne Spinoza  entelektüel, ne Balzac, ne Einstein.”

Aydın kavramı üzerinde evrensel bir tanımı oluşturmak neredeyse imkansızdır. Fakat entelektüellerin ayırd edici vasıflarına bakarak  aydın kavramı ile ilgili ortak birkaç  özelliği söyleyebiliriz. Bütün ülkelerde entelektüeller, toplumun diğer üye ve sınıflarına nazaran fikirlere ve fikir âlemine büyük oranda önem vermeleri ve takındıkları kritik tavır ve vaziyet alışlarıdır. Bu iki nokta aynı zamanda tarihten günümüze kadar uzanan çizgide  gelmiş geçmiş bütün aydınlarda görülen ortak noktalardır ki, hemen hemen her tanım bu iki ortak hususu vurgular. Aydınların ortak özellikleri açısından evrensel bir çerçeve çizmek mümkün olabilir.

Bizim toplumumuzda da aydın konusunda ortak bir tarif bulunmamaktadır. Aydın kavramını değişik  tanımlar içerisine koyarak farklı kelimelerle ifade edilmektedir. Batı kültüründen  aktardığımız kavramların anlamlarına uygun yeni kavramlar  kullanılmıştır.

“Türkiye’de   “Aydın” kavramı üzerine ortak tanım yapmanın güçlüğü yanında, aydın kavramının yerine birçok kavram kullanılmaktadır. Türkçemizde aydın kelimesi bazen münevver, bazen entelektüel, bazen intelijansiye, bazen okumuş, bazen ileri görüşlü, bazen halkına yabancılaşmış kişi, v.b. anlamlarda kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir. “ Batı toplum tarihi içinde ortay çıkan  Intellectuel-ıtellectuals, Intelligentsia, Literati ve Les cleres gibi ayrıntılı kavramların beraberinde getirdiği ayrıntılı inceleme sorumluluğu, bu uzantılarıtek bir terime(“Aydınlar”) indirgemek suretiyle ortadan kaldırılmıştır.”

Aydın kavramına o kadar çok tanım hapsetmemize rağmen aydın olmanın gerektirdiği tavrı, tarihi seyir içerisinde maalesef çok az kişi sergilemiştir. Böyle bir durumun oluşmasında kültürel yapımızın inkâr edilemeyecek bir etkisi olduğu doğru. Bürokratik yapıya dayalı aydın anlayışı bizde yeni ufuklar açılmasını engellediği gibi, hazır olan farklı fikirleri de devşirerek günümüze kadar geldik.

 Aydın hem toplumun içinde hem de toplumun önünde yol haritası çizmeye çalışan fikir işçisidir. Değişimi yakalamaya çalışırken kendi toplumuna yabancı kalmayacak. yaşadığı nesille geçmiş nesil arasında köprüler kurmaya çalışacak, bu köprülerin sağlam olması içinde her türlü zorluğa katlanması gerekir düşüncesine sonuna kadar bilincinde olacaktır. Aydın yeni kültürler oluştururken, ortaya koyacağı fikirlerin aynı zamanda uygulayıcısı olmalıdır ki topluma tesir edebilsin.

Meriç, aydının özelliklerini belirtirken büyük bir çerçeve çizmektedir. Bu özellikler beklide tüm ülkelerdeki aydınlar için geçerli olabilir. “aydın, zamanın irfanına sahip olacaktır. Ülkesinin dilini, edebiyatını, tarihini bilecek, dünyadaki belli başlı düşünce akımlarına yabancı olmayacaktır; peşin hükümlere iltifat etmeyecek, olayları kendi kafası ile inceleyip değerlendirecektir. Başlıca vasıfları dürüst, uyanık ve cesur olmaktır. Yani bir bilgi hamalı değildir entelektüel. Hakikat uğruna her savaşı göze alan bağımsız bir mücahittir.

Cemil Meriç’e göre ise gerçek entelektüelin vasıfları şunlardır. “… Gerçek entelektüel bir zümrenin emir kulu değildir, gerçek entelektüel bir devrin şuuru olmak zorundadır, bütün hakikatleri yoklamalı, bütün yalanların maskesini yırtmalı, kalabalığa doğruyu göstermeli, her düşünceye saygılı olmalı, tarafsız olmalı, vuzuhu fethe çalışmalıdır.

Gerçek entelektüel, ülkesinin bütününü, bütün ülkelere karşı müdafaa edecek, sınıflar üstü hakikatleri araştıracaktır.

Gerçek entelektüel, dürüst olacak, çok okuyacak, çok düşünecek ve ortaya çıkardığına inandığı hakikatleri, vardığı terkipleri korkusuzca yazacak, yayımlayacak” 

Gerçek aydının, inandığını söylemesi beklide yerine getirilmesi gereken en zor vazifesidir. “ Dünyanın neresinde bulunulursa bulunsun, hangi kampa mensup ve bağlı olursa olsun, hakikati, yahut daha mütevazı bir deyişle hakikat olduğuna inandığı şeyi söylemek bir aydının ilk gayreti olmalıdır.”

Genel bir değerlendirme yapacak olursak aydını diğer insanlardan ayıran ne mesleği ne de iktisadi durumu ne de sosyal sınıftır. Aydın  yaşadığı toplum içerisindeki  değişimin adıdır. Sadece değişim değil bir anlamda toplumu bir bütün haline getiren düşüncedir. Aydın, toplumun  görünmeyen yöneticisi, önderidir.Birçok tehlikeyi önceden sezip ,toplum adına çözümler üreten  kişidir. Aydın, sorumluluk sahibi olmaktır.

Bugün ülkemizde her sahada gerçek anlamda “Aydın” insanlara ihtiyaç var. Aydın olmanın tüm sorumluluklarını yerine getirecek, yerel değerleri çiğnemden, evrensel  unsurları göz ardı etmeden, orijinal fikirler üretebilecek aydınlara. Bu aydınları yetiştirecek olan öğretmenlerin “Aydın” hassasiyeti içerisinde olmalarını beklemek  her vatandaşın  hakkıdır.

Öğretmen aydın olmanın sorumluluğunu yerine getirirken, söyledikleri ile yaşadıkları birbirine ters olmamalıdır. Öğretmen  öğrencisine hakikat yolunu çizerken, karşısındakine tesir edebilmeli. Öğretmen tesir edebildiği oranda sosyal sorumluluğunu yerine getirmiş sayılır. Erol Güngör ‘ün bakış açısıyla değerlendirirsek. Aydın olmayı bir çeşit meslek olarak değerlendirmektedir. Her mesleğin kaideleri olduğu gibi aydın mesleğinin de kaideleri bulunmaktadır. Aydının kendi mesleğinde yapacağı yanlış tüm insanları etkilemektedir. “  Meslekler arasında  bir sosyal mesuliyet sıralaması yapılacak olsa  herhalde aydınları baş taraflarda bir yerlere   koymak gerekir.Aydın bu sorumlulukla orantılı  bir ahlak disiplini ile  zihin disiplinine sahip olmalıdır. Fakat zannedilmesin ki onun ahlak disiplini ile zihin disiplini ayrı şeylerdir. Aydın olmanın gerektirdiği düşünce olgunluğuna erişmemiş birinin aydın sorumluluğunu idrak etmesi beklenemez.”

Erol Güngör ‘e göre Aydın sorumluluğunu taşıyan düşünce ile heyecanı birbirine karıştırmayan kişidir. Aydın hiçbir zaman fikirlerini sevgilerinin ve nefretlerinin emrine vermez. Aydın hakikatin peşinden koşacak ve siyasi baskının olduğu zamanlarda zihni esnekliğini asla kaybetmeyecektir. “ Hiçbir insanın, hiçbir teorinin kusursuz olmayacağını peşinen hesap ettiği için , kendi tuttuğu tarafa olan sevgisinde  olduğu gibi karşı tarafa olan aleyhtarlığında da hiçbir zaman aşırı hareketlere girişmez. “Yaşasın” ve  “kahrolsun” sloganları altında haykırmak, yumruk sıkmak,canhıraş feryatlarla nutuklar çekmek, etrafına adamlar toplamaya çalışmak,  hele hele tek doğruyu kendisinin temsil ettiğini söylemek aydına yakışan şeyler değildir.

Bu sorumlulukları öğretmende aramak çok olmasa gerek. Öğretmeni kalabalıklardan ayıran vasfını kaybetmeyecek. Kalabalığın içerisinde  olacak, kendi toplumunun değerleriyle bütünleşecek fakat, kendisi bir zümrenin içerisinde dahi olsa  hakikatler meydana çıkması gerektiği yerde susmaması gerek. Kalabalığın hesapsız, sorgusuz  harekete geçtiğinde o, soğukkanlılığını koruyarak meydana gelen olayların arkasındaki gerçekleri kavramaya çalışacak ve insanları aydınlatacaktır.

Günümüzde  öğretmenlerle alakalı  çeşitli sahalardaki eksikliklerini çok tartışabiliriz. Ekonomik durumdan siyasi durumlara, sendikal faaliyetlerden sosyal faaliyetlere kadar elde ettiği ve elde etmesi gereken hakları tartışabiliriz.Unutmamak gerekir ki olumsuzlukların  birçoğunu giderdiğimizde dahi  “Aydın” olmanın vasıflarını kazanamayan öğretmenler; hakikat adına topluma ve öğrencilerine  hiçbir şey  veremeyecektir. 

KAYNAKLAR:

Güngör, EROL; Sosyal Meseleler ve Aydınlar, Ötüken Yayınları, 1998 , İstanbul

Mardin, ŞERİF;  Türkiye’de Din ve Siyaset,   1991 ,İstanbul

 Meriç, CEMİL;  Mağaradakiler, Ötüken  Yayınları  , 1980, İstanbul

Meriç, CEMİL;  Bun Ülke İletişim Yayınları , 1998,  İstanbul

 Winock, MİCHEL ; Aydınlar Yüzyılı,Boğaziçi Yayınları, 2002 İstanbul )

Sartre, JEAN PAUL ; Aydınlar Üzerine, Can Yayınları, 2000 , İstanbul

Ülgener, SABRİ F. ; Aydınlar ve İzm’ ler, Derin Yayınları, 2006, İstanbul 

Kaynak: Değirmen Dergisi  10. sayı

Önceki Yazılar
1- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
2- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
3- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
4- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
5- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
6- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
7- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
8- Müdürler müfettiş olunca! / Talat YAVUZ
9- Eğitim-Bir-Sen sadece sendika değildir / Şenol METİN
10- Sendikal mücadelede algılar ve gerçekler / Celal Demirci
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top