Eğitimde aktör olmalı, geleceğe yön vermeliyiz


3990 | 08.01.2018
| |

 

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, “Eğitimde değişim ve dönüşümün aktörü olmalı, geleceğe yön vermeliyiz. Bu, sabır gerektiren zorlu bir mücadeledir. Doğru adımları doğru zamanda atarak, kitlesel gücümüzü deforme etmeden mücadele etmeliyiz” dedi.

Kırşehir Şubesi’nin Ahi Evran Üniversitesi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirdiği işyeri temsilcileri istişare toplantısında konuşan Latif Selvi, büyük insanların ve önemli kurumların yaptıkları hizmetlerle öne çıktığını, icraatıyla anıldığını belirterek, “Mehmet Akif İnan ve Eğitim-Bir-Sen, yaptığı çalışmalarla, eğitim çalışanlarına ve topluma kazandırdıklarıyla anılıyor, anılacaktır. Kazanımların adresi, mazlum ve mağdurların sesi olmamızı hiç şüphesiz üyelerimize borçluyuz” şeklinde konuştu.



 

Üyelerimiz emek mücadelesinin bir parçasıdır

Üyelerin, emek mücadelesinin bir parçası olduğunu kaydeden Selvi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir önerimiz, görüşümüz, çalışmamız varsa bunu gündeme getirmenin, gerçekleştirmenin yolu yetkili sendika olmaktan geçmektedir. Yoksa değerli bir fikir ancak dost ortamlarda söylenmekle kalır. Sendikal örgütlülük bunun için önemlidir. Ancak unutulmamalıdır ki, kızgın ve emeğinin hakkını alamamış insanlar üzerinden siyaset yapmak isteyenler her dönemde olmuştur. Bir zümrenin çalıştığı, başka bir zümrenin onlar üzerinden geçindiği çokça örnek var dünya sendikacılık tarihinde. İnsanca yaşamak herkesin hakkıdır diyen bir mücadelenin olması gerekir. İşte Eğitim-Bir-Sen bunun için vardır, Memur-Sen böyle bir zihniyet temelinde inşa olmuş bir yapıdır.”

Ahlaki ve kültürel eğitime de önem ve öncelik verilmelidir

Sendikacılığın sadece yöneticiler eliyle yürütülecek bir çalışma olmadığını dile getiren Selvi, “Hak ve özgürlük mücadelesi olan sendikacılık, hep birlikte sürdürmemiz gereken, her bir üyemizin katkısıyla zenginleşerek, dinamikleşerek yapılacak bir iştir. Üyeden genel merkeze kadar herkesin uyumlu, insicamlı bir birlikteliğe ihtiyacı var. İkinci önemli konuysa, insanlık tarihini en önemli gündemlerinden biri olan eğitimdir. Her ülke, her toplum eğitime önem vermek zorundadır. Ancak emsaller arasında hep bir yarış söz konusudur. Emsallerimizle olan mesafemiz nasıldır, eğitimimizi nereye taşıyabildik, başarı öykülerimizi yazabilecek gençleri yetiştirebildik mi, acaba ideallerimiz temennilerden mi ibaret yoksa bunları gerçekleştirebilecek potansiyele ve kitleye sahip miyiz? Teorik olarak tüm toplumlar buna sahiptir. Ama pratikte bunu başarabilen çok az. Eğitimde yapılacaklar bunun için çok önemlidir. Bunu sadece devlet eliyle gerçekleştirmek zordur, devlet en büyük katkıyı sağlar. Devlet alt yapı, personel vs. temin eder ancak toplumun her kesimi buna katkıda bulunmak durumundadır. Eğitimle ilgili kendini sorumlu gören herkes buna mecburdur. İşte, Eğitim-Bir-Sen olarak, bu konuda üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmak zorundayız ve yapmaktayız. Eğitimin dönüşüm ve gelişim süreçlerine katkıda bulunma yükümlülüğümüz var. Her türlü rapor ve çalışmalarla eğitime tesir etmeliyiz. Bu amaçla araştırmalar yapıyor, raporlar hazırlıyoruz. Eğitimle ilgili her adımı izliyor ve öneri sunmaya, kafa yormaya devam ediyoruz. 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin eğitim izleme ve değerlendirme raporlarımızı bunun için hazırladık. Ortaya çıkan verileri eğitim konusunda rekabet ettiklerimizle kıyaslayınca istenen seviyede olmadığımızı görüyoruz. Çalışmanın çoğu öğretimle alakalı, eğitimle alakalı kısmı sadece okulla sınırlı olmamalı, toplumun her kesimiyle ilgili bir konu bu. Her zaman yeni şeyler söylemek, yapmak mümkündür. Çocuklarımızın ahlaki ve kültürel eğitimine de önem ve öncelik verilmelidir. Gençlerimizi fikir, edebiyat, kanaat önderlerimizin eserleriyle buluşturmak zorundayız. Bu, topyekûn geleceğin inşasıdır. Bunu kimseden beklememeliyiz, bunu yapacak olan bizleriz. Maddi olarak yapılabilecekler konusunda ciddi mesafeler aldık ülke olarak, ancak onun dışındakiler için aynı şeyi söylemek zor” ifadelerini kullandı.



 

Sorun çözmekten uzak uygulamalardan vazgeçilmelidir

Eğitim çalışanlarının bu anlamda desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Selvi, “Öğretmenlik bir kariyer mesleği olsun istiyoruz. Bakanlık yetkilileri her defasında öğretmeni ölçmek istiyor. Oysa öğretmen kadar ölçülen başka bir kamu görevlisi yok. Dört şey getireceklerini söylediler. Bunlar öğretmene rotasyon, sözleşmeli öğretmenlik, dört yılda bir sınav, bir de performans. Bunların hiçbiri sorunları çözmez, eğitime katkı sağlamaz. Zorlayıcı tedbirlerle başarı elde edilmez. Özendirici düzenlemelerle hizmet yapılabilir. Biz keyfi ve subjektif değerlendirmelerle öğretmenin ölçülmesine karşıyız” diye konuştu.

Eğitimin bütün alanları bizi ilgilendirir

“Eğitimin tüm alanları bizi ilgilendirir” diyen Selvi, “Çalışma hayatında sendika bunun için önemli bir denge unsurudur. Çalışma hayatında, değişim ve dönüşüm süreçlerinde var olabilmek için birikimli olmak, yaptığımız çalışmaları kamuoyuyla ve yetkililerle paylaşmak zorundayız. Eğitimde değişim ve dönüşümün aktörü olmalı, geleceğe yön vermeliyiz. Bu, sabır gerektiren zorlu bir mücadeledir. Doğru adımları doğru zamanda atarak, kitlesel gücümüzü deforme etmeden mücadele etmeliyiz. Şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da yapılacak çok işimiz var, her gelinen noktada yükümüz daha da ağırlaşacaktır” değerlendirmesinde bulundu.



Eğitim-Bir-Sen Kırşehir Şube Başkanı Oktay Cebeci, çalışmaları hakkında bilgi vererek, şunları söyledi: “İki haftada bir farklı gündem ve konuklarla buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizle yılda en az bir defa buluşmak maksadıyla hafta sonları gruplar halinde kahvaltılı toplantılarımız, Akademik Düşünce Eğitim Topluluğu (ADEM) olarak üniversiteli gençlerimizle çalışmalarımız var.”



 

Konuşmaların ardından, Çalışma Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin ‘Kamuda Etkili Sendikacılık ve Temsil’ konulu bir sunum yaptı. 

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top