Mazeret bildirmek yerine marifet göstermek gerek


2949 | 13.03.2018
| |

 

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, sorunlardan beslenen değil, çözümlerle güçlenen bir sendika olduklarını ifade ederek, “Biz sorunlu alanlara dikkat çekerek, çözüm önerileri sunarak, daha verimli olabilmeleri için çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini dile getirerek, sorunların çözümünün takipçisi olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Hiçbir zaman mazeretlere sığınmadık, sığınmıyoruz. Örnek işlere imza atıyoruz. Yetkililerden de, mazeret bildirmek yerine marifet göstermelerini, zamana yaymak, sümen altı etmek yerine sorunlara çözüm bulmalarını istiyoruz. Ayrımcılık yapanların, hukuk dışına çıkanların, keyfi uygulama yapanların karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Atilla Olçum, Ankara 5 No’lu Şube’nin Ayaş’ta düzenlediği ‘eğitim ve istişare’ toplantısına katıldı. Eğitime önem ve öncelik veren bir teşkilat olduklarını belirten Olçum, bir yandan, daha nitelikli bir eğitim ve öğretim için, başarılı ve iyi insanların yetişmesi için çaba harcarken; diğer yandan, sendikacılığı teori ve pratiğinden kavramsal çerçeve ve stratejisine, tarihinden insan unsuruna kadar ele alarak, sendikal mücadelenin niteliğini artırmaya yönelik teşkilat içi eğitim programları düzenlediklerini söyledi.



 

Sendikacılığın kendine has üslubuyla, pratiğe yansıyan nitelikli haliyle icra edilmesi gerektiğini, mükemmelin sınırının olmadığını, bu yüzden eğitenlerin de, üretenlerin de eğitilmesi gerektiğini dile getiren Olçum, “Örgütlü yapılar ve kurumlar için en önemli unsur insandır, insan için de en büyük kazanım eğitimdir. Üreterek ve eğiterek teşkilatımızı daha donanımlı, daha mücadeleci ve daha kararlı hâle getirmek için bu faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Adanmışlık ruhuyla alanda mücadele veren temsilcilerimizle el ele, omuz omuza, gönül gönüle bu kutlu yolda birlikte yürümeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



 

Üniversitelerin evrensel ilke ve doğrular ışığında yeniden yapılanmasına katkıda bulunmayı sadece sendikal bir misyon olarak görmüyoruz

Üniversite personelinin sorunlarına da değinen Olçum, akademik ve idari personelin, daha iyi üniversite, daha bilinçli gençlik, daha donanımlı toplum ve daha güçlü Türkiye için el ele verdiği, birinin diğerinden daha az ya da daha fazla değerli görülmediği, idari personelin söz ve seçim hakkını en çok akademik personelin savunduğu, idari personelin akademisyenlere daha iyi eğitim ve daha fazla üretim için destek vermeyi görev saydığı bir üniversite profiline ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Üniversitelerin bilimle buluşmasına, özgür düşünceyle tanışmasına, özerk bir şekilde, bilgi ve teknoloji üretmesine, medeniyetimizin öz değerleriyle kucaklaşıp evrensel ilke ve doğrular ışığında yeniden yapılanmasına katkıda bulunmayı sadece sendikal bir misyon olarak görmediklerini ifade eden Olçum, “Bunu, medeniyet davamızın, medeniyetimizi yeniden inşa ve ihya etme mücadelemizin zirve noktalarından biri olarak da değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Olçum, eleştirel düşünmeyi temel alan, fertlere başarılı bir hayat için gerekli eğitimi onun karakter ve zihin yapısına en uygun şekilde verecek, toplumun kullanımına sunulmuş bilimsel bilgi üreten ve geliştiren bir yükseköğretim sisteminin teşkilinin yanında üniversite çalışanlarının iş güvencesine sahip çıkan, çalışanları ortak bir amaca yönelen ortaklar olarak görerek herkese hakkını teslim eden, paylaşımcı ve katılımcı bir üniversite yönetimi öngören bir yükseköğretim kanunu için çabalarının devam edeceğini dile getirdi.

Gerek disiplin yönetmeliğinin gerek 2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesinin, üniversitelerde sendikal örgütlenmenin ve ifade özgürlüğünün üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallandığına işaret eden Atilla Olçum, şöyle devam etti: “Sendika yöneticilerinin, kerameti kendinden menkul gerekçelerle 13/b-4 maddesiyle üniversitenin en ücra köşesine sürülmesi ne yazık ki kanıksanmış bir durumdur. İşte bu nedenledir ki, üniversitelerde sendikal örgütlenme ve sendikal mücadele, kamu çalışanlarının haklarının korunması ve geliştirilmesinin yanında bir zihniyet değişimini de sağlayacaktır.”



 

Güçlenerek devam edeceğiz

Çözüm odaklı bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Olçum, sözlerini şöyle tamamladı: “Heyecanımızı kaybetmeden daha da güçlenerek sendikal yolculuğumuza devam edeceğiz. Üniversitelerdeki sıkıntıları biliyoruz. Sorunları, çözüm önerileriyle birlikte yetkililere iletmekle yetinmiyor, çözümün takipçisi de oluyoruz. Bir söz vardır, ‘Bir adam köprü kurar, bin adam üzerinden geçer’ diye. Biz köprü kurmaya devam etmeliyiz.”



 

Okuyucu: Sorunların çözümü için çabalarımız kararlılıkla sürmektedir

Ankara 5 No’lu Şube Başkanı Ayhan Okuyucu, görevde yükselme sınavlarının yıllardır yapılmadığına dikkat çekerek, “Üniversite yönetimleri keyfi olarak görevde yükselme sınavı yapmayarak, kurum içi yükselme ve kariyer umutlarını söndürmekte, kurum dışından kişileri şube müdürlüğü ve müdür kadrolarına atamaktadır. Bu ve benzeri sorunların çözümü için çabalarımız kararlılıkla sürmektedir” dedi.



Programda, MEB Kalite ve Performans Geliştirme Daire Başkanı Mehmet Baki Öztürk “Teşkilat Kültürü ve Motivasyon”, Prof. Dr. Ertuğrul Yaman “Etkili İletişim ve İnsan İlişkileri, Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın “Teşkilat Ruhu” konulu sunum yaptılar.



Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top