Liyakate uygun kariyer sistemi hepimizin kazancı olacaktır


3830 | 25.04.2018
| |

 

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, ülkenin, milletin ve kamu görevlilerinin yarınlarına dair idealleri olan ve bu ideallerinin gerçekleşmesi için çaba harcayan bir teşkilat olduklarını ifade ederek, “Temel amacımız ve varlık nedenimiz, hak ve özgürlükleri korumak, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözüme kavuşturmak, geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin iyi ve başarılı birer insan olmalarını sağlamak ve nitelikli bir eğitim sisteminin kurulmasını temin etmektir. Bunun için ter akıtıyor, çalışmalar yapıyor, raporlar hazırlıyor ve çözüm önerileri geliştiriyoruz. Fark oluşturan çalışmalarımızdan biri de ‘Eğitim Yönetiminde Liyakat ve Kariyer Sistemi’ raporudur. Hak, adalet, liyakat ve kariyer ölçülerine uygun dizayn edilmiş bir eğitim yönetimi modelinin kazananı milletimiz olacaktır” dedi. 

Kırklareli Şubesi’nin düzenlediği ‘Liyakat ve Kariyer Sistemi’ konulu seminerde konuşan Atilla Olçum, dünyada güçlünün güçsüzü ezmediği, ihtirasların yarışmadığı ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum düzeninin oluşturulmasının ahlaka, adalete, erdeme ve liyakate dayalı bir siyasi ve ekonomik düzenin kurulmasına bağlı olduğunu kaydederek, “Kötü yönetim sorunuyla birlikte, geri kalmış toplumların çözüm bulmakta zorlandığı meselelerin başında eğitim gelmektedir. Eğitim ise her türlü kurtuluşun, toparlanıp yeniden kendine gelmenin, dirilişin, köklü bir değişiklik yapma ihtiyacının olduğu biricik alandır” şeklinde konuştu.



 

Sorun sistemin kendisindedir

Okul yöneticilerinin geçmişte olduğu gibi, sadece mevzuatı uygulayan ve okul binasından sorumlu kişiler olmadığına dikkat çeken Olçum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de belli başlı personel düzenlemeleri, ülkenin karşılaştığı siyasal ve ekonomik dönüşüm ve krizlere denk düşmektedir. Söz konusu düzenlemeler, kalıcı çözüm arayışlarından çok, günü kurtarma endişesini yansıtmaktadır.  Genel olarak kamu personel rejimi, özelde de eğitim yönetiminde, uzun vadeli ve aşamalı olarak nitelik faktörünü ön plana alan sistemsel bir dönüşüm, hukuksal altyapısı ile birlikte oluşturulmak zorundadır.”

Bir örgütün beklenen düzeyde performans gösterememesinin ve karşılaşılan sorunların kahir ekseriyetinin sistem hatasından kaynaklandığını, çalışanların payının çok az olduğunu dile getiren Olçum, Türkiye’de en etkili yönetici yetiştirme programının bile okulları etkili ve verimli çalışan kurumlar haline getirmesinin mümkün olmadığını, sorunun sistemin kendisinde olduğunu söyledi.



 

Eğitim köklü bir yapısal reformdan geçirilmedikçe hiçbir şey değişmeyecek

Eğitim yönetimi alanında Millî Eğitim Bakanlığı’na hâkim olan yönetim felsefesinin devlet örgütlenmesinin tamamına hâkim olan yönetim anlayışından farklı olmadığını vurgulayan Olçum, “Bu yüzden de millî eğitim politikalarında, alandan kopuk, paydaşlardan uzak bir bakış açısıyla geliştirilen stratejiler devam ettiği müddetçe ve eğitim köklü bir yapısal reformdan geçirilmedikçe hiçbir şey değişmeyecek, her şey eskisi gibi kalmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

‘Eğitim Yönetiminde Liyakat ve Kariyer Sistemi’ raporunu hazırlamadan önce Öğretmenler Komisyonu, Yöneticiler Komisyonu, Maarif Müfettişleri Komisyonu ve Şube Başkanları Komisyonu oluşturarak çalışmalar yürüttüklerini belirten Olçum, komisyon çalışmalarından sonra konunun hukuki ve mevzuat boyutunu, tarihsel boyutunu ve dünyadaki örneklerini incelediklerini, öğretmenler, eğitim yöneticileri ve denetim elemanlarından oluşan komisyonlardan alınan görüşlerin ve akademik araştırmaların incelenmesi sonucunda liyakat ve kariyer esaslı bir eğitim yönetimi sistemi için Türkiye’nin güçlendirmek zorunda olduğu dört temel alan olduğu kanaatine vardıklarını kaydetti.



 

Adil bir seçme ve atama sistemi yürürlüğe konulmalıdır

Atilla Olçum, söz konusu temel alanların, eğitim kurumları yöneticilerinin mesleki güvenceye kavuşturulması, eğitim yöneticilerinin meslekî yeterliliklerinin ve standartlarının geliştirilmesi, etkili eğitim için nitelikli eğitim liderlerinin yetiştirilmesi ve objektif, adil bir seçme ve atama sisteminin yürürlüğe konulması olduğunu dile getirdi.

“Eğitim kurumlarına yönetici seçiminde, belli bir süre öğretmenlik tecrübesi, eğitim yönetiminde yüksek lisans derecesi, yazılı sınav başarısı ve atamadan önce belli bir süre eğitim kurumları yöneticiliği yeterlilik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak gibi asgari şartlar aranmalıdır” diyen Olçum, Millî Eğitim Bakanlığı’nın eğitim yöneticilerini sadece mülakat benzeri bir sınavla atamaktan vazgeçmesi gerektiğini, eğitim yöneticisi seçme süreçlerinin nesnel, şeffaf ve yargı denetimine açık olması için demokratik metotlardan yararlanması gerektiğini vurguladı.

Adaletin, hem devletin hazinesi hem de medeniyetin ilk şartı olduğunun altını çizen Olçum, “Görülmemiş bir değişimin yaşandığı bugünün dünyasının; meraklı, öğrenmeye istekli, üretken, öz güvenli, kendini iyi ifade edebilen, ömrü boyunca yeni şeyler öğrenebilecek ve yeni fikirler bulup bunları uygulayabilecek insan kaynağına ihtiyacı vardır. Türkiye’nin de içinde yer aldığı sanayi devriminin geleneksel eğitim modelleri, 21. yüzyılın gerektirdiği becerilere sahip insan yetiştirmekte ciddi zorluk çekmektedir. ‘Yapınız ne kadar yüksek olacaksa, temelleri o kadar derine inmelidir’ ilkesi ışığında Türkiye, eğitimde köklere inmek ve bu enerjiyle geleceğe odaklanmak zorundadır” diye konuştu.

Kuruldukları tarihten bu yana statükonun bürokratik vesayetine karşı mücadele verdiklerini söyleyen Olçum, sözlerini şöyle tamamladı: “Sivil toplum örgütlerine düşen görev, öncelikle milletin yanında bu mücadeleye omuz vermek, sonra da kınayıcının kınamasından korkmadan adaleti, hakkı, hakikati ve iyiyi savunmaktır. Dünyada güçlünün güçsüzü ezmediği, ihtirasların yarışmadığı ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum düzeninin oluşturulması; ahlaka, adalete, erdeme ve liyakate dayalı bir siyasi ve ekonomik düzenin kurulmasına bağlıdır. Kötü yönetim sorunuyla birlikte, geri kalmış toplumların çözüm bulmakta zorlandığı meselelerin başında eğitim gelmektedir. Eğitim ise her türlü kurtuluşun, toparlanıp yeniden kendine gelmenin, dirilişin, köklü bir değişiklik yapma ihtiyacının olduğu biricik alandır. Eğitim yönetiminde liyakate dayalı bir seçme sisteminin kurulabilmesi hâlinde; kamu gücünün yeteneğe ve kişilerin bireysel üstünlüğüne göre paylaşıldığı, en bilgili, en vasıflı, en nitelikli ve en ehil kişilerin görev yapma şansı yakalayabildiği bir model kurulmuş olacaktır. Bunun neticesinde doğru ve kaliteli yöneticilerle yürütülen eğitim hizmetlerinde verimlilik artışı sağlanır, ekonomik kayıplar yaşanmaz ve doğrudan doğruya vatandaş memnuniyeti artmış olacaktır. Böylelikle de vatandaşın devlete, vatandaşın vatandaşa olan güveni sarsılmamış olacaktır. Türkiye’de hak, adalet, liyakat ve kariyer ölçülerine uygun dizayn edilmiş bir eğitim yönetimi modelinin kazananı milletimiz olacaktır.”



 

Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Alaattin İşeri ise “Mesleki Gelişim ve Kariyer-Liyakat” konulu bir sunum yaptı.



 

Karanfiler: Çözüm odaklı çalışmalarımız devam edecek

Eğitim-Bir-Sen Kırklareli Şube Başkanı Selahattin Karanfiler, açılışta yaptığı konuşmada, sendika olarak, çözüm odaklı, bilimsel, ilkeli ve kapsayıcı birçok çalışma yaptıklarını belirterek, “Çözüme katkıda bulunan faaliyetlerimiz devam edecektir” dedi.

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top