Eğitim çalışanlarının güçlü sesi, genel yetkinin değişmeyen adresiyiz
7142 | | | 29-07-2020

Ramazan ÇAKIRCI

Eğitim-Bir-Sen 1992’de uzun soluklu bir yolculuğa başladı. Bu yolculuk boyunca dünyada ve ülkemizde yaşanan hiçbir soruna duyarsız kalmadı. Yolculuğu boyunca omuzladığı yük, sırtladığı sorumluluk arttıkça cesameti ve cesareti de büyüdü. Eğitim-Bir-Sen’i büyüten işte bu taşıdığı yükün çokluğu, sırtlandığı sorumluluğun azametidir.

Eğitim-Bir-Sen, bir mezrada sobanın başında birleştirilmiş sınıf okutan sözleşmeli öğretmenin hakkının da, bir fakültede bir akademisyenin uğradığı mobbinge karşı mücadelede de, üniversite mezunu olmasına rağmen bir kurumda birikimi göz ardı edilerek ehil olduğu alanda çalıştırılmayan hizmetlinin görevde yükselme mücadelesinin de kararlı savunucusu oldu.

Eğitim çalışanlarının örgütlü gücü, emek mücadelesinin adresi Eğitim-Bir-Sen oldu.

Eğitim-Bir-Sen, her yıl tek tek kapısına gittiği, kar kış demeden köy köy, okul okul, fakülte fakülte ziyaret ettiği, kapılarını aşındırıp bir heyecanla  “yine biz geldik” dediği bütün eğitim çalışanlarının yegâne örgütlenme adresi oldu. Bu büyük örgütlemeyi gerçekleştirerek zirvede yegâneleşen, yılmadan, sabırla eğitim çalışanlarının hakkının korunmasında ve geliştirilmesinde, emeğin örgütlü mücadelesinin bu muazzam sınırlarına ulaşmasında ter döken, emek veren, tarih yazan işyeri temsilcimizden ilçe yönetimlerimize, kadın komisyonlarımızdan şube yönetimlerimize kadar bütün teşkilatımız her tür takdiri hak ediyor.

Eğitim-Bir-Sen, varlığını her eşikte, her dönemeçte daha güçlü, daha kavi bir şekilde ortaya koydu. 28 yıllık mücadelede tabuları yıka yıka daha özgür bir Türkiye, daha güçlü bir eğitim dünyası, emeğin kutsallığı üzerine inşa edilmiş bir çalışma hayatı alanı için çaba gösterdi. Zaaflarını, çamur ve sataşmalarla örtmeye kalkanlar gibi değil, bilakis başarının yolunun emek vermekten, ter dökmekten geçtiğine inanarak, emeğin ve emekçinin gündemine odaklanarak ve klişeleri terk edip yeni şeyler söyleyerek emek mücadelesine yeni bir tarih yazdı. Eğitim-Bir-Sen, gerçekleri inkâr etmek, kronikleşen sorunları yok saymak, miadı dolmuş ideolojilerin arkasına sığınmak, vesayete diz çöküp biat etmek yerine, eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarına hassasiyet gösteren, sorunların çözümüne odaklanan emek örgütü kimliğini ve ağırlığını taşıyarak onurlu mücadelenin adresi olarak bugünlere geldi.

Hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var: İlk mutabakat metninin imzalandığı 2002’de, o dönem sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük bariyer olan yüzde 5 barajını, sağımızdaki ve solumuzdaki iki yapı, 28 Şubat’ın Anasol-M hükûmet yetkililerinin araçlarının bagajlarında taşıdıkları üye formlarını eğitimcilere doldurtarak 150 bine yakın üyeyle aşmışlardı. Aynı zamanda bu utanç tablosunun özneleri, Eğitim-Bir-Sen’i barajın altında bırakıp boğmak için yoğun kara propaganda yapmışlardı. Bu da yetmezmiş gibi “bize yetkiyi vermezseniz solcular yetkili olur” diyen kimi sendikalar, “Eğitim-Bir-Sen barajı aşamadı”, “kapatıldı” gibi dedikodular bile yaymıştı.

Bu Bizans oyunlarına karşı, öncülerimizin yoğun emeği ve verilen hukuki mücadeleyle suni baraj bertaraf edilmiş, Eğitim-Bir-Sen var olma mücadelesini kazanmış ve emin adımlarla yetkiye doğru yol almaya başlamıştı. Yetkiye doğru yol aldıkça sağımızdakilerin solumuzdakilerle girdiği şıracı-bozacı ilişkisi derinleşti, ürettikleri yalan ve desiselerle önümüzü kesme çabaları arttı. Yarışta hızımız arttıkça onların da karalama hızları arttı fakat güçleri yetmedi. Eğitim-Bir-Sen, 2011 yılında genel yetkili sendika olduğu zaman, bu yapıların sahte yüzleri bir kez daha ortaya çıktı. Yalan ve iftiralarla ölümü gösterip sıtmaya razı ederek üye kaydetme yöntemlerini mi sayalım, ‘yetki almasın’ dedikleri sözde muarız özde ruh ikizleriyle ittifaktan kaçınmadıklarını mı anlatalım, “Sadece bu ayın 15’i itibarıyla aidatınız bize kesilsin, sonra eski adresinize dönebilirsiniz” şeklinde ürettikleri yeni bir örgütleme modelinden(!) mi bahsedelim? Ama illüzyonun etkisi perde kapanıncaya kadardır, perde kapanınca sahne gerçeklere kalmaktadır.

Ve bugün.

Yetkinin onuncu yılında, eğitim çalışanlarının temsil yetkisini bir kez verdiği Eğitim-Bir-Sen zirvedeki yegâneliğini pekiştirdi. Yıllardır yükselen büyüme grafiği, zirvede yerini sağlamlaştırmanın ve yetkide tek tercih olmanın haklı övüncünü yaşattı. Eğitim-Bir-Sen’le kader birliği için irade beyanında bulunan başta 428 bin 598 üyemize ve tüm eğitim çalışanlarına teşekkür ederiz.

Bu meyanda bu yıl hizmet kolumuza ilişkin önemli bir değişiklik oldu. Daha önce eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri koluna bağlı olan Kredi Yurtlar Kurumu bünyesindeki çalışanlar, mevzuat değişikliği nedeniyle büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri koluna geçti. Bu değişiklik nedeniyle yaklaşık 5 bin üyemiz ayrılmak durumunda kaldı. Diğer yandan, uzun yıllar büyük mücadelemize omuz veren 6 bin civarında üyemiz emekli oldu. Yine 15 Temmuz itibarıyla emeklilik dilekçesini vermiş üyelerimizin her biri bu kutlu yolda verdiğimiz mücadelede bizi yalnız bırakmadı. Hizmet kolu değiştiği için bizden ayrılan Yurt-Kur çalışanlarına ve tüm emeklilerimize müteşekkiriz. Bundan sonraki hayatlarında da her daim yanlarında olacağız.

İnanıyorum ki, bu birlikteliğimiz bugünü dünden nasıl daha iyi kıldıysa yarın da bugünden daha iyi olacaktır.

Önceki Yazılar
21- Yüreğe Düşen Loğ Taşı
22- İLKSAN'da Zorunlu Üyelik Dayatmasına Nokta Koyduk
23- Destanlarımıza destan ekleyen lider kadrolara selam olsun
24- Yeniden Bismillah
25- Adım Adım Yükseköğretim Tazminatı Mücadelemiz
26- MEB'in 'I am Sorry' Deme Lüksü Yok
27- Y.U. Sendikacılığı
28- Yönetmelik Durdurulduğunda Atanmışlar Yürür mü?
29- Özgür Üniversite ve Örgütlenme
30- Kariyer Basamakları Bariyer Basamaklarına Döndü
1 2 3 4 5 6 7
Top