Örgütlü gücümüzle tarih yazıyor, yetkimizle kazanım üretiyoruz
9527 | | | 17-08-2020

Ali YALÇIN

Dünyada hem yerel hem bölgesel hem de küresel düzlemde muktedir öznelerin ve hâkim düzenlerin değişimini tetikleyen fikrî ve fiilî çabaların, paradigmal zeminlerin, kadim referansların yakın ve orta vadede hiç olmadığı kadar değişime uğradığı vakitleri yaşıyoruz.

Diğer taraftan da çağa mahsus değişimlerin, bilimdeki ilerlemenin, teknolojik yeniliklerin ve sistemlere dair dönüşümlerin insanın nesneleştirilmesine yönelik ve insanlığın iflası için kasıtlı hamlelerin yapıldığı zamanları müşahede ediyoruz.

İyi ile kötünün, arif ile gafilin insanlık tarihiyle yaşıt mücadelesi her zeminde farklı mecralarda da olsa amansız bir biçimde devam ediyor. İyinin, hayrın, hakkın, irfanın ve nihayet eşref-i mahlûkat olan insanın bu mücadelede galip gelmesi; bunu isteyenlerin amasız, fakatsız, riyasız, nefsi açıdan hesapsız ve talepsiz niyet ve gayret ortaya koymalarıyla mümkündür. Bu da ancak ferdî zeminde taraf olmak, sosyal zeminde örgütlü olmak ve taraf iradesini kurumsallaştırmakla mümkün olabilir. Bizler ferdî olarak etkiyle, teşkilat olarak ise yetkiyle her alanda aktör olmak zorundayız.

Eğitim-Bir-Sen’i kuranlar, kuruluştan bugüne kurucu öznelerin emanetini omuzlayanlar, kurucu değerlere hâl ve şart ayrımı yapmaksızın bağlı kalanlar, sendikal zeminde “bize dair” esasıyla tarih yapan ve yazanlar açısından mücadelenin kapsamı, hedefi ve istikameti hiç değişmedi; bu anlayış, Anadolu irfanıyla yoğrulmuş bir bilinçle devam ediyor. Eğitim-Bir-Sen’in dünden bugüne faaliyetlerini, söylemlerini, eylemlerini, desteklerini, reddiyelerini, itiraz ve isyanlarını, yetkili ya da taraf sıfatlarıyla kurumlarda, meydanlarda, masalarda ortaya koyduğu iradeyi, direnci ve dirayeti, deklare ettiği eleştirileri, önerileri, talep ve teklifleri bu çerçevede anlamak ve anlamlandırmak gerekir. Eğitim-Bir-Sen, bireyin özgür, milletin egemen, devletin bağımsız, büyük ve güçlü, medeniyet ve inanç değerlerinin hâkim ve mukim olduğu zeminin oluşmasına da kalıcı olmasında da say ve pay sahibidir.

Hüzünlü, bir o kadar da kararlı bekleyişin ardından 86 yıllık gafletin, 86 yıllık müze esaretinin, 86 yıllık milletle ters düşme garabetinin sona ermesi anlamına gelen Ayasofya’nın camii vasfına, cemaatine yeniden kavuşması; örgütlü iyinin, örgütlü iyilerin, örgütlenmiş iyiliğin kadem seferinde yeni zafer olarak tarihe kaydedildi. Ayasofya’nın ibadete açılması; inancımızdan, inanmışlığımızdan, tarihi ideal ve iddialarımızdan asla geri adım atmadığımızın kararlılık ilanıdır. Bu yönüyle Ayasofya’nın milletle yeniden buluşması, 15 Temmuz direnişiyle zirveye çıkan ayağa kalkışın ve şahlanış iradesinin taç giyme törenidir. Şu kesindir ki 15 Temmuz’da ihanete karşı elde edilen zafere, Ayasofya’yı esaretten kurtarma hamlesine yönelik fiilî ve fikrî katkılarımızı; Anayasa değişikliğinden hükûmet sistemi değişikliğine, katsayı ve başörtüsü zulümlerinin bitmesinden eğitimde ve siyasette vesayetin sona erdirilmesine daha önce birçok mecrada ortaya koyduğumuz sendikal duruş kapsamında görüyor ve tarihimizin en anlamlı faaliyetleri arasında kabul ediyoruz.

Çin’de ortaya çıkıp kısa zamanda bütün dünyada ve insanlığın hemen tamamını tehdit edecek boyutta küresel felakete dönüşen Kovid-19 salgını da halen devam ediyor. Dünyanın ekonomik, siyasi, kültürel, sosyal düzenini temelden sarsacak veriler üreten salgın, hem hayatın olağan akışını hem de üretimden tüketime, eğitimden kültüre, sanattan spora normalin tanımını ve çerçevesini değiştirdi. İnsanın sağlığını ve hayatını korumak noktasında daha fazla sorumluluk, maliyet, talep ve beklenti üretilen bir vasatın oluşmasına aracılık eden salgın süreci ülkelerin sağlık sistemlerini, sosyal güvenlik mevzuat ve kurumlarını test eden bir sınava da dönüştü. Türkiye, kamu hizmetlerine yön veren güçlü kurumsal yapı ve hizmet sunumunu gerçekleştiren nitelikli ve özverili kamu görevlileri sayesinde salgınla hem en etkili mücadele hem de en az etkilenme verilerini üreten ülke konumuyla yeni, büyük ve güçlü Türkiye etiketlerini hak ettiğini, itiraza kapalı bir şekilde ispatladı. Kamu yönetimi üzerinden alınan tedbirler, sivil toplumla iş birliği içerisinde gerçekleştirilen dayanışma ve yardımlaşma, yasama ve yürütme odaklı düzenlemelerle hayata geçirilen koruma ve teşvik paketleri hem olumsuz etkileri azaltmayı hem de medeniyet değerlerinden ve inanç ikliminden neşet eden yardımlaşma ve dayanışmayı somut zeminde yeniden hâkim kılmayı mümkün kıldı.

Salgın sürecinde, kamu hizmetlerinin yanı sıra, sendikacılık faaliyetlerinde de, teşkilatlanma kulvarında, üye kaydından üyelerle temasa kadar birçok faaliyet gerçekleşemedi ya da sınırlı sayıda gerçekleştirme imkânı elde edilebildi. Özellikle eğitim kurumlarının, salgının yayılım ve bulaşma hızını kontrol amaçlı kapatılarak yüz yüze eğitim yerine uzaktan eğitime geçilmesi, sendikal örgütlenme faaliyetlerini neredeyse sıfır noktasına kadar düşürdü. Buna rağmen, şube başkanı ve yönetimlerinden ilçe ve işyeri temsilcilerimize arkadaşlarımızın tamamı üyelerimizin durumlarını sormak ve onlarla ilgilenmekten Vefa Sosyal Destek gruplarına katkıya, öğrencilerine yönelik destek ve eğitim çalışmalarından diğer hizmet sınıflarında yürütülen faaliyetlere aktif olarak katılım sağlamaya birçok konuda özverili çalışmaların hem planlayıcısı hem yürütücüsü ve destekçisi oldular.  

Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleşen ‘Koronavirüsle Mücadele Eşgüdüm Toplantısı’nda, süreç boyunca eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin sağlık ve güvenlikleri için neler yapılabileceği tartışılmıştır. Bu toplantıya eğitim çalışanlarının yetkili sendikası olarak katılarak görüş ve önerilerimizi ilettik. Bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığı’nın koordinasyonunda uzaktan eğitim ve EBA tabanlı eğitim modelleri hızla hazırlanıp hayata geçirildi. Konu ve materyalleri öğretmenlerimiz tarafından hazırlanan yeni modelin uygulanmasındaki hız ve başarı, eğitim çalışanlarımızın değişim, uyum, adaptasyon kapasite ve yeteneğini ortaya çıkarmıştır.

Yüz yüze eğitim faaliyetine fiilen ara verildiği bu zorlu süreçte Eğitim-Bir-Sen, eğitim çalışanlarının mağdur olmaması için yoğun çaba göstermiştir. Bu bağlamda eğitim çalışanlarımız hiçbir hak kaybına uğramamış, özlük haklarında herhangi bir kayıp yaşamamıştır. Öğretmenlerden usta öğreticilere hiçbir arkadaşımızın, ek ders ücretleri dâhil, mali hak kaybıyla karşılaşmaması sendikal takiplerimizin, taleplerimizin ve tekliflerimizin, nihayetinde örgütlü gücümüzün eseridir.

18 Mart 2020 tarihinde ataması yapılan ancak göreve başlatılma işlemleri askıya alınan 20 bin öğretmenimizin 22 Haziran tarihinde görevlerine başlamalarını sağladık. Eş zamanlı olarak ülke genelinde teşkilat yöneticilerimizle online toplantılar yaparak, salgın sürecinde sendikal faaliyetlerin, üyelerimize yönelik hizmetlerimizin aksamadan, eksiksiz devamı için alıp uyguladığımız kararlar teşkilatımızın uyum kabiliyetinin ve dinamizminin canlı kanıtıdır. ‘Biz Bize Yeteriz’ kampanyasından Vefa Sosyal Destek Grubu’na aktif katılımımız gibi onlarca etkinliğin yanı sıra online toplantılar ve video konferanslar yöntemiyle yurt dışındaki sendikalarla uluslararası dayanışmayı sürdürmek gibi çok önemli faaliyetler icra ettik.

Memur sendikalarının her yıl Mayıs ayında tespit edilen üye sayılarının salgın sebebiyle bu yıl 15 Temmuz’a ertelenen mutabakat metni sonuçları, Eğitim-Bir-Sen’in, eğitim çalışanlarının haklarının korunması, geliştirilmesi mücadelesinde tek ve istikrarlı adres olarak temsil ettiği yetkiyi bir kez daha tescil etmiştir. Zirvede güven ve istikrarla kökleşen örgütlülüğümüz, 28 yıllık mücadeleyle bugünlere taşınan mefkûrelerin nicelikten öte niteliksel ve kalıcı değere dönüştüğünü göstermektedir.

Eğitim-Bir-Sen, yeni Türkiye’ye giden yolda millî irade, hak ve özgürlük mücadelesinin vazgeçilmez teminatı olarak ülkemizin bir değeridir. Bundan sonraki başarılarımızın, bizi bugünlere taşıyan ilke usul ve değerlere uzak düşmemeye bağlı olduğunun bilincindeyiz. Eğitim çalışanlarımızın anlık değişkenlere bağlı gelişmeyen köklü, kalıcı teveccühlerine, ahlaki hassasiyeti yüksek sorumluluk duygusu ve bilinciyle layık olmayı sürdüreceğiz.

Büyümemize, güçlenmemize, yetkide istikrar sağlamamıza; içimize, işimize, dışımıza, yeryüzünün bütün coğrafyalarına yürüyüşümüzde, zirveden yeni ufuklara, yeni ufuklardan yeni umutlara yolculuğumuzda katkısı ve desteği olan herkese, bütün dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. 

Önceki Yazılar
1- Eğitim sisteminin ihtiyacı tamir mi, imar mı?
2- Salgın sürecinde bir fedakârlık örneği: Eğitim çalışanları
3- Hakkımızdan azına razı olmadık, olmayız
4- Pagan kültürden medet uman çağdaşlık
5- Kamu görevlisi devletin yükü değil, gücüdür
6- Yeni ufuklardan yeni umutlara
7- Paradigmalar sarmalında kadın ve emek
8- Denetim, kadavraya otopsi değil, hayata koruyucu hekimlik yapmaktır
9- Fedakârlıklarımızın ham maddesi ideallerimizdir
10- "Eğitim kovayı doldurmak değil, ateşi tutuşturmaktır"
1 2 3 4 5 6 7 8
Top