İstanbul Sözleşmesi nedir, ne değildir
204 | | | 16-09-2020

Şenol METİN

Memur-Sen ve Ankara Sosyal Bilimleri Üniversitesi iş birliğiyle 14-16 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen kongreyle Aile konusu, alanında uzman isimlerle masaya yatırıldı. Ardından yine Memur-Sen “İki Değer: Aile ve Kadın, İki Risk: İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun” başlığında bir odak analiz çalışması yayınladı.

Gerek kongrenin gerekse odak analizin temel tartışma alanı İstanbul Sözleşmesi idi.

İstanbul Sözleşmesi nedir, ne değildir…

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanıp imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye tarafından hiçbir çekince konulmadan 2011 yılında imzalanmış, 2012 yılında onaylanmış ve 2014 yılında yürürlüğe girmiş bir sözleşmedir, nas değildir. Nasıl özgür irademiz ile sözleşmeyi imzalayıp yürürlüğe koymuş isek, yine özgür irademiz ile sözleşmeden çekilebiliriz.

Sözleşme, imza ve yürürlük aşamasında kamuoyunun bilgisine sunulmamış, tartışılmamış ve 24 Kasım 2011’de saat 23.00’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oyu ile onaylayarak, parlamentosundan geçiren ilk ülke olmuştur.  İmza ve yürürlük aşamalarında tartışılmayan, kamuoyunun bilgisinden kaçırılan metin, toplumsal yaşamda getirdiği sorunlar nedeniyle bugün bütün yönleriyle tartışılmaktadır. Bu durum Türkiye’de toplumsal sorunlara duyarlı özgür bir sivil toplumun varlığının tescilidir. İstanbul Sözleşmesi geçmişte tartışılmadan, toplumsal kabul aranmadan yürürlüğe girdi. Bugün de tartışılarak, toplumsal kabul aranarak yürürlükten kaldırılabilir.

Tam adı ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ olan İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet ve bu şiddetin engellenmesi gibi herkesin üzerinde mutabık olduğu amaçlar üzerinden meşruiyet üretse de sözleşmenin 4. maddesinde cinsel yönelimi’, 36 ve 46. maddelerinde ‘partner ile yaşamayı’ yasal koruma zeminine alarak ‘Yeni Aile, Yeni Toplum’ olarak ifade edilebilecek örtük amacı deşifre olmuştur. Ayrıca sözleşmede çokça geçen ‘Toplumsal Cinsiyet Kimliği’ üzerinden de LGBT normalleştirilmektedir.

1995 Pekin Deklarasyonu ve Eylem Planı gibi (https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/kefe/docs/pekin.pdf) İstanbul Sözleşmesi’ne kaynaklık teşkil eden metinlerin hazırlık süreçlerinde Türkiye’nin İtalya, Rusya gibi daha muhafazakâr/dindar ülkeler ile değil, İsveç, Danimarka, Norveç gibi aile kavramının aşındığı İskandinav ülkeleri ile birlikte hareket etmesi ayrıca not edilmelidir.

Kadına yönelik şiddeti engellemek için hazırlanan İstanbul Sözleşmesi ve eki metinler, Türkiye dâhil hiçbir ülkede kadına yönelik şiddeti engellemekte başarılı olamamıştır.  Kadın ve aile politikalarında Türkiye’ye rol model olan İskandinav ülkelerinde kadına yönelik şiddetin arttığı ve aile istatistiklerinin bozulduğu gerçeğini dikkate aldığımızda, kadına yönelik şiddeti engellemek için imzaladığımız sözleşmeden, kadına yönelik şiddeti engellemede yetersiz kaldığı için çekilebiliriz. Dün uluslararası metinlerden aldığı destek ile kadına yönelik şiddeti engellemeye çalışan Türkiye, özgür iradesiyle kendi kültürel kodlarına uygun hukuk metinleri ile kadına yönelik şiddeti engelleyebilir. Böylelikle uluslararası hukuk aracılığıyla Avrupa Konseyi gibi vesayet kurumları üzerinden gerçekleştirilmek istenen ‘Yeni Aile, Yeni Toplum’ tuzağına da geçit verilmemiş olur.

Önceki Yazılar
1- İstanbul Sözleşmesi nedir, ne değildir / Şenol METİN
2- Kamusal vicdanın tecessümünde sendikaların rolü ve eğitim / Şenol METİN
3- Mankurtlaşma virüsü / Sıdıka AYDIN
4- Mehmet Akif İnan şiirinin imkânları / Hıdır YILDIRIM
5- Taşrada sendikacı olmak ya da bir yol açıcının hikâyesi / Hıdır YILDIRIM
6- Nev'i şahsına münhasır bir sendika önderi: Erol Battal / Hıdır YILDIRIM
7- Mehmet Akif İnan'ın gençlik tasavvuru / Hıdır YILDIRIM
8- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
9- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
10- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
1 2 3 4 5
Top