Genel Yetkili Sendika
763 | | | 08-02-2021
Dava arkadaşım, kardeşim Hıdır Ünverdi hatırasına muhabbetle
Mehmet SEZER

Bir cuma günü Rahman’ın rahmetine uğurladığımız Hıdır Ünverdi kardeşimle dostluğumuz 2005 yılında Kazime Özler İlköğretim Okulu’na müdür olarak atanmamla başlamıştı. İnsan ilişkilerinde ilk intiba çok önemlidir, derler ya, kendisi daha ilk karşılaşmamızda tebessümü, saygısı ve karşısındakilere yaklaşımıyla ilk görüşmemizde bende çok olumlu bir izlenim bırakmıştı. O dönemde kendisi, müdür olarak atandığım okulda müdür yardımcılığı yapmaktaydı.

Bazı insanları seversiniz ve onlarla ilgili düşünceleriniz zaman içerisinde değişiklik göstermez ancak Hıdır kardeşim bu konuda başkalarından birkaç adım öndeydi. Birçok kişinin aksine tanıdıkça kendisini daha da çok seveceğiniz kıymetli bir kardeşimizdi. Birlikte olduğumuz süre içinde ister görev anında olsun ister günlük hayatında, hiçbir zaman bir işi yapmaktan yüksündüğüne, işten kaçtığına şahit olmadım. Üstad’ın deyimiyle, “Kim var?” denildiğinde, sağına soluna bakmadan “Ben varım!” diyebilen bir yiğitti Hıdır Ünverdi.

Kendisine bir görev verdiğiniz zaman, o görevin tamamlanması için canını dişine takar ve mutlaka bitirirdi. Mesela bir gün Abdioğlu Belediyesi’nin okulumuzla ilgili çözmesi gereken fakat bir türlü çözülemeyen bir meseleyi halletmemiz gerekiyordu, ancak ne yaparsak yapalım konuyu nihayete erdiremiyorduk. Sonunda kendisine, “Kardeşim! Gerekirse belediyenin önüne çadır kuracağız ve bu işi bugün halledeceğiz” dedim. “Tamam, Müdürüm!” dedi ve gerçekten o gün o işi bitirdi. Yine o günlerden unutmadığım bir hatıra, kendisinin benim nazarımdaki yerini daha iyi ifade edecektir. Bir cumartesi günü yine okulun işleri için merkezden 40 kilometre öteye çalışmaya gitmiştik ki, o sırada eşinin doğum için hastaneye kaldırıldığı haberini alınca heyecan içinde geri dönmüştük. Kendisi ve ailesi için bu kadar hayati bir durumda bile görevini aksatmayıp, beni yalnız bırakmamış ve yanımda olmuştu.  

Vazgeçmeyi, pes etmeyi asla sevmezdi Hıdır Ünverdi. O sebepten de aynı zamanda iyi bir sendikacıydı. Sendikacılık zor bir iştir. Her şeyden önce de dik duruş gerektirir, ki bu, Hıdır kardeşimde fazlasıyla vardı.

2007 yılından, Adana İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı olarak atandığı 2018 yılına kadar kendisiyle Eğitim-Bir-Sen’de birlikte omuz omuza  mücadele ettik. Bu sırada kardeşimiz, Sabancı Ailesi İmam Hatip Ortaokulu kurucu müdürlüğü, Mareşal Çakmak İlköğretim Okulu Müdür Yardımcılığı görevlerini başarıyla yerine getirdikten sonra İmamoğlu sınırındaki Yağızlar İlköğretim Okulu’na müdür olarak atanmıştı. O dönemde puanı bu okula yetmişti ve bu okul, Adana merkeze yaklaşık 60 kilometre mesafedeydi. Yaklaşık bir yıl boyunca hem Şube Başkan Yardımcılığı yaptı hem de bu okula binbir güçlükle gidip geldi ama bu yoğunluğa rağmen bir gün bile "Of!" dediğini duymadık. Sonra dilediğinde dilediğine tüm kapıları teker teker açan Rabbimiz, Hıdır kardeşime norm kadro fazlası olarak Adana’nın tam merkezinde yer alan ve herkesin gitmek için can attığı Cebesoy İlkokulu’nun müdürlüğünü nasip etti. Fakat burada kardeşimizi bir ‘felâket’ bekliyordu. Dönemin İl Millî Eğitim Müdürü, Adanalıların da bildiği ismiyle ‘Felâket Müdür’, Hıdır kardeşime mobbing uygulamaya başlamıştı. Hıdır gibi beyefendi, işini doğru yapan, dürüst bir insana uyguladığı baskı ile onun kalp krizi geçirmesine neden olmuştu. Bunun üzerine kardeşimiz ancak Seyhan Cumhuriyet İlkokulu’na geçince biraz huzur bulabilmişti.

Bir taraftan işi, bir taraftan ailesiyle yakından ilgilenirken, sendika ile ilgili görevlerini de hiç aksatmıyordu. Önce işyeri temsilciliği, sonra Denetleme Kurulu Üyeliği, ardından Yüreğir İlçe temsilciliği, sonrasında da 2010’da yapılan seçimde Teşkilatlanmadan Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştu. 2014 seçimleriyle birlikte Mevzuat ve Toplu Sözleşmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış ve bu dönemde Millî Eğitim Müdürlüğü’nde sendikamızı temsilen İl Disiplin Kurulu Üyesi olmuştu.

Her zaman olduğu gibi, bu görevleri sırasında da insanlara yaklaşımı, beyefendiliği ve dürüstlüğü ön plandaydı ama bu aşamada bir özelliği daha da çok öne çıkmıştı: Taviz vermeyen dik duruşu. Birilerinin entrika girişimlerine karşı hep onurlu bir duruş sergilemiş ve onlara karşı hakkıyla mücadele etmişti. Dedikodulara kulak asmamış ve doğru bildiğini yapmıştı. Genç yaşına rağmen birçok insana vefanın, dayanışmanın, adam gibi duruşun ne olduğunu göstermişti. İşte bu güzel kardeşimle, 2018 yılında gerçekleştirdiğimiz seçimler öncesinde kendisinin bürokrat olarak görev yapmak istemesinden dolayı ayrı kalmıştık. Fakat aslında ayrı kalan yalnızca bedenlerimizdi, gönüllerimiz ise hep yan yanaydı. Biz bu süreçte onun güvenini, sıcaklığını, kardeşliğini, muhabbetini, desteğini her daim yanımızda hissettik.

Bir gün yine sendikamızda arkadaşlarımızla konuşurken, o sırada birisi Hıdır kardeşimin rahatsız olduğunu söyledi. Hemen kendisini aradım. Telefon görüşmemizde iyi olduğunu ve kovid-19 testinin negatif çıktığını söyleyince biraz rahatlamıştım ancak sonraki gün hastaneye yatırıldığını öğrendim. Bu süreçte eşiyle, doktorlarla, hastane yönetimiyle ve İl Sağlık Müdürümüz Dr. Halil Nacar ile sürekli iletişim hâlindeydik. Biz onun taburcu olmasını bekliyorduk, ona sarılabilmenin hesabını yapıyorduk ancak ‘Hay’ olan Allah’ın bambaşka bir hesabı vardı. Bir sabah kendisinin vefat haberini aldığımda, önce ne yapacağımı bilemedim. Öz kardeşini kaybetmek insana nasıl acı verirmiş o zaman anladım. Eşi acı haberi verdiği esnada sözcükler boğazımda düğümlenmişti.

Biraz kendime geldiğimde ise hemen İl Millî Eğitim Müdürümüz Veysel Durgun’a haber verdim. Kısa bir süre birlikte çalışmış olsalar da haberi alınca Müdür Bey’in de benden farklı durumda olmadığını telefondaki hâlinden anladım. Kendisi gün boyunca son görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştı.

Defin işlemlerinin tamamlanmasının ardından orada biraz daha kaldım ve Hıdır kardeşimin baş ucunda onunla sohbet ettim. Ona, artık o çok sevdiği Rabb’ine kavuştuğunu söyledim ve şöyle seslendim: “Rabbim seni Peygamberimize; beni de sana komşu eylesin.” İnşallah Rabbim duamı kabul eder de ebedî dünyada yeniden kardeşimle birlikte oluruz.  

Bu dünyadan, Mehmet Sezer’in yol arkadaşı, dava arkadaşı, kardeşi bir Hıdır Ünverdi geçti.  Rabbim mekânını cennet eylesin güzel insan. Seni hep tebessümün ve adamlığın ile hatırlayacağız.

Kıymetli eşin ve sevgili çocukların önce Allah’a, sonra bizlere emanet. Gücümüz yettiğince emanetlerimize sahip çıkmaya çalışacağız. 

Tüm Yazılar
1 Dava arkadaşım, kardeşim Hıdır Ünverdi hatırasına muhabbetle