Genel Yetkili Sendika
1351 | | | 25-04-2022
Üniversitede kararlar ortak akılla alınmalıdır
Şenol METİN

Yönetişim, yeni bir kavram olarak katılımcı yönetim anlayışını ifade etmektedir. Ancak bu kavram henüz kamu yönetiminin gündemine retorik düzeyde de olsa girmemiştir. Üniversiteler ise kamunun henüz iyi yönetim uygulamaları diyebileceğimiz anlayışın bile çok uzağındadır.

Hiyerarşinin egemen olduğu ilişkiler ağı, tek kişiye indirgenmiş karar yetkisi, filtre edilmiş bilgiye mahkûm yönetim anlayışıyla, işlevleri, araçları ve performans sistemi kompleksleşmiş 21. yüzyılın kurumlarını yönetmek mümkün değildir. Yönetse bile bu yönetimin aldığı kararların sadece uygulayıcıların değil, tepe yöneticiye en yakın yöneticilerin bile benimsemediği onlarca karar almak durumunda kalan bir kurumun amaçlarına ulaşması, başarılı olması mümkün değildir.

Alınan kararları içselleştirmeyen bir yönetimin başarılı olma şansı yoktur. Bir kararın içselleştirilmesinde en önemli faktör ise katılımcı yönetim anlayışıdır.

Üniversitelerimizde kararlara katılım için senato gibi, akademik kurul gibi kurullar olsa da bu kurulların hemen hemen bütün üyeleri rektör tarafından atanan yöneticilerden oluşmaktadır. Rektörün hiyerarşik amiri olduğu bir kuruldan ‘barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar’ hikmeti tezahür etmeyecektir. Bir senatörün ‘Biz senatoda rektöre bakarız, nasıl karar almak istediğini çözmeye çalışırız ve rektörün kuracağı cümleyi rektörden önce kurarız’ sözü sanırım, bu kurulların karara esas zihin dünyasını deşifre eden yeterli bir örnektir. Bu nedenle yönetişime çok çok uzakta olan üniversite yönetim aklı, bu kurulları çoğulculaştırarak bir adım atabilir. İlk adım, rektörün hiyerarşik amiri olmadığı aktörlerin bu kurullara dâhil edilmesidir. Peki, kimler olabilir?

İlk olarak, üniversitenin akademik ve idari personelinin temsilcisi sendikalardan bu kurullara temsilci göndermeleri mutlaka istenmelidir.

Şehrin bileşenlerinden sanayi odası, ticaret odası, esnaf odaları, belediye meclisinden, emekli üniversite çalışanlarından, üniversite mezun derneklerinden temsilciler çağrılabilir. Böylece çoğulculaşan kurullarda kısmi bir musademe-i efkâr üretilebilir. Ama asıl yapılması gereken, yönetişimin bir zihniyet olarak içselleştirilmesidir.

Kamu yönetimimizde yönetişim diyebileceğimiz uygulamalar ya disiplin kurullarında olduğu gibi kurula katılma şeklinde ya da kurum idari kurulunda olduğu gibi yönetim ile yetkili sendika arasında ikili müzakere mekanizması olarak tezahür etmektedir. Her iki yöntemin de etkili olma potansiyeli olsa da, disiplin kurullarındaki yöntemde, kurula katılan sendika temsilcisinin çoğu teknik, hukuki boyuttaki anlatımları vicdanlarda makes bulsa da bu kurulun kararlarına yansımamaktadır. Katıldığım bir disiplin kurulunda kurul üyelerinden birinin, ‘Hocam, evet haklısınız ama ceza vermek zorundayız, siz konuyu rektör hoca ile paylaşın, sorunu oradan çözün’ akıl vermesinde kendisini bulan kurul üyelerinin vicdanlarının sesi ile amirinin sesi arasında tercihini amirinin sesinden yana koyması, hakikate kulaklarını tıkaması, işimizin çok zor olduğunu göstermektedir.

Kurum idari kurullarındaki yöntemde ise yönetim kendisini savunma psikolojisine hapsetmekte, itiraz edilemeyecek çok makul önerileri ise ya ‘biz niye akıl edemedik’ hayıflanmasını maskelemek için ‘Yükseköğretim Kurulu bunu yazıya dönüştürsün’ savunmasında sorumluluk almaktan kaçınmaktadır. Bir diğer savunma mekanizması ise ‘üniversitede klanlaşmış yapılarla mücadele edemeyiz. Üniversite kültürü maalesef böyle’ teslimiyetinde, acziyetinde ve kolaycılığında dört yıl geçmektedir.

Sendikalarla çözüm ortaklığı, paydaşlık ilişki modelini kurumlarımız içselleştirmelidir. Bu kurumlarımızın doğru karar alma kapasitesini artıracaktır. Hem de olası yanlış kararların maliyetini sendikalar da üstleneceği için tahammülü mümkün olacaktır. Eğer çözüm ortaklığı, paydaşlık ilişki modeli geliştirilemezse, sendikalar için baskı grubu modeli tek seçenek kalır ki, bu durumda kurumlarımız hem yanlış kararın maliyetini hem de yanlış karardan dönüşün maliyetini üstlenmek zorunda kalır. Baskı grubu modelinin süreç içinde çatışma üretme potansiyeli de mevcuttur. Yani, yönetişim iyidir.

Tüm Yazılar
1 Üniversitede kararlar ortak akılla alınmalıdır
2 Daha adil bir üniversite mümkün-2
3 Daha adil bir üniversite mümkün!
4 PISA skorları bağlamında öğretmenin statüsü ile eğitim kalitesi
5 Sınav sonuçları üzerine üniversite reformunu düşünmek
6 Toplu Sözleşme alın teri meselesidir
7 Üniversiteler kendi yöneticisini yetiştirebilmelidir
8 Araştırma üniversitesi: Hayal mi, imkan mı!
9 Revizyon, reform yol ayrımında yükseköğretim kanunu
10 İstanbul Sözleşmesi nedir, ne değildir