Eğitimcilerimiz ve Eğitim Ortamlarımız Ne Kadar Sivil? - Ali Yalçın
79019 | | | 12-06-2008

Diğer Yazarlar

            Sivil olmak demek sadece üniforma giymemek değil, aynı zamanda sivil düşünme yetisini kazanmış olmaktır. “Eğitim Nasıl sivilleşir?” diye her zaman yazılır ve çizilir. Bir yığın tesbitler yapılır ve öneriler getirilir. Eğitimin sivilleşmesi için hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir tespiti yakalama fırsatını, öğrencilere yaz kıyafeti uygulaması emri ortaya çıkarmıştır.

            Yaz sıcaklarının artması sadece su sıkıntısını değil müdürlerin gözü ile disiplinsizlik sıkıntısını da doğurmuştur. Sabah okula tören ile girme ve enselere bakma alışkanlığı gün içerisinde bir sürü ritüelle devam ettiğinden midir nedir bilinmez, bütün çocukları asker gibi görme saplantısı dimağlarımızı esir alıyor. Herkesi gri, mavi, siyah, lacivert görme saplantımız maalesef sivil bireyler yetiştirememe ve hayır diyebilen irade sahibi öğrencilerin ortaya çıkamayışının en önemli sebeplerindendir.

            Kıyafetlerle öğrencilerimiz sergisi yapılsa evlere şenlik üniforma örnekleri göreceğiz. Çocukluğumuzda Karamanlarımızı (siyah önlük) giyer ve karalar bağlardık. Arabesk tutkunu bir neslin geride kalması karamanlarımızın kaldırılması ile ilintilidir sanırım. İlkokula başlayan çocuğa suçlu gibi simsiyah önlüğü giydirmek ne kadar mantıksız ise her öğrenciye aynı rengi dayatmak ta aynı derecede mantıksızdır. Bir dedenin torununa kıyafet seçmesi ile çocuğun kendisine kıyafet seçmesi arasındaki farkı en iyi giyim mağazaları bilir fakat sizlerde tahayyül edersiniz sanırım.

            Milli Eğitim Bakanlığı çocuklara yaz kıyafeti uygulaması için alt birimlerine yazı gönderirken devlet hassasiyeti gereği bazı kriterleri de beraberinde sıraladı. Kısa kollu tişört, gömlek gibi yaz sıcağında bedeni ekstradan ısıtmayacak türden kıyafetlerin yazı, simge, ..vb. desenlerden arındırılmış olmasını istedi. Öğrenciler serbest kıyafetle gelebilir dedi.

            Peki, ne oldu?

            Bu kadar açık ve yoruma mahal bırakmayacak bir yazılı emir maalesef okul idarelerinde yanlış algılamayı ve sinekten yağ çıkarmayı beraberinde getirdi.

            Bütün okullar hemen bir tuhafiyeci ile anlaşarak tek renk kısa kol tişört yaptırdı ve öğrencilere dayattı. Okulların kapanmasına iki-üç hafta kala çocuklar 10–15 TLY ‘den tişört almak zorunda bırakıldı. Gittiğim okullarda bahçedeki çocuğu çevirerek; “Tişörtün güzelmiş. Kaça aldınız?” diye soruyorum. (Müdür, İdare, Okul-Aile Birliği) 7,5–10–15 YTL’ye sattı diye karşılık veriyorlar. Tam bir Unakıtan’lık. Sinekten yağ çıkarma diye işte buna denir. Hâlbuki öğrencilere tek tip kıyafet zırvasını ortadan kaldıracak bir aşamaydı. Çocuklarımızın bizim gibi birkaç ülke hariç, diğer devletlerdeki gibi kendine has kıyafeti ile gelmesine maalesef okulların ekonomik sorunları nedeniyle müdürlerin tüccar yaklaşımı engel olmuştur.

            Yine aynı gerekçe kalkan yapılarak, arkasına saklanılmış ve bir takım manifaturalar yolunu bulmuştur. Neymiş efendim; “Fakir fukara varmış, aynı kıyafet olması kusuru örtüyormuş.” Yahu, Allah aşkına bunu toptan alınan ve 2,5-3-4 YTL’ye satılan tişörtleri, af buyurun 10-15 YTL’ye kazıklamanın gerekçesi yapmayın bari. Kıyafet ucuzladı ve işporta tezgâhlarında zibil olan tişört ve gömlekleri almak artık servet falan gerektirmiyor. Eğer gerçekten düşkün ve yetim, alamayacak ekonomik yetersizlikte olanlar varsa onlara siz el altından hediye edin ama aynı kıyafeti dayatmayın (kazıklamayın).İşin birde temizlik yönü var. Yaz sıcağında teneffüslerde koşturan çocuklar terliyorlar ve tozla birleşince de tişört ikinci gün giyilmez hale geliyor. Tek renk tişört giyme mecbur olduğuna göre veli ya her gün tişörtü yıkayacak ya da beş altı tane yedek tişört bulunduracak. Birincisini yapamayacağına göre tanesi en az 10 ytl den 50–60 ytl para vermek durumunda kalacak.Genellikle sadece bir tane alındığına göre...!

            Öğrenci kıyafetinde çeşitliliği disiplinsizlik olarak algılayacak kadar sığlaştık. Kıyafet konusundaki kavga ve kargaşa, neredeyse tarihimizle yaşıt! Osmanlı’da fes giyme karşısında gösterilen tepki ile batı tarzı kıyafete geçişimiz de ki tepki arasında pek fark yok aslında. Zamanla kanıksadığımız mantıksızlıkları, maalesef kutsadığımız ve olmazsa olmaz olarak gördüğümüz oluyor. Kamusal alan kutsalı kimin uydurması? Ahlaki yapımıza ve toplumsal geleneğimize, normlarımıza ters düşmeyecek kıyafet seçimi ile herkes istediği kıyafetle gelsin. Kravat takma mecburiyeti de olmasın. Kravat takınca beyni boş olan insanın, anında beyninin dolduğunu söylemeyecek kadar herkes mantıklı. Öyleyse nedir bu kamusal alan, üniforma, tek tipçilik?

            Bu, aslında sindirmek politikasıdır. Emredersiniz cevabı beklendiği için yapılan bilinçli bir seçimdir desem ileri gitmiş olmam herhalde! Sivil giyinmek sivil düşünmek demek değildir muhakkak. Ama tek tipçilik sivil düşünememenin bir sonucudur.

            Ciddi olmak için siyah veya lacivert giymek nasıl şart değilse. Öğrenci olmak için de ille de üniforma giymek şart değildir. Eğitim üniformal! bir faaliyet olarak algılanmak zorunda mı? Hâlbuki eğitim mekân ve zaman sınırı olmayan bir faaliyettir. Öğrenciler eve gelince kıyafetleri ile birlikte öğrenciliklerini de askıya asar oldular.

            Hiç kimse bunu asker millet olmamızla açıklamaya kalkmasın. Bu sığ yaklaşımlar dayatmacıların bize hediyesidir. Eğitim politikamızın uygulayıcıları olan müdürler ve öğretmenler de bu işin nesnesi iken bazen öznesi olmaya çalışmaları sayesinde ilelebet sürmeye aday gözüküyor. Aracı amaç olarak algılamak birçok saçmalığı ve dayatmayı hayatımızın bir parçası ve kutsalı haline getirebiliyor.

            Hafta sonu kurslarında okula serbest kıyafetle gelen öğrenciler disiplinimi bozuyor ki, gündelik sivil kıyafetle gelmek eğitimde disiplinsizlik doğursun? Bu bir şartlanmışlık örneğidir ve kimse sorgulamayı ve öğrencilere siz ne istersiniz demeyi aklının ucuna getirmiyor. Ne olur ne olmaz. Sana mı düştü bu işle uğraşmak. Başına bela mı almak istiyorsun aslanım. Büyüklerimiz böyle uygun gördü ise elbette ki vardır bir hikmeti demek daha kolay sanırım.

            Bu uygulamalar bizden başka nerelerde vardır acaba?

  • Sabahları öğrencilerin enseye bakacak şekilde sıraya sokulup rahat-hazır ol komutunun ardından yüksek sesle andımızı söylemesi ve eller öndekinin omuzlarında olacak şekilde sıra ile okula girmeleri…
  • Öğrencilerin; okul idarelerinin önünde nöbet tutmaları, yamak gibi kullanılmaları ve çay servisi yapmaları…
  • Öğrencilerin aynı renk kıyafet giymeleri ve kıyafetini giymeden gelenlerin derse alınmaması…
  • Temizlik gerekçesi ile bazen işin azıtılarak öğrencilerin subay tıraşına mecbur bırakılmaları…
  • Spor ayakkabısı giymesi sağlığı açısından belki de daha uygun olan bir öğrencinin ille de kundura giymek zorunda olması ve gri pantolona mecbur tutulması…
  • Tek çeşit ceket giyme mecburiyeti nedeniyle sıklıkla yıkayamamasından ötürü lekelerle, mikrop yuvası bir elbise ile gidip gelmeye mahkûm olması…
  • İnancı gereği kıyafet farklılığı zarureti olan bir bireyin dayatılan kıyafet yüzünden eğitim ortamından uzaklaşması…
  • Vücudunu açmak hürriyetini herkes kullanabilirken, kapamak hürriyetini açık gibi görünerek (peruk takarak) kullanmaya zorlanmak…
  • Eğitim çalışanlarının da temizlik şirketinin elemanları gibi aynı kıyafetle gelmelerini disiplin olarak algılamak…
  • Vücudunu ve saçlarını kapama özgürlüğünü kullanan bir öğretmenin sabahları okul kapısında öğrencilerin şaşkın bakışları altında sanki ayıp bir şey işlemiş gibi başındaki eşarbı el çabukluğu ile çıkarıp çantasına sokması…
  • Askeri Alaylar ile eğitim ortamını karıştırıp sabahları okul müdürlerinin “Ulusa Sesleniş” konuşması yapmasının bir ritüel hale gelmesi…
  • Sağlıkçılara; “Sağlık Ordusu”, Belediye çalışanlarına; “Belediye Ordusu”, Temizlikçilere; “Çöpçü Ordusu”, Hukukçulara; “ Hukuk Ordusu” denmezken sadece eğitimcilere“Eğitim Ordusu”  denilmesi…
  • Öğretmenlerinde milli bayramlarda asker gibi yürümesinin şart koşulması ve hamile, yaşlı, kilolu, ..vb eğitimcilerin yürüyüşte karikatür gibi durmaları neticesinde kahkahalara meydan verilmesi…

Bu tespitlere mutlaka katkısı olacaklar vardır. Belki tespitlerimi yaşadığı ve hayatında unutamadığı hatıraları ile taçlandıracak olanlar, bir vesile olarak ta görebilirler. Bazı kanıksadığımız normalsizlikleri zamanla kutsal emirler mertebesinde tutup, kraldan çok kralcılar üretiyoruz. Neden, niçin sorularını sormayı aykırılık ve bölücülük olarak algılayanlarda cabası!

 Kutsal devletin gereği olarak antidemokratik uygulamaları gerekli görenler bunları konuşanları; komünist, devlet düşmanı, bölücü addedebilirler. Bu refleks yaklaşımlar komiklik ve gülünçlüklerimizin gerekçesi olmayacağı aşikârdır. Devlet ne düşmandır ne de kutsaldır. Kutsal olan bireyin kendisidir ve özgürlükler ve özgünlükleri ile birey mutludur. Güçlü devletler kutsal devlet olduğu için değil, mutlu insanları olduğu için güçlüdür. İnsan doğasına aykırı tertipçiliklerin ve dayatmaların bir devlet için ayaklarının altındaki toprağın kayması ile eşdeğer olduğunu bilmek için yaşayıp görmek gerekmez.

Sivil bir ülke için öncelikli olarak sivil bir eğitim şarttır. Sivil eğitim ise anlamını yitirmiş, gereksiz ritüellerden arındırılmış, bireyin demokratik tercihi ile örtüşen, katılımcı bir anlayışla mümkündür. İnsanlar devlet için değil devletler insan içindir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Dokunulamaz ve dokunulması dahi teklif edilemez tabularımızla nereye kadar?

 

Ali YALÇIN

MEMUR-SEN İstanbul İl Sekreteri

EĞİTİM-BİR-SEN Şube Başkanı

 

Önceki Yazılar
1- Taşrada sendikacı olmak ya da bir yol açıcının hikâyesi / Hıdır YILDIRIM
2- Nev'i şahsına münhasır bir sendika önderi: Erol Battal / Hıdır YILDIRIM
3- Mehmet Akif İnan'ın gençlik tasavvuru / Hıdır YILDIRIM
4- Öğretmen Mehmet Akif İnan / Hıdır YILDIRIM
5- Mehmet Akif İnan'ın şiir anlayışı ve 'vefa' beyti / Hıdır YILDIRIM
6- Toplu sözleşme sürecine dair / Şenol METİN
7- Yeni Türkiye tescillenmiştir / Talat YAVUZ
8- Vefa/t yahut Eğitim-Bir-Sen'in taşra tarihi / Hıdır YILDIRIM
9- Kâğıttan kaplan tüccarlarına cevap / Celal DEMİRCİ
10- Şair, mütefekkir, sendikacı Mehmet Akif İnan / Hıdır Yıldırım
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14
Top