Eğitimcilerin öldürülmesine tepkimizi Gebze'den haykırdık


8812 | 03.04.2019
| |

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, şiddetin ve eğitimcilere yönelik saldırıların, görünürde kişilere indirgenecek suçluları olmakla birlikte, sorunun daha derinlerde, eğitim düzeninden hukuka, aileden müfredata kadar birbiriyle bağlantılı, çok boyutlu sebeplerinin olduğunu ifade ederek, “Öldürmeyi çare olarak gören bir ruh hâlinin, ergenlik duygularını zehirleyerek esir alması vahimdir. Duygusuzluğa, öfkeye, nefrete, yok etmeye ayarlı bir kuşak, gözlerimizin önünde, ellerimizin arasından kayıp gitmektedir. Geçici çözümler, sorunu daha da büyütüp ağırlaştırmaktan, ötelemekten başka işe yaramamıştır. Bugün yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunlar, dün köklü çözümlerle ortadan kaldıramadığımız için yakıcı, yıkıcı etkileriyle daha da derinleşmiş, yaygınlaşmıştır. Eğer bugün çözüm bulunmazsa çok geç kalınacak, yarınlarda toplumu, varlığımızı üzerine bina ettiğimiz ahlaki, manevi, vicdani ve bütün insani temelleri tahrip edecektir. Durum vahimdir, tehlike büyük ve ciddidir” dedi.


 

Gebze Atatürk Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Necmeddin Kuyucu’nun bir öğrenci tarafından öldürülmesini ve eğitimcilere yönelik şiddeti protesto ettik.



 

Eşref Bitlis Parkı’nda toplanan eğitimciler, “Eğitimciye Şiddete Hayır” pankartlarıyla, ismi Şehit Öğretmen Necmeddin Kuyucu Anadolu Lisesi olarak değiştirilen okulun önüne kadar yürüdü.



 

Eğitim-Bir-Sen Genel Yönetim Kurulu, şube başkanları, yönetim kurulu üyeleri, ilçe temsilcileri, diğer sendikaların genel merkez yöneticileri ve şube başkanları, öğrenciler, veliler ve binlerce eğitim çalışanının katıldığı eylemde konuşan Genel Başkan Ali Yalçın, Necmeddin Kuyucu’nun, bir öğrenci tarafından üç yerinden bıçaklanarak ağır yaralandığını, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Geçmiş yıllarda sıklıkla benzerlerini yaşadığımız bir öğretmen cinayeti daha hepimizi kedere gark etmiştir. Acımız büyüktür. Saldırıyı lanetliyor, öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.



 

Benliğimizi, hoşgörümüzü, anlayışımızı, değerlerimizi kaybediyoruz

Anlayışın, insani değerlerin ve insana saygının itibar kaybettiği bir dünyada, şiddetin korkutucu boyutlarda artarak genel bir ifade ve ilişki biçimine dönüştüğüne dikkat çeken Yalçın, şöyle devam etti: “Asıl amaçlarından biri, insana, varlığa sevgiyi aşılamak olan eğitimin ve eğitimcilerin öldürücü saldırıların hedefi olması, şiddetin delilik sınırını aştığını göstermektedir. Bu cinayet, gençliğimizin, müfredat ağırlıklı olarak eğitim düzenimizin, genel anlamda insan, hayat ve toplum yapımızın aşınmasına işaret eden elim ve ibretlik olaylardan sadece biridir. Üzüntümüz, kaygımız, korkumuz odur ki, gerekli tedbirler alınmazsa son da olmayacaktır.”


 

Kendilerini çocukların ve gençlerin hayalleri, rüyaları, aklı, dimağı, bilgi dünyası üzerinden Türkiye’nin ufkunu genişletmeye adamış öğretmenlerin, kâh bireysel saldırganlığın kâh terör ve darbeci şiddetin en masum, en savunmasız hedefi olduğunu, olmaya devam ettiğini kaydeden Yalçın, “Yusuf Elitaş, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sırasında hainlerin kurşunlarının hedefi oldu ve şehadet şerbetini içti. Etnik ve ideolojik terör, onlarca öğretmenimizi şehit etti. Meslek hayatının henüz başlarında Aybüke Yalçın ve Necmeddin Yılmaz öğretmenlerimizin acısı hâlâ yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Vahşet, İzmir’de Ayhan Kökmen öğretmenimizi aramızdan aldı. Gülhan öğretmen sokak ortasında bıçaklandı. Iğdır’da Yücel Düzci öğretmenimiz saldırıya uğrayan öğrencilerini korurken, gözü dönmüş kişilerin şiddetine maruz kaldı. Bunlar gibi her yıl işlenen öğretmen cinayetleriyle yanan yüreğimize yeni acılar eklenirken, işte şimdi de Necmeddin Kuyucu öğretmenimizi kaybettik. Aslında kaybettiğimiz, kaybetmeye başladığımız sevgimiz, saygımız, aklımız, vicdanımız, izanımızdır. Kendimizi; benliğimizi, hoşgörümüzü, anlayışımızı, değerlerimizi kaybediyoruz. Daha yüreğimizdeki acı dinmeden yaşanan ve yaşanacağından korktuğumuz benzer olayların, derin endişe duymamıza sebep olacak saldırıların, şiddet olaylarının sürmesi, öğretmenlerimizin hayatı, eğitim düzenimizin verimli işleyişi, sosyal bunalım, toplumsal çöküntü ve geleceğimiz adına alarm vermektedir” şeklinde konuştu.



 

Durum vahim, tehlike büyük ve ciddidir

“Hangi sebeple olursa olsun bu olayların kabul edilebilir bir yanı yok, olamaz” diyerek sözlerini sürdüren Yalçın, “Üzüntülüyüz, kederliyiz. Bu olayı kınıyor, evvela şiddeti cesaretlendirici tutumların terk edilmesini istiyoruz. Bir an önce, vakit geçirilmeden önleyici, ıslah edici, hukuki, adli, idari tedbirlerin alınması ısrarımızı yineliyoruz. Bu menfur ve meşum olayların, görünürde kişilere indirgenecek suçluları olmakla birlikte, sorunun daha derinlerde, eğitim düzeninden hukuka, aileden müfredata kadar birbiriyle bağlantılı, çok boyutlu sebepleri vardır. Öldürmeyi çare olarak gören bir ruh hâlinin, ergenlik duygularını zehirleyerek esir alması vahimdir. Duygusuzluğa, öfkeye, nefrete, yok etmeye ayarlı bir kuşak, gözlerimizin önünde, ellerimizin arasından kayıp gitmektedir. Geçici çözümler, sorunu daha da büyütüp ağırlaştırmaktan, ötelemekten başka işe yaramamıştır. Bugün yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunlar, dün köklü çözümlerle ortadan kaldıramadığımız için yakıcı, yıkıcı etkileriyle daha da derinleşmiş, yaygınlaşmıştır. Eğer bugün çözüm bulunmazsa çok geç kalınacak, yarınlarda toplumu, varlığımızı üzerine bina ettiğimiz ahlaki, manevi, vicdani ve bütün insani temelleri tahrip edecektir. Durum vahimdir, tehlike büyük ve ciddidir” değerlendirmesinde bulundu.



 

Çürümenin önüne, ancak sağlıklı işleyen bir eğitimle geçilebilir

Şiddetin cehaleti büyüttüğünü, cehaletle büyüdüğünü vurgulayan Yalçın, “Bu açık ve kanlı şiddet olayları eğitimcilerimizi yıldırmakta, umutsuzluğa düşürmekte, eğitim için en gerekli huzur ortamını yok etmektedir. Sadece öğretmenlerimiz değil, faciadan dolaysız etkilenen öğrencilerimizin benlik, kimlik ve psikolojileri ağır yara almaktadır. Verimli bir eğitimin sağlıklı işleyişini engelleyen bu bozulma ve çürümenin önüne, sağlıklı işleyen bir eğitimle geçmekten başka köklü bir çözüm de yoktur. Ancak hayata ve insana dair sorunları çözmekle işlev kazanması gereken eğitim kurumumuzun, kendi sorunlarını aşamayacak bir döngü içinde olduğu da bir gerçektir” diye konuştu.



 

Toplumsal duyarlılık bilinci oluşturmak için herkes üzerine düşeni yapmalıdır

Sebebi, niyeti ne olursa olsun, eğitimin, hayata ve insana nefreti büyüten kaynağı kurutamamasının nedenlerinin sorunun ana odağını oluşturduğunu belirten Yalçın, şunları söyledi: “Bu konuda, yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, bütün eğitim camiası, siyasiler, mülki idareler, aydınlar, gazeteciler, aileler bu konuda büyük bir aile olduğumuz şuuru ve duyarlılığı ile sorumlu davranmalıdır. Herkesi ilgilendiren, herkesin ilgili olduğu bir meselede, toplumsal duyarlılık bilinci ve farkındalık oluşturmak için herkesin yapacağı bir şey mutlaka vardır, olmalıdır.”



 

Geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz her bakımdan korunmalıdır

Ali Yalçın, 2023 Eğitim Vizyonu ile yeni açılımlar ve atılımlar yapan, bu vizyonu eğitime taşıma iradesini beyan eden yeni Türkiye’nin mutlaka ama mutlaka bu sorunun kaynaklarını kurutacak çözümler üretmesi gerektiğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz, eğitim çalışanlarının hak ve hukukunu korumayı, geliştirmeyi, eğitimin her türlü meselesine çözümler üretmeyi millî sorumluluk bilen Eğitim-Bir-Sen olarak, bu çalışmaların gerekliliğini her fırsatta dile getirdik, buradan bir kez daha yineliyoruz. Evlatlarımızı yetiştirmek, geleceğe hazırlamak gibi kutsal bir amacı hayata geçirme çabasındaki eğitimcilerimiz, sahip çıkılamamış veya sahip çıkılamayan çocuklarımız tarafından sonu ölümle biten şiddete maruz kalmaktadır. Bunun önüne geçilemiyorsa, eğitim merkezli olarak bütün toplumsal gidişat, gidişata yön veren düzenlemeler ciddi bir duyarlılık ve sorumlulukla yeniden tanzim edilmelidir. Öğretmene saygınlık ve itibar kazandırılmalı, eğitim çalışanlarımız saldırılara açık, korumasız, korunaksız, güvensiz bırakılmamalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu, bu husus da göz önünde bulundurularak hazırlanmalı ve bir an önce hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızı, umudumuzu, geleceğimizi teslim ve emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz her bakımdan korunmalı, mağdur edilmemelidir. Bu kapsamda, değerler eğitimi, aileyi de içine alacak şekilde ve sosyal çevrenin öğrenci üzerindeki negatif etkilerinden arındıracak kapsamda düşünülmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle, Necmeddin Kuyucu öğretmenimize ve şimdiye kadar hayatını kaybeden bütün eğitim çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyor, bu olayın son olmasını temenni ediyorum.”



 

Necmeddin öğretmen son yolculuğuna uğurlandı

Bu arada, merhum Necmeddin Kuyucu için, görev yaptığı okulda bir tören düzenlendi. Törenin ardından cenaze, Genel Başkan Ali Yalçın ve Yönetim Kurulu, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, genel müdürler, eğitim çalışanları, öğrenciler ve vatandaşların katılımıyla ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Gebze Ahatlı Köyü Kabristanlığı’nda defnedildi.




















 

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top