Haber
2026-06-18 01:19:27
İSTANBUL EDUNION FORUM ÇALIŞTAYLAR VE KAPANIŞ TÖRENİYLE TAMAMLANDI

“Küresel Belirsizlikler Çağında Eğitim ve Emek: Ortak Sorunlar, Ortak Çözümler” temasıyla düzenlediğimiz Uluslararası Eğitim Sendikaları Forumu’nun (İstanbul EdUnion Forum 2006) ikinci gününde “Savaş ve Göç Kıskacında Eğitim: Kayıp Nesilleri Önlemek”, “Dijital Devrim ve Yapay Zekâ: Eğitimin Ruhu, Emeğin Geleceği”, “Küresel Yoksulluk ve Açlıkla Mücadelede Eğitimin Rolü”, “Görünmeyen EmektenHak Edilen Değere: Kadın, Eğitim ve Çalışma Hayatı”, “Engelsiz Eğitim ve İstihdam:Kapsayıcı Bir Dünya İnşası”, “Eğitimde Güvencesiz İstihdam, Mesleki Standartlar ve Sendikal Hakların Korunması” konulu çalıştaylar yapıldı.

Genel Başkan Ali Yalçın’ın da katılarak açıklamalarda bulunduğu çalıştaylar; Arapça, İngilizce ve Fransızca gerçekleştirildi. Oturumların ardından, moderatörler, konuşulan konular hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 

“Savaş ve Göç Kıskacında Eğitim: Kayıp Nesilleri Önlemek”

 

Suriye, Filistin, Yemen, Irak, Sudan, Lübnan ve Ürdün’den sendika yöneticilerinin katıldığı “Savaş ve Göç Kıskacında Eğitim: Kayıp Nesilleri Önlemek” konulu çalıştayın sonuç değerlendirmesini yapan Lübnan Özel Okul Öğretmenleri Sendikası Başkanı Nehme Mahfoud, eğitim sistemlerinin kriz, çatışma, göç ve siyasi parçalanma süreçlerinden doğrudan etkilendiğini belirterek, bu nedenle eğitim politikalarının yalnızca ulusal değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası koordinasyon gerektirdiğinin tespit edildiğini ifade etti.

 

Kriz dönemlerinde öğrencilerin eğitimden kopmamasının temel öncelik olarak belirlendiğini dile getiren Mahfoud, “Bu kapsamda, uzaktan eğitim ve çevrim içi öğrenme modellerinin zorunlu durumlarda kritik rol oynadığı, çadırkentler ve geçici yerleşim alanlarında eğitim faaliyetlerinin sürdürüldüğü, esnek eğitim modellerinin farklı sosyoekonomik ve coğrafi şartlara uyum sağladığı, Covid-19 sürecinin, uzaktan eğitimin ‘yokluktan daha iyi bir alternatif’ olduğunu ortaya koyduğu tespit edilmiştir. Ayrıca eğitimde sürekliliğin yalnızca akademik değil, psikolojik ve pedagojik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulanmıştır” dedi.

 

Mahfoud, Gazze’de eğitim altyapısının büyük ölçüde tahrip olduğu, okulların işlevsiz hâle geldiği ve temel eğitim hizmetlerinin ciddi şekilde aksadığının belirtildiğini dile getirerek, Filistinli nüfusun farklı bölgelere göç etmek zorunda kalmasının, eğitim sürekliliğini daha da zorlaştırdığını söyledi.

 

Eğitim sendikalarının güçlendirilmesinin temel önceliklerden biri olarak belirlendiğini belirten Mahfoud, bu kapsamda, sendikal örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınmasının, uluslararası sendikal birlik mekanizmasının oluşturulmasının, sendikaların eğitim politikalarına doğrudan katkı sağlamasının önerildiğini kaydetti.

 

Mahfoud, sözlerini şöyle tamamladı: “Eğitim sistemlerinin krizlerden etkilenme düzeyi, yalnızca altyapı kayıplarıyla sınırlı olmayıp siyasi parçalanma, ekonomik kriz, göç, güvenlik sorunları ve kurumsal zayıflıklarla birlikte çok boyutlu bir nitelik taşımaktadır. Tüm bu zorluklara rağmen eğitim alanında ortak iradenin sürdüğü, uluslararası iş birliği ve sendikal dayanışmanın güçlendirilmesiyle eğitim sistemlerinin yeniden inşasının mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.”

 

 

“Dijital Devrim ve Yapay Zekâ: Eğitimin Ruhu, Emeğin Geleceği”

 

Bosna Hersek, Yunanistan, Kosova, Litvanya, Karadağ, Polonya, Peru, Brezilya, Bulgaristan, Kazakistan ve Tacikistan’dan sendika yöneticilerinin katılımıyla yapılan “Dijital Devrim ve Yapay Zekâ: Eğitimin Ruhu, Emeğin Geleceği” çalıştayının ardından bir değerlendirme yapan Karadağ Eğitim Sendikası Başkanı Yardımcısı Jovan Draskoviç, dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin günümüz dünyasında sadece teknik dönüşümün araçları değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümün temel dinamikleri hâline geldiğini dile getirerek, şunları söyledi:

 

“Eğitim sistemleri de bu dönüşümden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle pandemi sonrası dönemde, dijitalleşmenin hızlanması eğitim modellerini, öğretmenlik mesleğini, öğrenci davranışlarını ve sendikal mücadele biçimlerini yeniden şekillendirmiştir. Bu bağlamda, çalıştaya farklı ülkelerden katılanlar, dijital çağın eğitim alanında oluşturduğu fırsatları ve riskleri çok boyutlu olarak değerlendirdiler. Çalıştayın temel amacı, yapay zekâ ve dijitalleşme süreçlerinin eğitimde öğretmenler, öğrenciler ve eğitim kurumları üzerindeki etkilerini analiz etmek; sendikal hakların korunması için ortak bir bakış açısı geliştirmek ve insan merkezli bir eğitim anlayışını güçlendirecek politikalar önermektir. Katılımcılar, dijitalleşmenin kaçınılmaz olduğu ancak bu dönüşümün insan onuruna, çalışanların haklarına ve pedagojik değerlere zarar vermeyecek şekilde yönetilmesi gerektiği konusunda ortak bir görüş dile getirdiler.”  

 

Eğitimde yapay zekâ uygulamalarının kullanımına ilişkin ulusal ve uluslararası etik ilkelerinoluşturulması gerektiğini belirterek, çalıştayda alınan kararları şöyle sıraladı:

 

“Öğretmenlerin dijital okuryazarlığını güçlendiren sürekli mesleki gelişim programları genişletilmelidir. Öğretmen ve öğrenci verilerini korumak için daha güçlü yasal çerçeveler oluşturulmalıdır. Eğitim alanındaki dijital platform şirketlerinin faaliyetleri kamu denetimine tabi tutulmalıdır. Algoritmik performans değerlendirme sistemleri pedagojik ilkelere uygun olarak sınırlandırılmalıdır. Okullarda dijital bağımlılıkla mücadele etmek için psikososyal destek mekanizmaları geliştirilmelidir. Sendikalar, dijital çağda yeni çalışma biçimlerine ilişkin uluslararası iş birliği ağlarını güçlendirmelidir.”

 

 

“Küresel Yoksulluk ve Açlıkla Mücadelede Eğitimin Rolü”

 

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gine, Fildişi Sahili, Senegal ve Kamerun’dan eğitim sendikaları yöneticilerinin katıldığı “Küresel Yoksulluk ve Açlıkla Mücadelede Eğitimin Rolü” başlıklı çalıştayın sonuç metnini ise Senegal Öğretmenler Sendikası (SUDES) Genel Sekreteri İbrahima Gueye açıkladı. Gueye, oturumda, karşılaştırmalı analiz ve yaşanmış deneyimler yoluyla Afrika’daki eğitim sistemlerinin yapısal zayıflıklarının ele alındığını vurguladı.

 

Katılımcıların, iyileştirme için temel alanlarda anlaştığını ifade eden Gueye, önerileri, “Okul kantinleri ve sebze bahçeleri aracılığıyla okul beslenme programları genişletilmelidir. Eğitime ayrılan ulusal bütçeler artırılmalıdır. Okul yılının başlangıcında destek de dâhil olmak üzere, savunmasız aileler için sosyal koruma mekanizmaları güçlendirilmelidir. Okulların ve öğrencilerin savaş silahı olarak kullanıldığı çatışma bölgelerinde, okullarda hem iç hem de dış güvenlik sağlanmalıdır. Kapsayıcı, eşitlikçi ve kaliteli eğitim teşvik edilmelidir. Özellikle revirler ve okul sağlık merkezleri aracılığıyla okul düzeyinde sosyal koruma güçlendirilmeli ve kamu okullarındaki öğrencilere evrensel sağlık güvencesi genişletilmelidir. Eğitim politikalarının geliştirilmesinde sosyal diyalog güçlendirilmelidir” şeklinde sıraladı.

 

 

“Görünmeyen Emekten Hak Edilen Değere: Kadın, Eğitim ve Çalışma Hayatı”

 

Nijerya, Gana, Sierra Leone, Güney Afrika, Zimbabwe, Namibya, Somali, Zambiya, Kenya,Kamerun ve Belarus’tan eğitim sendikaları yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen “Görünmeyen Emekten Hak Edilen Değere: Kadın, Eğitim ve Çalışma Hayatı” konulu çalıştayın sonuç bildirgesini açıklayan Kadın Komisyonu Başkanımız Sıdıka Aydın, farklı ülkelerden katılan sendika temsilcileriyle kadınların eğitimde, çalışma hayatında ve toplumsal hayatta karşılaştıkları ortak sorunları değerlendirdiklerini, çözüm önerilerini müzakere ettiklerini söyledi.

 

Cam tavan sendromunun, ücret adaletsizliğinin, iş-aile uyumunun ve kriz süreçlerinde kadın istihdamının oturumda ele alınan başlıca meseleleri olduğunu belirten Aydın, raporun, söz konusu oturumda dile getirilen görüş, deneyim ve önerilerin bütünleşik bir değerlendirmesini sunduğunu kaydetti.

 

Şiddet, taciz ve mobbing meselesinin çalışma hayatında kadının önündeki yapısal engeller arasında yerini koruduğunu dile getiren Aydın, uluslararası standartlara uygun sıfır tolerans politikalarının yasal güvenceye kavuşturulması, oturumun sonuç bildirgesinde de yer bulan temel bir talep olarak öne çıktığını vurguladı. Sıdıka Aydın, çalıştayda alınan kararları şöyle sıraladı:

 

“-Kadın emeğinin görünürlüğünü artıracak politikaların geliştirilmesi ve ev içi emeğin ekonomik değerinin ulusal politikalarda yer bulması gerekmektedir.

 

-Eğitim politikaları, kadınların ekonomik ve toplumsal hayata tam katılımını destekleyecek biçimde yapılandırılmalıdır. Kırsal kesimlerdeki öğretmen açığının giderilmesi ve nitelikli eğitim altyapısının köy ve kasabalara taşınması öncelikli yatırım alanı olarak belirlenmelidir.

 

-Kadınların eğitimde, istihdamda ve karar alma mekanizmalarında eşit fırsatlara erişimi temel bir insan hakkıdır. Kadınların liderlik pozisyonlarına ve karar alma mekanizmalarına katılımını engelleyen cam tavanlarla mücadele edilmelidir. Cam tavanla mücadelede yalnızca kota uygulamalarıyla yetinilmemeli; liderlik programları, mentörlük mekanizmaları ve kurumsal kültür dönüşümünü hedefleyen bütüncül yaklaşımlar hayata geçirilmelidir.

 

-Krizler, savaşlar, göç, ekonomik dalgalanmalar, salgınlar ve afetler kadınları çalışma hayatında daha kırılgan hâle getirmektedir. Gazze’de aylardır devam eden insanlık dramı, savaşların en ağır bedelini kadınların ve çocukların ödediğini acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Kadınların hayatlarını, ailelerini, eğitim ve çalışma imkânlarını hedef alan her türlü savaş ve çatışma, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına yönelmiş bir tehdittir. Bu nedenle kriz dönemlerinde kadın istihdamını koruyan özel politikalar geliştirilmeli, sosyal koruma mekanizmaları güçlendirilmeli ve çatışmalardan etkilenen kadınların hakları uluslararası düzeyde güvence altına alınmalıdır.

 

-Bakım hizmetleri yalnızca kadınların değil, toplumun ortak sorumluluğu olarak konumlandırılmalı; nitelikli, erişilebilir ve ekonomik kreş, gündüz bakım evi ile yaşlı bakım hizmetleri kamu politikasının öncelikli alanları arasına alınmalıdır.

 

-Aile ve çalışma hayatı arasında sürdürülebilir bir denge kurulabilmesi için aile dostu çalışma modelleri geliştirilmelidir. Doğum izni, ebeveyn izni, süt izni, esnek ve güvenceli çalışma uygulamaları çalışanların aile sorumluluklarını yerine getirmelerini destekleyecek şekilde düzenlenmelidir.

 

-Eğitim, yalnızca bilgi ve beceri kazandıran bir süreç değil, aynı zamanda adalet, fırsat eşitliği, insan onuru ve sosyal dayanışma bilincini güçlendiren temel bir araçtır. Eğitim politikaları, kadınların ekonomik ve sosyal hayata tam ve etkin katılımını destekleyecek şekilde yapılandırılmalıdır.

 

-Dijital dönüşüm ve yapay zekâ süreçlerinde kadınların geride kalmaması için dijital becerilerin geliştirilmesine yönelik eğitim ve kapasite geliştirme programları yaygınlaştırılmalıdır.

 

-Kadınlara yönelik her türlü şiddet, taciz, ayrımcılık ve mobbing, insan hakları ihlali olarak görülmeli; çalışma hayatında şiddet, taciz ve mobbingle mücadelede uluslararası standartlarauyulmalı ve iş yerlerinde ‘sıfır tolerans’ politikası yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

 

-Kadınların sendikal yapılara, sosyal diyalog mekanizmalarına ve karar alma süreçlerine etkin katılımı teşvik edilmeli; sendikal örgütlenme tüm ülkelerde güçlendirilmelidir. Bu çerçevede hükûmet, sendika ve çalışanlar arasında kurulan yapıcı diyalog modeli, sorunların çözümünde belirleyici bir araç olarak ön plana çıkarılmalıdır.”

 

 

“Engelsiz Eğitim ve İstihdam: Kapsayıcı Bir Dünya İnşası”

 

Kırgızistan, Moğolistan, Azerbaycan, İran, Malezya, Arnavutluk, Sırbistan, Gambiya ve Hindistan’dan eğitim sendikaları yöneticilerinin katılımıyla yapılan “Engelsiz Eğitim ve İstihdam: Kapsayıcı Bir Dünya İnşası” çalıştayının sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memur-Sen Engelli Komisyonu Başkanı Ahmet Dönmez ise çalıştay boyunca yapay zekâ ve dijitalleşme çağında sendikacılığın dönüşümünün, engellilerin eğitim ve istihdam sistemlerine yapısal entegrasyonunun ve bu süreçlerde yasal güvencenin hayata geçirilmesinin belirleyici olduğunu dile getirdi.

 

Her sendika bünyesinde işlevsel bir engelli komisyonunun oluşturulması, bu yapıların toplu sözleşme gündemine gerçek bir ağırlıkla dâhil edilmesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, alınan kararları şöyle sıraladı:

 

“-Sendika binaları ve süreçleri engelli üyeler için fiziksel ve iletişimsel açıdan erişilebilir hâle getirilmelidir.

 

-Engelli hakları savunuculuğu için uluslararası sendika ağları güçlendirilmeli, iyi uygulama örnekleri ortak platformlarda paylaşılmalıdır.

 

-Sendikalar, yapay zekâ ve dijital dönüşüm politikalarının oluşturulmasında aktif taraf olarak yer almalıdır.

 

-Kapsayıcı eğitim anlayışı; finansman, öğretmen eğitimi ve fiziksel altyapı güvencesiyle bir bütün olarak hayata geçirilmelidir.

 

-Engelli bireyleri dijital iş piyasasına hazırlayan ücretsiz yeniden beceri kazandırma ve beceri geliştirme programları oluşturulmalıdır.

 

-Hayat boyu öğrenme ilkesi; çalışma hayatının tüm evrelerini kapsayan bir politika çerçevesine dönüştürülmelidir.

 

-Yapay zekânın eğitim süreçlerine entegrasyonu, öğretmenleri ve eğitimcileri güçlendirici bir perspektifle planlanmalıdır

 

-İşe alım süreçleri ve çalışma ortamları kapsayıcılık ilkesine göre yeniden düzenlenmelidir.

 

-Engelli çalışanların istihdamını teşvik eden vergi indirimleri ve doğrudan finansal destekler hayata geçirilmelidir.

 

-Yapay zekâya dayalı işe alım ve yönetim araçlarında algoritmik şeffaflık güvence altına alınmalıdır.

 

-Dijital çalışma platformlarına yönelik ulusal erişilebilirlik standartları belirlenmeli ve bağlayıcı hâle getirilmelidir.

 

-Engelli bireyler, kendilerini doğrudan etkileyen politikaların tasarımında söz hakkına sahip olmalıdır.

 

-Hükûmetler, sendikalar ve işverenler arasında engelli haklarına odaklanan kalıcı diyalog platformları kurulmalıdır.

 

-Dil ve isimlendirme politikaları, kapsayıcı bir bakış açısını yansıtacak şekilde gözden geçirilmelidir.”

 

Söz konusu mesajların özünde üç temel ilkenin yattığına dikkat çeken Dönmez,

 

“Birincisi, engellilerin eğitim ve istihdama katılımı bir lütuf ya da iyi niyet meselesi değil, yasal güvenceye oturtulmuş bir hak meselesidir. İkincisi, bu hakların kâğıt üzerinde değil,pratikte hayata geçirilmesi için sendikalara, hükûmetlere ve işverenlere ayrı ayrı ve birlikte somut sorumluluklar düşmektedir. Üçüncüsü ve belki de en kritik olanı, engelliler kendi sorunları hakkında söz sahibi kılınmadan kalıcı çözümlere ulaşmak mümkün değildir. Yapay zekâ ve dijital dönüşüm çağı bu tartışmaya yeni bir ivedilik kazandırmaktadır. Teknoloji; erişilebilir, kapsayıcı ve adil biçimde yönetildiğinde engelliler için derin bir dönüşümün kapısını aralayabilir. Aksi hâlde mevcut uçurumları büyütmekten başka bir işlev görmez. Çalıştay katılımcıları, bu süreçte sendikalara hem kendi üyelerini koruma hem de daha adil ve kapsayıcı bir çalışma dünyası inşa etme sorumluluğunun birlikte düştüğü konusunda hemfikirdir” dedi.

 

 

“Eğitimde Güvencesiz İstihdam, Mesleki Standartlar ve Sendikal Hakların Korunması”

 

Cezayir, Fas, Mısır, Moritanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt’ten eğitim sendikaları yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen “Eğitimde Güvencesiz İstihdam, Mesleki Standartlar ve Sendikal Hakların Korunması” çalıştayının sonuçlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Arap Öğretmenler Birliği ve Mısır Öğretmenler Sendikası Başkanı Khalaf Zanaty, öğretmenlerin sürekli ve güvenceli istihdam edilmesinin, eğitim hizmetinin niteliğini doğrudan belirleyen, eğitim sistemlerinin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda gelişmesini sağlayan en temel parametre olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, eğitim bakanlıklarının geçici sözleşmeli istihdam, ücretli öğretmenlik ve ders saati (ek ders) esasına dayalı güvencesiz çalışma modellerine olan kurumsal bağımlılığı azaltması gerektiğini söyledi.

 

Mali tasarruf politikalarının, bütçe kısıtlamaları veya giderleri azaltma gerekçeleri arkasına sığınılarak genç öğretmenlerin emeğinin istismar edilmesine, güvencesizliğe mahkûm edilmesine ya da özlük haklarının kısıtlanmasına yol açan her türlü neoliberal idari uygulamanın kesin bir dille reddedilmesi çağrısında bulunan Zanaty, “Kadrolu ve sözleşmeli/geçici statüdeki öğretmenler arasında mesleki, sosyal ve mali haklar bakımından tam bir eşitlik tesis edilmelidir. Adil ve eş değer ücretlendirme, kapsamlı sağlık ve sosyal güvenlik sigortası ile yasal izin hakları (hastalık, mazeret, doğum vb.) herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm eğitim çalışanlarına eşit olarak uygulanmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlerin kariyer planlaması güvence altına alınmalı; hizmet içi eğitim faaliyetleri, mesleki yeterlilik geliştirme programları ve ünvan/kariyer basamaklarında ilerleme fırsatları kadrolu meslektaşlarıyla eşit şartlarda sunulmalıdır” dedi.

 

Zanaty, eğitim alanındaki makro politikaların, yasal düzenlemelerin ve stratejik planların hazırlanması aşamalarında, eğitim sendikalarının birer asli paydaş olarak kabul edilmesi ve yapısal istişare mekanizmalarının işletilmesi, öğretmenlerin tüm sendikal haklardan eksiksiz yararlanmasının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

 

Çalıştayda, eğitim sendikalarının, geçici ve kırılgan statüde çalışan öğretmenlerin haklarını savunma, onları temsil etme ve istihdam politikalarına ilişkin sosyal diyalog masalarında söz sahibi olma rollerinin kurumsal olarak tahkim edilmesinin vurgulandığını belirten Zanaty,“Bu doğrultuda, sözleşmeli öğretmenlerin sahip olması gereken asgari mesleki, mali ve sosyal hak standartlarını içeren ve sendikalara rehberlik edecek uluslararası nitelikte bir kılavuz kitapçık/rehber hazırlanmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlerin çalışma şartlarını iyileştiren ve geçici istihdam biçimlerini kalıcı kadrolara dönüştürmeyi başaran ülkelerin iyi uygulama örnekleri ve başarılı deneyimleri, kurulacak ortak bir bilgi ve tecrübe paylaşım mekanizmasıyla diğer ülkelere aktarılmalıdır” diye konuştu.

 

Zanaty, katılımcı üye ülkelerdeki öğretmen istihdam modellerini, mesleki istikrar endekslerini ve bu çalıştayda alınan tavsiye kararlarının hükûmetler düzeyinde uygulanma derecesini yakından takip etmek, sahayı denetlemek ve belirli periyotlarla kurumsal izleme raporları yayımlamak üzere ortak bir ‘Uluslararası İzleme ve Değerlendirme Komisyonu’nungörevlendirilmesi çağrısında bulundu.

 

 

Belarus Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası ile İş Birliği Anlaşması İmzaladık

 

Öte yandan, İstanbul EdUnion Forum 2026’ya katılan Belarus Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası ile iş birliğini güçlendirmeye yönelik anlaşma imzaladık.


Genel Başkanımız Ali Yalçın ile Belarus Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası Başkanı Tatyana Yakubovich arasında imzalanan anlaşma kapsamında, tecrübe paylaşımı, karşılıklı ziyaretler, eğitim ve emek alanında ortak çalışmalar, insani krizler karşısında dayanışma ve uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.


Küresel belirsizlikler çağında eğitim, emek ve insan onuru için uluslararası dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.

 

 

İstanbul EdUnion Forum 2006 Kapanış Töreni

 

Toplantı, Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi.

 

Uluslararası alandaki çalışmalara kararlılıkla, tutarlı bir şekilde devam edeceklerini belirten Ali Yalçın, “İstanbul EdUnion Forum’u iki yılda bir sürdürecek; yeni ülkelerden sendikaları da aramıza katarak tartışmayı daha da zenginleştireceğiz. En önemli konuları birlikte ele alacak, çıkış yollarını birlikte arayacağız. İstanbul EdUnion Forum, bu alandaki en önemli platform olacak. Bunda iddialıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Genel Başkanımız Ali Yalçın, konuşmasının ardından foruma katılan sendika liderlerine plaketlerini takdim etti.

MEMUR-SEN
KONFEDERASYONU
EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ
SENDİKASI
Zübeyde Hanım Mahallesi Sebze Bahçeleri Caddesi No:86
Altındağ - Ankara / TÜRKİYE
Tel : 0.312 231 23 06 Faks : 0.312 230 65 28
ebs@ebs.org.tr
Copyright © Eğitim Bir Sen