Haber
2026-01-06 23:39:03
MEHMET AKİF İNAN ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNE TAKDİM EDİLDİ

Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen tarafından gerçekleştirilen Mehmet Akif İnan Ödülleri, düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi.

Bu yıl yedincisi yapılan Mehmet Akif İnan Ödülleri törenine Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Mehmet Akif İnan Vakfı Başkanı Hıdır Yıldırım, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sinan Tekin, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Özden, OSTİM Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, milletvekilleri, bürokratlar, sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Mehmet Akif İnan’ın kardeşi Dr. Ahmet İnan ve aile fertleri, Memur-Sen Yönetim Kurulu, bağlı sendikaların başkanları, yönetimleri, Mehmet Akif İnan dostları ile kültür, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda davetli katıldı. 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Memur-Sen’i ve Mehmet Akif İnan Vakfı’nı kutluyorum 


Memur-Sen Genel Merkezi Mehmet Akif İnan Konferans Salonu’nda düzenlenen ödül töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gönderdiği telgrafın okunmasıyla başladı.



Hayatını hak ve hakikat mücadelesine adayan, kalemi, duruşu ve cesaretiyle nesillere örnek olan, şair, düşünür, muallim ve aynı zamanda yürekli bir dava adamı, Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ı rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: “Rabbim hepimize Mehmet Akif İnan gibi bir hayat yaşamayı, onun gibi geride hayırlı, şükranla yâd edilecek eserler bırakmayı nasip etsin Kamu görevlilerinin, milletimizin ve demokrasimizin savunuculuğunu üstlenen, en kritik süreçlerde millî iradenin yanında saf tutan, zor zamanlarda demokrasiye sahip çıkan Memur-Sen’i ve Mehmet Akif İnan Vakfı’nı gerçekleştirdikleri bu anlamlı ödül töreni dolayısıyla kutluyorum. Törende ödül alanları, şahsım, ülkem ve milletim adına kutluyor, Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum. Kıymetli misafirlerinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.”

 

Yalçın: İnan; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamı vasıflarını tek bir kimlikte buluşturmuş bir münevverdir

 

Ödül töreninin açılışında bir konuşma yapan Genel Başkanımız Ali Yalçın, şiiri mesuliyet, fikri dirayet, eylemi samimiyet olan Mehmet Akif İnan’ın mefkûresini yarına taşımak için bir arada olduklarını söyledi.

 

Akif İnan’ın yalnızca bir edebiyatçı olmadığını vurgulayan Yalçın, “O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevver; Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı; isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete öz güven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim-Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır” dedi.

 

Adımlarımızı ‘gel kurut bu çağın kargaşasını/ seninle beklenen şimdi şafaktır’ mesuliyetiyle atıyoruz

 

Akif İnan’ın “Düşüncemizin kurmaylarını kurmalıyız. Kurmay, düşüncemizin kültürüne malik olandır; köklü fakat çağdaş bir nefese sahip olandır” sözlerine atıfta bulunan Yalçın, şöyle devam etti: “İşte biz bu şuurla hareket ediyor, insanı ahlaktan koparan, sermayeyi vicdandan ayıran, toplumu ailesiz, milleti köksüz-değersiz bırakmaya azmeden anlayışlara karşı insanı, ahlakı, adil paylaşımı, aileyi, milletimizi ve medeniyet değerlerimizi savunuyoruz. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı ‘gel kurut bu çağın kargaşasını/ seninle beklenen şimdi şafaktır’ mesuliyetiyle atıyoruz.Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen, kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiştir.”

 

Ali Yalçın, “Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek; biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkûresi millî Akif İnan’ın halis fikirleri”nin bulunduğunu belirterek, “6 Şubat depremlerinde, sellerde, yangınlarda, milletçe yaşadığımız her ortak acıda‘Türkiye tek yürek’ diyerek yardıma koştuysak; bu duyarlılığın temelinde, memleket sevdasıyla tutuşmuş kurmay bir akıl vardır” şeklinde konuştu.

 

 

Akif İnan’ın isminin bir istikamet olarak yaşamasını istiyoruz

 

“Bize öyle bereketli, öyle güzel bir miras bıraktılar ki, İdlib’de inşa ettiğimiz 400 konutluk Mehmet Akif İnan Mahallesi’yle mazluma uzanan el oluyoruz. Kuruluşuna öncülük ettiğimiz Uluslararası Emek Konfederasyonu (ILC) ile kadim mefkûremizidünya emek hareketleriyle buluşturuyoruz” diyen Yalçın, “Biz istiyoruz ki Mehmet Akif İnan’ın ismi bir hatıra olarak değil, bir istikamet olarak yaşasın; medeniyet davası topluma, insanlığa, hayata taşınsın. İşte bu anlayışla sözde kalan değil, insana temas eden; düşüncede kalan değil, hayata geçen işler yapıyoruz. 2016 yılında kurduğumuz Mehmet Akif İnan Vakfı ile eğitimin, kültürün, geleceğin dünyasını bugünden inşa ediyoruz. 2021 yılında hayata geçirdiğimiz Mehmet Akif İnan Vakfı Akademisi ile öğretmenlerimize ve yöneticilerimize nitelikli eğitimler veriyoruz. Şimdiden on binlerce eğitimciye ulaştık, ulaşmaya da devam ediyoruz. Sayısız panel, konferans, seminer yapıyor, akademik sendikacılığımızı edebiyat külliyatlarıyla taçlandırıyoruz. İşte bugün burada, Mehmet Akif İnan Ödülleri’yle bir kez daha ‘marifet iltifata tabidir’düsturuyla hareket ediyor; çalışma hayatından kültür, sanat, edebiyata, uluslararası değerden üstün hizmete vefaya kadar altı ayrı alanda dünyaya ve ülkemize değer katan çalışmaları ödüllendiriyoruz. Ben ödül sahiplerimizi şimdiden tebrik ediyor, hüsnü kabulleri için şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, ödülleri seçmek için yoğun mesai harcayan kıymetli jüri üyelerimizin her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

 

Gazze’deki vahşete alışmayacağız, seyirci kalmayacağız, susarak ortak olmayacağız

 

Sözlerini üstad Nuri Pakdil’in antikapitalist, antinazist, antiemperyalist ve antisiyonistselamıyla bitirmek istediğini dile getiren Yalçın, “Çünkü bu selam, bir sloganın değil, tarihin doğru tarafında duruşun adıdır. Ne acı ki bu selamın bugün hâlâ değişmeyen bir adresi vardır. Evet, Gazze’de soykırım, sözde ateşkes perdesiyle devam ediyor. Gazze’yeinsani yardımların akması beklenirken, bebekler soğuktan donuyor, insanlar açlıktan ölüyor. Filistin’de hâlâ oluk oluk kan akıyor. Batı Şeria’da baskınlar, gözaltılar, katliamlar; yerleşimci dedikleri hırsızların sayısı artıyor. Kim ne derse desin, kim dudak bükerse büksün, kim kulağının üstüne yatarsa yatsın, biz Gazze’deki vahşete alışmayacağız, seyirci kalmayacağız, susarak ortak olmayacağız. Katil Netanyahu ve çetesi yargılanıncaya kadar Gazze’de gerçek bir ateşkes, Filistin’de kalıcı barış oluncaya kadar Filistin’le dayanışmaya devam edeceğiz. Kudüs Şairi Mehmet Akif İnan’ın şanına yakışır şekilde ‘Nehirden denize özgür Filistin’ demeye devam edeceğiz. Vietnam’danAfganistan’a, Irak’tan Libya’ya, Filistin’den Venezuela’ya elindeki gücü kan ve yıkıma dönüştüren vahşi ABD emperyalizmini bir kez daha lanetliyorum” diye konuştu.

 

Bakan Tekin: Akif İnan, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkûrenin müellifiydi

 

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkûrenin müellifiolduğunu ifade ederek, “Hakka yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi ardında bıraktığı. Hakkı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi hakeza. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz; kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengâmesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan ağabeyin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır” dedi.

 

“İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor. Nitekim dünyanın nizamı, uzun zamandır ilan edilen ilkelerle fiilî pratiklerin birbirini tutmadığı bir zeminde yürüyor” şeklinde sözlerini sürdüren Tekin, bu coğrafyanın insanının Gazze’de, Yemen’de, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da söz ile fiil arasındaki uçurumu defalarca gördüğünü, nitekim adalet diliyle konuşup güç hesabıyla hareket eden bir düzenle de ilk kez karşılaşmadığını belirterek, “Hemen her gün dünyanın bir köşesinde bu ikiyüzlülüklere şahit oluyoruz. Uluslararası hukukun en temel ilkeleri; devletlerin egemen eşitliği, sınır dokunulmazlığı, yargı yetkisinin millîliği açıkça ihlali gibi birçok konuda insanlık onurunun küresel güç pazarlıklarına indirgendiği utanç verici örneklere şahit oluyoruz. Böyle bir zeminde insan onurunu, millet iradesini ve kurumlarımızın vakarını hangi dirayetle muhafaza edeceğiz; hukukun haysiyetini hangi sebatla ayakta tutacağız? Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkânı değil, zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkâr etmeden ufkunu büyüten,tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil… Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir” diye konuştu.

 

“Tarihimizi anlatıyoruz, ecdadımızı öğretiyoruz, kültürümüzü çocuklarımızla buluşturuyoruz diye “gerici” yaftası yapıştıranların” çıktığını belirten Tekin, “Tarih bilinci olmayan millet, başkasının yazdığı hikâyede figüran olmaya mahkûmdur. Bugün bir zamanlar ‘evrensel’ diye yüceltilen kavramların, güç dengeleri değişince nasıl kolayca askıya alındığını, kimi zaman bizzat o kavramları icat edenlerin elleriyle buruşturulup çöpe atıldığını ibretle izliyoruz. Bu milletin tarihî tecrübesi, karanlığın içinde istikamet üretme iradesidir” ifadelerini kullandı.

 

 

“Bu ülkenin demokrasi yürüyüşünde, emek mücadelesinde alın terinizin mühim bir payı olduğunu biliyor, her birinize yürekten teşekkür ediyorum”

 

Bakan Yusuf Tekin, Akif İnan’ın öncülük ettiği çizginin, kamu görevlisinin günlük talepleriniseslendirmekten ibaret kalmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Yakın tarihimizin kırılma anlarına baktığımızda bunu açık biçimde görüyoruz. 28 Şubat’ın karanlık ikliminde, 27 Nisan bildirisiyle Meclis iradesine gölge düşürülmek istendiğinde, 367 dayatmasıyla Cumhurbaşkanlığı seçimi kilitlenmek istendiğinde, Gezi hadiselerinde sokak üzerinden bir meşruiyet tartışması kurgulandığında, 17-25 Aralık’ta devletin kılcallarına sızmış yapılar yargıyı araçsallaştırmaya kalktığında, 15 Temmuz gecesi bu ülkenin tankları bu milletin üzerine sürüldüğünde Memur-Sen camiası, hem emeğin hukukunu hem de Türkiye’nin istikametini birlikte düşünerek tavır aldı. Aynı vakarın Kudüs ve Filistin söz konusu olduğunda da nasıl tezahür ettiğini hepimiz biliyoruz. Akif İnan ağabeyin ‘Mescidi Aksa’yıgördüm düşümde / Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu” mısraları, bu camianın hafızasında, yüreğe emanet edilmiş bir sızı olarak yaşıyor. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu birikimin elimizde kıymetli bir müktesebat olarak durduğunu görüyoruz. Hakkı hak bilip talep eden, yanlışa yanlış deyip itiraz eden; bunu yaparken de milletin birlik ve beraberliğini, kurumların vakarını, kamunun itibarını gözeten bir çizgiden söz ediyoruz. Bu ülkenin demokrasi yürüyüşünde, emek mücadelesinde, devlet-millet kaynaşmasında alın terinizin, sabrınızın, vakarınızın mühim bir payı olduğunu biliyor, her birinize yürekten teşekkür ediyorum.”

 

Merhum Akif İnan’ın ömrünün özünün muallimliğinde tecelli ettiğini söyleyen Tekin, “Bu ülkenin evlatlarına nasıl bir istikamet, nasıl bir gönül terazisi bırakacağımızı dert edinmiş; kalemiyle, kürsüsüyle, teşkilatın içindeki gayretiyle hep aynı sorunun peşinden yürümüştü. Bugün Millî Eğitim Bakanlığında bizim de üzerinde titrediğimiz mesele, bu ülkenin maarif davasını insan unsurundan fiziki altyapıya, müfredattan ölçme sistemine, öğretmen yetiştirmeden dijital ve sosyal imkânlara kadar bütün boyutlarıyla yeniden sahih bir zemine oturtabilmektir. Türkiye Yüzyılı dediğimiz iddiayı, ekonomik hedefler yahut altyapı yatırımlarıyla sınırlı bir kalkınma başlığından öte bu yüzyıla hangi insan tipini, hangi şahsiyet kıvamını, nasıl bir öğretmen ve gençlik ufkunu armağan edeceğimizin cevabı üzerinden okumaya çalışıyoruz. Maarif davası görüşümüz de burada ete kemiğe bürünüyor: Evlatlarımızı omuzlarımıza emanet edilmiş bir can olarak gören; bilgiyi kuru bir enformasyon yığını olmaktan çıkarıp hikmet ve irfan çizgisine bağlayan; okulu bürokratik bir birim olmaktan ziyade mahallenin kalbi, şehrin hafızası hâline getirmeyi dert edinen bir bakış inşa etme gayretindeyiz” diye konuştu.

 

Öğrenmenin, ölçmenin, okul ikliminin ve öğretmenlik mesleğinin tamamını, “nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz?” sorusuna yeniden bakarak tanzim etmeye çalıştıklarının altını çizenTekin, şöyle devam etti: “Bu çabayı yürütürken, maarif davasının yükü devletin omzunu aşan bir yük; milletin tamamının iştirakiyle taşınabilecek bir emanettir. Bu sebeple Bakanlıkta kurduğumuz her cümleyi, sahada sivil toplum kuruluşlarımızla, sendikalarımızla, vakıflarımızla, meslek örgütlerimizle birlikte düşünmeye gayret ediyoruz. Memur-Sen ailesinin sendikal zemindeki emeğini, Mehmet Akif İnan Vakfı’nın fikrî ve kültürel sahadaki gayretini de Türkiye Yüzyılı’nın maarif ufkuna eklenmiş güçlü bir sivil katkı olarak görüyorum. Temennim odur ki bu sahiplenme dalga dalga büyüsün; öğretmenlerimizden velilerimize, yerel yönetimlerden iş dünyasına, medyadan akademi dünyasına kadar herkes, çocuklarımızın geleceği söz konusu olduğunda elindeki imkânı, vaktini ve söz hakkını bu davaya seferber etsin.”

 

 

Yıldırım: Sendikacılığı medeniyetimizin diliyle yeniden yorumlamıştır

 

Mehmet Akif İnan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hıdır Yıldırım, ömrünü yok sayılmış, örselenmiş, ezilmiş bir davanın yeniden neşvünema bulması mücadelesine hasreden Mehmet Akif İnan başta olmak üzere ahirete irtihal eden bütün dava öncülerini rahmetle anarak sözlerine başladı.

 

İnan’ın 1961’den 1992’ye kadar olan hayatında adeta sendikal mücadelenin zorlu şartlarına bir hazırlık dönemi geçirdiğini gördüklerini kaydeden Yıldırım, “Şüphesiz Eğitim-Bir-Sen’i ve Memur-Sen’i; Memur-Sen’e bağlı sendikaları kuranların her biri birer dava ve mücadele adamıdır. Ancak Mehmet Akif İnan bir dava ve mücadele adamı olmanın yanı sıra bir fikir adamıdır. Sendikacılığı medeniyetimizin diliyle yeniden yorumlamış ve tarih boyunca medeniyet değerlerimizin uygulamalarının günümüz sendikacılığına ışık olmasını sağlamıştır. Yerli, bizim kelimelerimizin ve terimlerimizin hâkim olduğu bir sendikal dil kurmuştur.Bugün bu büyük müesseseler bu fikri temel üzerinde yükselmektedir” dedi.

 

İnan’ın bir vefa şairi olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Onun çokça dillendirdiğimiz, ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir/ Yeter bize vefa elbiseleri’ beyti, anlam itibarıyla katmanlı bir beyittir. O, hiçbir dünyevi kazanç peşinde koşmaksızın ömrünü ahde vefasını yerine getirmek üzere sarf etmiştir. Akif İnan, bu beytinde aynı zamanda bir vefa beklentisini de ifade etmektedir. İşte biz, vefa şairine vefa yaraşır düşüncesiyle hareket eden bir camiayız. Mehmet Akif İnan Vakfı’mız, ona olan vefamızın bir nişanesidir” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

Yapıcıoğlu: En önemli eseri Memur-Sen oldu

 

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, yaptığı selamlama konuşmasında, Mehmet Akif İnan’ın bir dava ve fikir adamı olduğunu, doğru bildiği yolda yürüdüğünü, kendi geçmişiyle, milletiyle bağını koparmayan biri olduğunu kaydetti. Yapıcıoğlu, İnan’ın çok ciddi eserlere imza attığını, en önemli eserinin de Memur-Sen olduğunu dile getirdi. 

 

Mehmet Akif İnan Ödülleri programını geleneksel hâle getirmesinden dolayı Memur-Sen yönetimine teşekkür eden Yapıcıoğlu, “İnşallah millet olarak değerli dava ve fikir adamlarının izinden giderek özümüze döneceğiz, kendimiz olacağız” diyerek sözlerini tamamladı.

 

 

Ahmet İnan: O bir dava adamıydı

 

Mehmet Akif İnan’ın kardeşi Ahmet İnan ise Akif İnan’ın şair, yazar, mütefekkir ve sendikacı kimliğinin yanı sıra bir dava adamı olduğunu söyledi. Birçok yazılı eserinin olduğunu ifade eden İnan, “Bunlar edebi, fikrî yazılardı ama en büyük eseri Memur-Sen’dir” dedi.

 

İnan, Akif İnan’ın gençliğe önem verdiğini vurgulayarak, en büyük meselesinin adam yetiştirmek olduğunu söylediğini kaydetti.

 

Ödüller sahiplerini buldu

 

Konuşmaların ardından, altı kategorideki ödüller sahipleriyle buluştu. Uluslararası Değer Ödülü’ne Küresel Kararlılık Filosu (SUMUD) layık görülürken, Başarı ve Teşvik Ödülü Taha Kılınç’a; Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü (Köyde Okuma Etkinlikleri çerçevesinde) Prof. Dr. Mustafa Böyükata’ya; Jüri Özel Ödülü (Avrupa’da yapay kalp nakli yapan ilk kadın cerrah) Dr. Dilek Gürsoy’a; Kültür, Sanat ve Edebiyat Ödülü Ebubekir Eroğlu’ya, Üstün Hizmete Vefa Ödülü ise Prof. Dr. Bekir Karlığa’ya verildi. 

MEMUR-SEN
KONFEDERASYONU
EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ
SENDİKASI
Zübeyde Hanım Mahallesi Sebze Bahçeleri Caddesi No:86
Altındağ - Ankara / TÜRKİYE
Tel : 0.312 231 23 06 Faks : 0.312 230 65 28
ebs@ebs.org.tr
Copyright © Eğitim Bir Sen