Eğitim-Bir-Sen olarak OECD tarafından açıklanan PISA 2025 sonuçlarını, Türkiye’nin eğitim performansında dikkati çekici ve uzun dönemli bir yükselişin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Türkiye, 2022’ye göre fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının tamamında puanını artırırken, aynı dönemde OECD ortalamalarının üç alanda da gerilemesi, ortaya çıkan gelişmenin önemini daha da artırmaktadır. Bununla birlikte raporun ortaya koyduğu sonuçlar çerçevesinde okul türleri arasındaki başarı farkları, matematikte temel yeterlikler ve bilgi işlemsel problem çözme becerileri yeni dönemin öncelikli iyileştirme alanları olmalıdır.
Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanan PISA 2025 sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmemiz yayımlandı. Sonuçlar, “Eğitime Bakış 2026: İzleme ve Değerlendirme” raporumuzda daha kapsamlı biçimde ele alınacak; ilgili tüm göstergeler ve değişkenler ayrıntılı olarak incelenerek kamuoyuyla paylaşılacaktır.
PISA 2025 Türkiye Raporu’na göre Türkiye’nin fen bilimleri puanı 476’dan 494’e, okuma becerileri puanı 456’dan 472’ye, matematik puanı ise 453’ten 462’ye yükselmiştir. Buna karşılık 2022-2025 arasında OECD ortalamaları fen bilimlerinde 3, okumada 15, matematikte 9 puan gerilemiştir. Böylece Türkiye üç yıllık dönemde sırasıyla 18, 16 ve 9 puanlık artış kaydetmiştir.
Bu sonuçlar, yalnızca son üç yılın değil, Türkiye’nin PISA’ya katıldığı 2003 yılından bu yana oluşan uzun dönemli eğilimin de değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
22 yılda fen bilimlerinde 60, matematikte 39, okumada 31 puanlık artış

Resmî rapordaki bu seri, Türkiye’nin 2015’te yaşadığı belirgin kayıptan sonra yeniden yükselişe geçtiğini ve 2025’te fen bilimleri ile matematikte bugüne kadarki en yüksek PISA puanına ulaştığını göstermektedir. Okuma becerilerinde ise 472 puanla 2012’deki 475 puanın ardından ikinci en yüksek sonuç elde edilmiştir.
2003 ile 2025 karşılaştırıldığında Türkiye’nin puanı fen bilimlerinde 60, okumada 31, matematikte 39 puan artmıştır. Aynı dönemde OECD ortalamaları fen bilimlerinde 18, okumada 33, matematikte 37 puan gerilemiştir. Bu nedenle PISA 2025’i önemli kılan asıl husus, yalnızca Türkiye’nin puan artışı değil; bu artışın küresel ve OECD ölçeğinde düşüş yaşanan bir dönemde gerçekleşmesidir. Nitekim Türkiye’nin 2003-2025 dönemindeki ortalama puanları fen bilimlerinde 434’ten 494’e, okumada 441’den 472’ye, matematikte 423’ten 462’ye çıkarken; OECD ortalaması aynı dönemde sırasıyla 500’den 482’ye, 494’ten 461’e ve 500’den 463’e gerilemiştir.
PISA 2025’in en çarpıcı tablosu

Türkiye ilk kez fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıktı
PISA 2025’te Türkiye’nin fen bilimleri ortalaması 494, OECD ortalaması 482; okuma becerileri ortalaması 472, OECD ortalaması 461 olarak gerçekleşmiştir. Matematikte ise Türkiye’nin 462 puanına karşılık OECD ortalaması 463 puandır. Böylece Türkiye fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken matematikte OECD ortalamasını fiilen yakalamıştır.

Bu değişim sıralamalara da güçlü biçimde yansımıştır. 2022’den 2025’e Türkiye, tüm katılımcı ülkeler arasında fen bilimlerinde 34’üncülükten 19’unculuğa, okumada 36’ncılıktan 18’inciliğe, matematikte 39’unculuktan 28’inciliğe yükselmiştir.
OECD ülkeleri arasında ise fen bilimlerinde 29’unculuktan 14’üncülüğe, okumada 30’unculuktan 13’üncülüğe, matematikte 32’ncilikten 23’üncülüğe çıkmıştır.
PISA 2022’ye 81 ülke katılırken PISA 2025’e toplam 91 ülke katılmış; fen bilimleri sonuçları 91, okuma ve matematik sonuçları ise 90 ülke üzerinden raporlanmıştır. Katılımcı sayısındaki artışa rağmen Türkiye her üç alanda da sıralamasını yükseltmiştir.
Son 10 yılda üç alanda da yükseliş gösteren tek OECD ülkesi Türkiye
PISA 2025 Türkiye Raporu’nun en dikkat çekici bulgularından biri de 2015-2025 dönemidir. Rapora göre fen bilimleri, okuma ve matematik alanlarının tamamında son 10 yılda performansı artış eğiliminde olan tek OECD üyesi ülke Türkiye’dir. Aynı dönemde OECD ortalaması üç alanda da düşüş eğilimindedir.
Eğitim-Bir-Sen olarak PISA 2022 sonuçlarını değerlendirirken Türkiye’nin yıllar içerisinde genel olarak ilerlediğini belirtmiş, ancak bu iyileşmenin sürdürülebilir hâle gelmesine ve iyileştirmeye açık alanlara dikkati çekmiştik. 2022’de fen bilimlerinde elde edilen 476 puanı önemli bir ilerleme olarak değerlendirirken matematik ve okumadaki kayıpların takip edilmesi gerektiğini ifade etmiştik.
PISA 2025 sonuçları, söz konusu iki alanda beklenen toparlanmanın gerçekleştiğini göstermektedir. 2022’ye göre okuma becerilerindeki 16 puanlık, matematikteki 9 puanlık artış, önceki değerlendirmemizde işaret ettiğimiz gerilemenin tersine çevrildiğini ortaya koymaktadır.
Sevindirici gelişme: İyileşme sadece ortalama puanda değil
PISA sonuçlarını yalnızca ülke ortalamalarıyla değerlendirmek yeterli değildir. Eğitimin niteliği açısından temel yeterliklere erişebilen öğrenci oranı ile üst düzey başarı gösterebilen öğrenci oranı da önem taşımaktadır.
2022 değerlendirmemizde Türkiye’de 2. düzeyin altında kalan öğrenci oranının matematikte yaklaşık yüzde 39, okumada yüzde 29, fende yüzde 25 olduğuna; buna karşılık üst performans düzeyindeki öğrenci oranlarının OECD ortalamasının altında kaldığına dikkati çekmiştik.
PISA 2025 bu alanda da belirgin bir iyileşme ortaya koymaktadır.
Fen bilimlerinde asgari performans düzeyine ulaşan öğrenci oranı 2022’de yüzde 75,3 iken 2025’te yüzde 80,5’e yükselmiştir. Üst düzey performans gösterenlerin oranı ise yüzde 4’ten yüzde 7,4’e çıkmış ve yüzde 7,2 olan OECD ortalamasını ilk kez aşmıştır.
Matematikte temel yeterlik düzeyine ulaşanların oranı 2022’de yüzde 61,3’ten yüzde 64,3’e, üst düzey performans gösterenlerin oranı ise yüzde 5,4’ten yüzde 7,9’a yükselmiştir. Üst performans oranı böylece yüzde 7,8 olan OECD ortalamasının az da olsa üzerine çıkmıştır.
Okumada ise asgari performans düzeyine ulaşan öğrenci oranı 2022’de yüzde 70,7 iken 2025’te yüzde 75,9’a çıkmıştır. Üst düzey okuyucu oranı yüzde 1,9’dan yüzde 4,2’ye yükselmiştir. Bununla birlikte bu oran hâlen yüzde 5,5’lik OECD ortalamasının altındadır.
Dolayısıyla PISA 2025’teki iyileşmenin önemli yönlerinden biri, hem tabanın yukarı çekilmesi hem de üst başarı grubunun genişlemesidir.
Okul Türlerine Göre Başarı Nasıl Değişti?

PISA 2025 sonuçları okul türlerine göre incelendiğinde, 2022’ye kıyasla matematik, okuma ve fen bilimleri alanlarının tamamında bütün okul türlerinde puan artışı yaşandığı görülmektedir. Bu durum, Türkiye genelindeki yükselişin yalnızca belirli okul gruplarıyla sınırlı kalmadığını, farklı okul türlerine de yayıldığını göstermektedir.
2025’te en yüksek başarı yine fen liselerinde gerçekleşmiştir. Fen liseleri matematikte 606, okumada 579, fen bilimlerinde 617 puana ulaşmıştır. Fen liselerini üç alanda da sosyal bilimler liseleri izlemiştir. Buna karşılık mesleki ve teknik Anadolu liseleri 2025’te matematikte 400, okumada 414, fen bilimlerinde 435 puanla en düşük ortalamaya sahip okul türü olmuştur. Bu tablo, genel iyileşmeye rağmen okul türleri arasındaki başarı farklarının hâlen yüksek olduğunu göstermektedir. Fen liseleri ile mesleki ve teknik Anadolu liseleri arasındaki fark 2025’te matematikte 206, okumada 165, fen bilimlerinde ise 182 puandır.
2022-2025 döneminin en dikkat çekici gelişmesi ise çok programlı Anadolu liselerinde görülmüştür. Bu okul türünde matematik puanı 400’den 468’e, okuma puanı 413’ten 485’e, fen bilimleri puanı ise 426’dan 504’e yükselmiştir. Böylece artış matematikte 68, okumada 72, fen bilimlerinde 78 puana ulaşmıştır.
Anadolu liselerinde de 2022’de görülen gerilemenin 2025’te tersine döndüğü dikkat çekmektedir. Sosyal bilimler liseleri ise 2018, 2022 ve 2025 sonuçları birlikte değerlendirildiğinde üç alanda da istikrarlı bir yükseliş sergilemiştir. Buna karşılık mesleki ve teknik Anadolu liselerinde artış olmakla birlikte yükselişin diğer okul türlerine göre daha sınırlı kaldığı görülmektedir.
Başarıyı kutlamak kadar kalan mesafeyi doğru görmek de gerekiyor
PISA 2025 sonuçları güçlü bir iyileşmeye işaret etmekle birlikte eğitim politikalarının önünde çözülmesi gereken önemli başlıklar bulunmaktadır.
Bunların başında matematikte temel yeterlik sorunu gelmektedir. Türkiye’de öğrencilerin yüzde 64,3’ü matematikte asgari performans düzeyine ulaşmaktadır. Başka bir ifadeyle öğrencilerin yaklaşık yüzde 35,7’si temel yeterlik eşiğinin altında kalmaktadır. Bu oran, uzun dönemli iyileşmeye rağmen matematik öğretiminin önümüzdeki dönemde özel politika alanlarından biri olmaya devam etmesi gerektiğini göstermektedir.
İkinci temel başlık okullar arasındaki başarı farkıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak PISA 2022 değerlendirmemizde de okul türleri arasındaki makasın büyüklüğüne dikkat çekmiş ve bu farklılığın azaltılması gerektiğini ifade etmiştik.
2025’te bütün okul türlerinde matematik puanlarının artması olumlu olmakla birlikte farklılaşma devam etmektedir. Matematikte fen liselerinin ortalaması 606 puan, sosyal bilimler liselerinin 549, Anadolu liselerinin 479 iken mesleki ve teknik Anadolu liselerinin ortalaması 400 puandır. Fen lisesi ile mesleki ve teknik Anadolu lisesi arasındaki fark 206 puana ulaşmaktadır.
Türkiye’nin genel ortalamasının yükselmesi ne kadar önemliyse, öğrencinin devam ettiği okul türünün başarı üzerindeki belirleyiciliğinin azaltılması da o kadar önemlidir.
Sosyoekonomik dezavantajın kader olmaktan çıkarılması gerekiyor
PISA kapsamında öğrencilerin ekonomik, sosyal ve kültürel durumları Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Durum (ESKD) indeksi üzerinden belirlenmektedir. Bu indeks; ebeveynlerin eğitim düzeyi ve mesleki durumları ile öğrencilerin evlerinde sahip oldukları teknolojik, kültürel ve diğer kaynaklara ilişkin bilgiler kullanılarak hesaplanmaktadır. ESKD indeksinin yükselmesi, öğrencinin ekonomik, sosyal ve kültürel imkânlarının da yükseldiğini ifade etmektedir.
PISA 2025 sonuçları, sosyoekonomik durum ile öğrenci başarısı arasındaki ilişkinin devam ettiğini açık biçimde göstermektedir. Türkiye’de ESKD düzeyi yükseldikçe öğrencilerin fen bilimleri, okuma ve matematik alanlarındaki ortalama puanları da yükselmektedir. Özellikle en düşük sosyoekonomik yüzde 25’lik gruptaki öğrenciler ile en yüksek yüzde 25’lik gruptaki öğrenciler arasındaki başarı farkı dikkat çekicidir.
2015'ten 2025'e üç alanda da tüm sosyoekonomik çeyreklerde puanlar yükselmiş, ancak artış üst çeyrekte alt çeyrektekinden belirgin biçimde daha hızlı gerçekleşmiştir. Genel başarı düzeyi yükselirken alt ve üst çeyrek arasındaki fark kapanmamış, aksine derinleşmiştir: bu fark matematikte 58 puandan 96 puana çıkmış, fen bilimlerinde 22, okuma becerilerinde 12 puan artmıştır. Kazanımın büyük bölümü 2015-2022 döneminde elde edilmiş, 2022-2025 arasında ilerleme hızı ise gözle görülür şekilde yavaşlamıştır.

Yeni alarm alanı: Dijital dünyada öğrenmek
PISA 2025’in dikkatle okunması gereken yeni alanlarından biri de “Dijital Dünyada Öğrenme” kapsamında ölçülen bilgi işlemsel problem çözme becerisidir. Türkiye’de bilgi işlemsel problem çözmede öğrencilerin yüzde 71,4’ü asgari performans düzeyine, yalnızca yüzde 13,2’si üst performans düzeyine ulaşmıştır. OECD ortalaması sırasıyla yüzde 77,3 ve yüzde 26,1’dir. Özellikle üst performans grubunda Türkiye ile OECD arasında yaklaşık 13 puanlık oran farkı bulunmaktadır.
Bu veri, yeni dönemin en önemli eğitim mesajlarından birini vermektedir:
Dijital dönüşümün bundan sonraki aşaması okula teknoloji koymak değil, öğrenciyi teknolojinin tüketicisi olmaktan çıkarıp problem çözen, sorgulayan ve üreten bireye dönüştürmektir.
Okul ikliminde iki farklı tablo: Güven ve aidiyet güçleniyor, sözel ve siber zorbalık dikkat istiyor
Türkiye’nin okula aidiyet indeksi de PISA 2022’deki -0,30’dan 2025’te 0,05’eyükselmiştir. OECD ortalaması 0,09’dur. Böylece Türkiye, okula aidiyette OECD ortalamasına oldukça yaklaşmış ve 2018’deki -0,14 seviyesinin de üzerine çıkmıştır. Raporda öğrencilerin kendilerini okulun bir parçası olarak hissetme ve kolay arkadaşlık kurma oranlarının OECD ortalamasından yüksek olduğu görülmektedir.
Okul ikliminin olumlu taraflarından biri öğrencilerin kendilerini güvende hissetme düzeyindeki gelişmedir. Türkiye’nin okulda güvende hissetme indeksi PISA 2022’de -0,42 iken 2025’te -0,10’a yükselmiştir. 2025’te OECD ortalaması 0,18 olduğu için Türkiye hâlâ OECD’nin gerisindedir; ancak üç yıldaki değişim belirgin bir iyileşmeye işaret etmektedir. Rapora göre Türkiye’de öğrencilerin yaklaşık %87’si okula giderken ve okuldan dönerken kendisini güvende hissetmektedir.
Siber zorbalıkta yeni uyarı alanı: Mevzuat var, önleme ve erken müdahale güçlendirilmeli
PISA 2025’te siber zorbalığa ilişkin ilk kez doğrudan bir madde kullanılmıştır. Öğrencilere, “Benimle ilgili rahatsız edici bilgiler iznim olmadan çevrim içi ortamda yayımlandı” durumunu ne sıklıkta yaşadıkları sorulmuştur. Türkiye’de öğrencilerin %3’ü, OECD genelinde ise %3,2’si bu durumu en az ayda birkaç kez yaşadığını bildirmiştir. Bu gösterge açısından Türkiye ile OECD ortalaması arasında belirgin bir olumsuz farklılaşma görülmemektedir. Buna karşılık sözel ve ilişkisel zorbalık daha fazla dikkat gerektirmektedir. Türkiye’de öğrencilerin %15,7’si en az ayda birkaç kez alay edildiğini bildirirken OECD ortalaması %13,8’dir. Hakkında çirkin dedikodular çıkarıldığını belirten öğrencilerin oranı Türkiye’de %9,5, OECD’de %8,6’dır. Buna karşılık tehdit edilme ve fiziksel şiddet göstergelerinde Türkiye ortalaması sırasıyla %3,2 ve %3,8 iken OECDortalaması olan %4 ve %4,9’un altında kalmaktadır.
Türkiye’de bu konuda sıfırdan başlamıyor. Millî Eğitim Bakanlığı, 15 Kasım 2022’de yürürlüğe giren Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği değişikliğiyle siber zorbalık ve akran zorbalığını disiplin işlemi gerektiren fiiller arasına almıştır. Düzenlemede bilişim araçları veya sosyal medya yoluyla eğitim-öğretim faaliyetlerine, kişilere ve kurumlara zarar verilmesi disiplin kapsamında değerlendirilmiş; ayrıca ceza gerektiren davranışlarda bulunan öğrenciler için rehberlik, psikolojik danışma ve iyileştirici-geliştirici çalışmaların yürütülmesi öngörülmüştür.
Eğitim-Bir-Sen olarak 2026 yılında gerçekleştirdiğimiz “Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar” çalıştayımızda da konuyu yalnızca fiziksel şiddet üzerinden değil, dijital ortamlar ve dijital riskler boyutuyla ele almıştık. EBSAM tarafından hazırlanan raporumuzda, eğitimde şiddetin okul sınırları içerisinde gerçekleşen tekil olaylardan ibaret olmadığı; aile, medya, dijital kültür ve toplumsal çevreyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Raporda özellikle olay sonrası yaptırım yerine erken uyarı ve önleme mekanizmalarının güçlendirilmesi, okul, sosyal hizmetler, sağlık ve güvenlik birimleri arasında entegre sistem kurulması, ailelerin dijital riskler konusunda sürekli desteklenmesi, öğretmenlerin kriz ve davranış yönetimi becerilerinin geliştirilmesi ve dijital ortamlarda şiddeti teşvik eden içeriklere karşı daha hızlı ve etkili mekanizmalar oluşturulması önerilmiştir.
Eğitim-Bir-Sen: İvme korunmalı, başarı bütün okullara ve bütün öğrencilere yayılmalıdır
Eğitim-Bir-Sen olarak PISA 2025 sonuçlarını, Türkiye’nin eğitimde uzun dönemli iyileşmesinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Fen bilimlerinde OECD ortalamasının üzerine çıkılması, okumada OECD ortalamasının aşılması, matematikte OECD seviyesinin yakalanması, üç alanda da hem puanın hem sıralamanın yükselmesi ve son 10 yılda üç alanın tamamında yükseliş eğilimi gösteren tek OECD ülkesi olunması önemlidir.
Ancak PISA’nın amacı bir başarı sıralaması üretmekten ibaret değildir. Bu verilerin asıl değeri, eğitim politikalarının güçlü ve zayıf yönlerini görünür hâle getirmesidir.
Bu çerçevede yeni dönemin hedefi yalnızca Türkiye ortalamasını yükseltmek değil; matematikte temel yeterliklerin güçlendirilmesi, okuma becerilerinde üst başarı grubunun genişletilmesi, okul türleri arasındaki başarı farklarının azaltılması, sosyoekonomik dezavantajların öğrenci başarısı üzerindeki etkisinin zayıflatılması ve dijital problem çözme becerilerinin geliştirilmesi olmalıdır.
Teknolojideki değişimin hızı göz önüne alındığında, gençlerimizin bilgisayarların giderek artan bir rol oynadığı bir iş gücünde yer almaya ve yeni bilgi ve beceriler edinmek için teknolojiyi nasıl kullanacakları konusunda karar vermeye hazır olmaları giderek daha önemli hale gelmektedir. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında derslerimizin müfredatının dijital problem çözme becerileriyle ilişkilendirilmesi de önem arz etmektedir.
PISA 2025’in okul iklimi, zorbalık ve siber zorbalığa ilişkin bulguları da eğitim politikalarının yalnızca akademik başarıya odaklanamayacağını göstermektedir. Türkiye’de siber zorbalık göstergeleri OECD ortalamasına yakın seyretmekle birlikte, alay edilme ve dedikodu gibi sözel ve ilişkisel zorbalık türlerinin görece yüksek olması dikkatle izlenmelidir. Bu nedenle siber zorbalıkla mücadelede önleme, erken müdahale, rehberlik ve psikososyal desteğin güçlendirilmesi; öğrenci, öğretmen ve velilerin dijital riskler konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Bunun yanında disiplin yönetmeliğinin de değişen dijital riskler dikkate alınarak güncellenmesi önem taşımaktadır. Siber zorbalık, izinsiz görüntü veya bilgi paylaşımı, çevrim içi taciz, dijital dışlama ve sistematik çevrim içi saldırı gibi davranışların disiplin hükümlerinde daha açık ve güncel biçimde tanımlanması; disiplin süreçlerinin yalnızca yaptırıma dayalı değil, mağdurun korunmasını, fail öğrencinin davranışının düzeltilmesini, aile katılımını ve tekrarın önlenmesini esas alan onarıcı ve eğitsel bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerekmektedir. Böyle bir düzenleme, okul güvenliğinin ve sağlıklı okul ikliminin güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır.
PISA 2022 için yaptığımız değerlendirmede sonuçların “iyileşmeyi ve iyileştirmeye açık alanları” birlikte gösterdiğini ifade etmiştik. PISA 2025, o tarihte gördüğümüz iyileşme yönünün daha güçlü bir eğilime dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bugün ihtiyaç duyulan ise bu yükselişi sürdürülebilir kılmak, başarıyı belirli okul ve öğrenci gruplarının değil eğitim sisteminin tamamının ortak kazanımı hâline getirmek; aynı zamanda öğrencilerin akademik, sosyal ve dijital açıdan daha güvenli ve destekleyici bir eğitim ortamında yetişmesini sağlamaktır.

Kaynakça
Anadolu Ajansı. (2022, 15 Kasım). Liselerde “siber zorbalık” ve “akran zorbalığı” disiplin işlemleri arasına girdi. Anadolu Ajansı.
Eğitim-Bir-Sen. (2023). PISA 2022 sonuçları iyileşmeyi ve iyileştirmeye açık alanları göstermektedir. Eğitim-Bir-Sen.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB). (2026). PISA 2025 Türkiye Raporu. Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB). (2023). PISA 2022 Türkiye Raporu. Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü.