Mavi Marmara'nın 10. yılı programına katıldık


4970 | 01.06.2020
| |

Mavi Marmara filosunun Gazze'ye insani yardım götürürken uluslararası sularda İsrail askerleri tarafından saldırıya uğramasının üzerinden 10 yıl geçti. Mavi Marmara saldırısının 10. yılındaki anma etkinlikleri bu yıl salgın nedeniyle online olarak gerçekleştirildi.

10 aktivistin şehit olduğu, 50’den fazla kişinin ise yaralandığı Mavi Marmara’nın anıldığı programa Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Halid Meşal, Gazeteci Abdurrahman Dilipak, Nureddin Yıldız ve Filistin Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa katıldı.



 

Programda Ümit Sönmez’in canlı yayın konuğu olan Ali Yalçın, Mavi Marmara’nın insani yardım götürürken insanlığın da yükünü taşıyan bir özgürlük hareketi olduğunu söyledi. Memur-Sen için Kudüs’ün neden önemli olduğuna dair soruyu yanıtlayan Yalçın, “Bu bir sendikal duruş. Neden? Gazze’ye yardım götürmek, oradaki emekçilerin çığlığına ses vermek demek, ‘Biz sizi anlıyoruz’ demek. Her dilden, her renkten ortak vicdanın bir araya gelerek bir sivil itaatsizlik eylemi aslında. Gazze’ye nefes aldırmaya, insani yardım götürürken aynı zamanda oradaki temel hak ve hürriyetlerini kullanamayan insanlar için verilen bir mücadele aslında. Bunu sendikalar bir araya gelerek yapmış olsalardı da bir şey değişmezdi. Aslında insanlığın ulaşması gereken nokta burası. Bir mazlum ve mağdur varsa rengine diline meşrebine bakmadan acıları ile ilgilenmek, ortak bir vicdani duruş sergilemek gerekir” dedi.

Oradaki duruşu bir sendikal duruşun parçası olarak gördüklerini ifade eden Yalçın, “Filistin’deki sendikacılar hem ülkelerini savunmalarının derdindeler hem emekçiler için uluslararası normlar istiyorlar hem de emeklerin karşılığını istiyorlar. Aslında dünyadaki çatı kuruluşların, uluslararası emek örgütlerinin yapamadığını İHH ve aktivistler yapmıştır. Birleşmiş Milletler’in yapamadığını İHH ve aktivistler yapıyor. Bu açıdan Mavi Marmara önemli bir iş yapmıştır” şeklinde konuştu.

Mavi Marmara’nın zalime karşı mazlumdan yana olma mücadelesi olduğunu vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti: “Bizim için sendikal mücadele öncelikle topyekûn bir özgürlük mücadelesi ve dayanışmadır. Bir emek örgütü olarak, Filistinlilerin emeğinin, iradesinin, yaşama mücadelesinin boğulmak istendiği vasata Mavi Marmara ile karşı çıkmış olmayı son derece önemsiyoruz.”

Mavi Marmara’nın, Memur-Sen’in “Yerelden evrensele soylu mücadele” mottosunun bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getiren Yalçın, “Bu yönüyle Mavi Marmara, emperyalizme, kapitalizme, onunla beraber içine girdiğimiz amansız mücadelede güçlü bir destek ve tarihî arka bir plan sunuyor bize” diye konuştu.

Mavi Marmara’nın dünyanın sessiz kalmış vicdanının sesi olduğunu belirten Yalçın, şunları söyledi: “Orada dünyanın tamamını rahatsız eden devlet görünümlü bir yapı var. Bunun tahammül edilebilir bir yanı da yoktur. Mavi Marmara da buna tahammül etmeyenlerin gösterdiği bir insani duruştur. Mavi Marmara, insanlığa bir duruş gösterdi. Bizim Memur-Sen olarak mottolaştırdığımız bir görüşümüz var. Biz emek örgütleri olarak bir araya geldiğimizde, farklı renklerden, farklı dillerden, ülkelerden olmamıza rağmen diyoruz ki, bizim ten rengimiz farklı ama ter rengimiz aynı. Göz rengimiz farklı ama gözyaşımız aynıdır. Mavi Marmara işte bu anlayışın bir mücadele örneğidir.”



 

Mavi Marmara küresel emek dayanışması ufkumuza ciddi bir katkıda bulunmuştur

Mavi Marmara’nın, Memur-Sen’in küresel emek dayanışması ufkuna ciddi bir katkıda bulunduğunu kaydeden Yalçın, “Mavi Marmara’yı unutmak, zulme karşı dayanışmayı ve direnmeyi yok saymaktır. Mavi Marmara’nın üzerinden 10 yıl geçmiş olabilir ama bu yeni nesle aktarılmalı. Nasıl ki Türkiye’de insanlar 15 Temmuz’da bayrağın, birliğin önemini anladılar; Mavi Marmara da Kudüs’ün, Aksa’nın önemini ve mücadelenin ehemmiyetini ortaya koyan tarihî bir olaydır. Bu açıdan Mavi Marmara ruhunun mutlaka devam etmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Filistin’deki sendikal çalışmalara ve çalışma hayatına da değinen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazze’de hayat normalmiş gibi sunulmaya çalışılıyor. Orada bir devlet kendi işlevlerini yerine getiremiyor. Dünya kamuoyu da buna sessiz kalıyor. Memur-Sen olarak, Hak-İş ile birlikte Kudüs ve Filistin’i Destekleyen Sendikalar Birliği’nin içinde yer alıyoruz. Çeşitli organizasyonlar ile emek örgütlerinin Kudüs’ün durumuna dikkat çekilmesi ve sürgündeki Filistinlilerin mesleklerini icra etmeleri konusundaki duyarlılığı harekete geçirmeye çalışıyoruz. Sürgündeki Filistinliler dünyanın hiçbir yerinde mesleklerini icra edemiyorlar. Uluslararası Çalışma Örgütü gibi çatı kuruluşlar bu konuda daha duyarlı davranmalı. Biz o yapıda bunları tartışıyoruz. Oradaki sendikacı arkadaşların yaşadığı zorluğun farkındayız. Belli bir mesafe aldık, daha önemli noktalara gideceğimizi düşünüyorum.”

Ali Yalçın, Amerika’da George Floyd adlı siyahi bir kişinin polis şiddeti ile öldürülmesine karşı başlayan protestoların da Mavi Marmara’daki evrensel mesajı paylaştığını dile getirerek, “Amerika’da herkesin takip ettiği bir olaylar silsilesi var. Siyahi vatandaşın yaşadığı haksızlığa karşı herkes tepki gösteriyor. Malcolm X’in ‘Ben gerçeğin peşindeyim’ dediği gibi oradaki insanlar gerçeğin peşindeler. ‘Bu zulmü kabul edemeyiz’ diyerek bir duruş ortaya koyuyorlar. Mavi Marmara’daki duruş ile Amerika’da insani refleksle ortaya konulmuş olan tavır, dünyanın farklı yerlerinde ortaya konan tavır ile Rachel Corrie’nin ortaya koyduğu tavır örtüşüyor” dedi.

Memur-Sen’in daha önce Arakan, Keşmir, Bangladeş, Suriye gibi pek çok ülke için harekete geçtiğini. Kudüs için de her zaman aktif olduğunu, olacağını ifade eden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan bir Kudüs şairidir. ‘Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde/Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu/Varıp eşiğine alnımı koydum/Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu’ diyen Akif İnan’ın vasiyetini taşıyan bir emek örgütü olarak, Kudüs konusunu son derece önemsiyoruz. Buranın bir açık hava hapishanesine çevrilmesini kimsenin kabul etmesi mümkün değil. Mavi Marmara; tiyatrolara, filmlere, şarkılara, etkinliklere konu olmalı ve daima taze tutulmalı diye düşünüyorum.”



 

Yıldırım: Bu savaşlar bitecek ve ümmet bir gün birleşecek

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Filistin halkının Mavi Marmara sonrasında Türk halkı ile bağ kurduğunu dile getirerek, “Filistinliler, Türkiye halkı bizim arkamızda diye düşünüyorlar. Filistin halkı, Mavi Marmara’da Türk halkı ile Filistin halkının kanı karıştı diyorlar” dedi.

İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’ye saldırmaya hazırlandığını söyleyen Yıldırım, “İsrail her saldırıda dünyayı yokluyor. Diyor ki, acaba ben bu saldırıdan nasıl tepki alacağım. Bir gün bu savaşlar bitecek, ümmet birleşecek ve Kudüs Müslümanların olacak” şeklinde konuştu.
 

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top