Genel Yetkili Sendika

Yükseköğretim Çalıştayımızı gerçekleştirdik

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, sendikacılığın samimiyet, kararlılık ve mücadele gerektirdiğini ifade ederek, “Kurulduğumuz tarihten bu yana samimiyetten taviz vermeden, kararsızlığa düşmeden, hak, emek ve özgürlük mücadelemizi ilk günkü heyecanla yürütüyoruz. Biz eğitim çalışanlarının, kamu görevlilerinin haklarının korunması ve geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, ülkenin tam demokrasiye geçmesi, vesayetin izlerinin tamamen silinmesi, yasakların olmadığı bir zeminin inşa edilmesi için, dün olduğu gibi, çalışıyoruz, çalışacağız” dedi.

Eğitim-Bir-Sen Üniversite Şube yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen Yükseköğretim Çalıştayı’nın açılışında konuşan Ali Yalçın, eğitimde, çalışma hayatında ve sendikal alanda birçok sorun yaşandığını, salgın sürecinde bunlara yenilerinin eklendiğini belirterek, “Engeller aşılmak, sıkıntılar giderilmek, sorunlar çözülmek içindir. Bu da ancak örgütlenmekle, mücadele vermekle mümkündür. Çabalarımız bazen hemen netice vermeyebilir, alın terimiz, mücadelemiz hemen kazanıma dönüşmeyebilir ama her çözüm, elde edilen her kazanım bir mücadelenin sonucudur” şeklinde konuştu.
 


Umut etmekten, mücadele vermekten vazgeçmeyeceğiz

Umutsuzluğa kapılmayacaklarını, sonuç alıncaya kadar gayret göstereceklerini, emek harcayacaklarını vurgulayan Yalçın, “Geçmişte hayal dahi edilmeyen pek çok soruna çözüm bulunmasını sağlayan, yüzlerce kazanımın altında yeri, teri ve imzası bulunan bir teşkilat, eğitim hizmet kolunun genel yetkili sendikası olarak, mevcut sorunları çözmek için var gücümüzle çalışacak; kazanımlarımıza yenilerini eklemek için yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Yanlışlara dikkat çekmekten, gerçekleri söylemekten, doğruları göstermekten, sorunları dile getirip çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşmaktan, yetkilileri çözüm için adım atmaya çağırmaktan vazgeçmeyeceğiz. Hakkın yerini bulması için, haksızlıkların, keyfîliklerin, adaletsizliklerin sona ermesi için, mazlum ve mağdurlar için, eğitim çalışanlarının işinin başına sorunlarından arınmış bir şekilde gidebilmeleri için üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.



 

Yeni bir yükseköğretim kanununa ihtiyaç vardır

Yükseköğretimde yaşanan sorunlara değinen Yalçın, yükseköğretim kurumlarının yönetiminde yetkilerin tek bir makamda toplanmasını önleyecek, her türden yetkinin keyfî kullanımının önüne geçecek mekanizmaları tesis edecek, akademik yükseltme sistemini evrensel kabul gören objektif, nesnel ve ölçülebilir kıstaslara bağlayacak, araştırmacı ve öğretim üyesi yetiştirme sisteminin ana hatlarını yükseköğretim politikaları doğrultusunda düzenleyecek, yükseköğretim çalışanlarının karar mekanizmalarında yer almasını sağlayacak nitelikte yeni bir yükseköğretim kanununun hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Hem bölünen üniversitelerin hem de 2006 ve sonrasında kurulan üniversitelerin yatırım harcamalarının, ihtiyaçları da dikkate alınarak, artırılmasını isteyen Yalçın, “Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcamalar, OECD ülkeleri ortalamasına göre düşüktür. Söz konusu harcamaların OECD ülkeleri ortalamasına çıkarılması için, Türkiye’nin mevcut yüz yüze öğrenci sayısı temel alındığında kamunun 2019 yılı fiyatlarıyla yükseköğretim harcamasını 35,41 milyar TL’den en az 60 milyar TL’ye çıkarması gerekmektedir” diye konuştu.



 

Çözüm konusunda adım atılmalıdır

Yalçın, yükseköğretimde birlikte yönetim ilkesinin benimsenmesi, akademik özgürlüklerin genişletilmesi, araştırma altyapısının güçlendirilmesi, uluslararası öğrenci ve araştırmacılar için cazip finansal şartların oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Akademik teşvik yönetmeliğinin yeniden ele alınması, her türlü akademik çalışmanın, üniversitede gerçekleştirilen her türlü faaliyet ile bunlara yardımcı faaliyetlerin de teşvike esas puanlamaya dâhil edilmesi çağrısında bulunan Yalçın, şunları söyledi:

“2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesinin keyfî, sınırsız, ölçüsüz ve amacı dışında kullanımının önüne geçilmelidir.

Akademik personel için getirilen norm kadro uygulaması yeniden masaya yatırılmalı; ülkemizin öğretim elemanı açığı gözetilerek istihdamı kısıtlayan değil, istihdam artışı sağlayan bir bakış açısıyla ele alınmalıdır.

Akademik personelin daha fazla bilimsel çalışma yürütebilmesi için ücretlerinde artış yapılmalı, girmek zorunda oldukları ders yükü ve ders saati azaltılmalıdır.

Geliştirme ödeneğinde akademik ve idari personel ayrımı yapılmamalı, idari kadrolarda çalışanlara da geliştirme ödeneği verilmelidir.

Döner sermaye ödemelerinden üniversite idari personelinin de faydalandırılması sağlanmalıdır.

2547 sayılı Kanun’un 33/a ve 50/d maddesi kapsamında çalışan araştırma görevlileri iş güvencesine kavuşturulmalı; doktora eğitimini tamamlayanlar doktor öğretim üyesi, doçent unvanını alanlar doçentlik kadrolarına atanmalıdır. Doçentlik unvanını almasına rağmen doçent kadrolarına atanamayan doçentlere ‘kadrolu doçentler’ için öngörülen ek gösterge oranları uygulanmalı, kadro ihdası yapılmalıdır.

Akademisyenlerin daha fazla bilimsel çalışma ve araştırma yapmaları için mali ve sosyal haklarında iyileştirme yapılmalı, idari kadrolarda (genel sekreterlik, daire başkanlığı vs.) görevlendirilme uygulaması kaldırılmalıdır.

Üniversitelerde idari personelin yer değiştirmelerinde muvafakat uygulaması yerine üniversiteler arası merkezî atama ve yer değiştirme hakkı verilmelidir.

Kamuda görev yapan tüm sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir. Sözleşmelilikten kadroya geçen personelin daha önce geçici veya daimi işçi statüsünde geçen süreleri memuriyet hizmet süresine sayılmalıdır.

ÖSYM tarafından tüm yükseköğretim kurumlarını bağlayıcı şekilde her yıl merkezî görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları yapılmalıdır.”



 

Sorunları dile getirmeye, sonuç alıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz

Ali Yalçın, çözüme kavuşturuluncaya kadar mezkûr sorunları dile getirmeye devam edeceklerinin altını çizerek, “Rehavete kapılmadan, umudumuzu yitirmeden mücadele etmeyi, sorun çözmek için emek harcamayı, haksızlıkların giderilmesi için girişimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.


Açılış konuşmalarının ardından çalıştaya geçildi. Şube ve temsilciliklerde gerçekleştirilen çalışmalar; 2547 sayılı Kanun’da yapılması gereken değişiklikler, yükseköğretimde reform ihtiyacı, akademik ve idari personelin sorunları ve çözüm önerileri Akademik ve İdari Personel komisyonları tarafından değerlendirilerek raporlaştırıldı. Rapor, önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.